“Mücadele ağlarını örmek zorundayız”

116

Merhaba arkadaşlar, ben petrokimya sektöründe faaliyet sürdüren bir işyerinde çalışıyorum. Bulunduğum yer sanayi bölgesi olduğu için hem kendi işyerimdeki sıkıntıları hem de çevredeki diğer fabrikalarda çalışan arkadaşlarımızın sıkıntılarını yakından görüyorum. Bu sıkıntıları siz işçi arkadaşlarımla paylaşmak istedim.

Çalıştığım fabrikada Petrol-İş Sendikası örgütlü. Sendikalı bir yerde çalışsan bile işçiler olarak içeride yeterince örgütlü değilsen işverenin baskısıyla karşılaşabiliyorsun. Nitekim bizim fabrikada da durum öyle! Günlük üretimi artırmak için her türlü baskıyla karşılaşıyoruz. Ancak patron, baskılarla üretimi artırmaya çalışırken konu biz işçilerin ücretine gelince “Ekonomik kriz var” diyor. Oysa asıl ekonomik krizi biz işçiler yaşıyoruz! Ücretlerimiz sabit olduğundan dolayı, yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli bütün temel ihtiyaçlara gelen zamlar bizlerin belini büküyor. Her şey 3-4 kat zamlanırken bizlerin ücretleri yerinde sayıyor. Söyleme gelince hepimiz aynı gemideyiz. Peki, ürettiğimiz her şeye bu kadar zam gelmişken ücretlerimiz niye yerinde sayıyor? Alım gücü her gün düşen biz çalışanlarız…

Biz işçiler artık uyanmak ve mücadele ağlarını örmek zorundayız. Aksi takdirde biz mücadele ile hakkımızı almaya çalışmadıkça kimsenin bize bir şey vermeyeceğini bilmek zorundayız. Var gücümüzle örgütlü mücadele etmek ve hâlihazırda devam etmekte olan işçi direnişlerine elimizden gelen her türlü desteği vermek zorundayız. Onlar sadece kendileri için değil, aynı zamanda bizler, yani tüm işçi sınıfı için de mücadele ediyorlar. Onların kazanımları bizim de kazanımımız olacaktır.

Cargill zaferini, mücadeleleri ile patrona TİS masasını kabul ettiren Bel Karper grevini ve kararlılıkla süren Adkotürk grevini dayanışmayla selamlıyorum. Mücadeleniz mücadelemizdir. Zafer direnen işçilerin olacak!

Petrokimya sektöründen bir işçi

“Yaşamak her gün daha da zorlaşıyor”

Merhaba emekçi yoldaşlar,

Emekçiler olarak en temel sorunlarımızdan biri geçim sıkıntısı. Son günlerde yapılan zamlar ve hayat pahalılığı bizleri her geçen gün daha da zora sokuyor. Ülke ekonomisi dışa bağımlı, her şeyi ithal ediyoruz ve bir yandan da dolar tavan yapmış durumda. Bu durum bizlerin alım gücünü her gün biraz daha düşürüyor. Bizler için yaşamak, ayakta kalmak her gün daha da zorlaşıyor.

Patronlar bizlerin sırtından kârlarına kâr katarken, emekçiler yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda bırakılıyor. Biz emekçiler bu işe nasıl dur diyebiliriz?

Sermayeye ve AKP’nin kölelik, sömürü düzenine karşı örgütlenmemiz gerekiyor. İnsanca yaşayacak bir ücrete sahip olmak en temel taleplerimizden biri. Buna ulaşmak için birleşerek mücadele etmenin dışında başka bir kurtuluş yolumuz yok.

Bir belediye işçisi

Yorumlar kapalıdır.