İran’da petrol işçilerinden tarihi grev

282

İran’da İslami rejim boyunca gerçekleşen en büyük grev yaşanıyor. 60.000’den fazla petrol, petrokimya ve doğalgaz işçisinin katıldığı grev bir ayı aşkın süredir devam etmekte. Grev; öğretmenler, hemşireler, tarım işçileri, kamyon şoförleri, emekliler, işsizler, kadınlar ve öğrenciler tarafından da büyük destek görüyor. Bir yandan da Huzistan eyaletinde su ve elektrik kesintilerine karşı düzenlenen ve onlarca kişinin gözaltına alınıp en az sekiz kişinin güvenlik güçleri tarafından katledildiği protesto dalgası gerçekleşmekte. Ülke genelinde tüm kesimlerin insanca yaşam talebi, protestolarda ortaklaşıyor.

1400 Kampanyası (İran takvimine göre 2021’i ifade ediyor) adı verilen mevcut grev ve protestolar grev komiteleri üzerinden örgütlenmekte. Greve çıkan işçilerin çoğu, petrol endüstrisinde yaygın olduğu üzere aylık, günlük gibi belirli süreli geçici iş sözleşmeleri yoluyla taşeron olarak ve hatta sözlü anlaşmalar temelinde çalışmakta, kimisi de alt taşeron firmalar üzerinden istihdam edilmiş durumda. Bu taşeron sistemi, Türkiye’den de bildiğimiz üzere işçilerin örgütlenmesi önünde engeller oluşturmakla birlikte, işçileri güvencesizliğe, daha düşük ücretlere ve kötü çalışma koşullarına mahkûm ediyor. Dolayısıyla grevin temel talebi olan ücretlerin artırılmasının yanı sıra, diğer başlıca talepler arasında geçici iş sözleşmelerine ve taşerona son verilmesi, ücret ayrımcılığının ortadan kalkması ve özelleştirmelerin geri alınması bulunmakta. İşçiler ayrıca ücretlerin zamanında ödenmesini; greve katıldığı için işten atılan 700 işçinin işe geri alınmasını ve işten atmaların yasaklanmasını; kölece çalışma koşullarına son verilmesini; işyeri sağlığı ve güvenliği koşullarının sağlanmasını; işçilerin kaldığı konutlarda barınma, beslenme ve hijyen koşullarının düzeltilmesini ve rejimden bağımsız sendikalaşma haklarının tanınmasını talep ediyorlar. Eylemleri düzenleyen Sözleşmeli Petrol İşçileri Grev Örgütleme Konseyi birleşik mücadele çağrısı yapıyor ve kadrolu işçilerin de greve tam katılımı bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene grev dalgasının yayılmasını önlemek için ücret artışı vaat etseler de, işçilerin sorunlarının devletin sorumluluğunda olmadığını belirttiklerini unutmamak gerekiyor. Rejimin neoliberal sömürü düzeniyle hiçbir derdi yok, dolayısıyla rejimin temsilcileri de sorumluluk kabul etmeyerek aslında açıkça bunu dile getiriyor. İran halkı işte bu sömürü düzenine, ekonomik krize, işsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe ve rejimin baskılarına karşı mücadele veriyor. Haft Tappeh şeker kamışı fabrikası işçilerinin yıllarca süren seferberliği, Kasım 2019’daki diktatörlüğe karşı halk ayaklanması, baskıcı molla rejimine direnen kadın hareketi ve daha nicesiyle birlikte bu grev, İranlı emekçilerin kapitalist molla rejiminden hoşnutsuzluğunun sürmekte olduğunu gösteriyor.

Yorumlar kapalıdır.