6’lı ittifaka ne kadar güvenebiliriz?

Baskıcı ve yağmacı Tek Adam rejiminden, emekçi halkın acil ihtiyaçlarına ve temel taleplerine cevap verecek şekilde kurtulmamızı sağlayacak güçte bir işçi-emekçi ittifakı henüz kurulamadığından, burjuva partilerinden oluşan Millet İttifakı (CHP+İYİ) diğer dört partinin de katılmasıyla önemli bir seçenek haline gelmiş durumda. “Önce bir Erdoğan gitsin, sonrasını düşünürüz” anlayışı bu ittifakı olasılıkla iktidara taşıyacak.

Bu anlayışı paylaşmamakla birlikte, böyle düşünen emekçilere elbette saygı duyuyoruz ve gelecekteki deneyimlerinde onlara eşlik edeceğiz. Ama uyarılarımızı da şimdiden yapalım ki, (tabii ki “biz demiştik” ukalalığına düşmeden) yarınki mücadelelerimizi örgütlerken bu deneyimlerimiz bizlere yol göstersin. Ana başlıklara değinelim:

Ana sorunlar

Yağmacı düzenin kendi yararına tetiklediği ekonomik kriz emekçileri öylesine vurdu ki, ücretlerin alım gücü günden güne dibe vuruyor. Bunun çözümü ücretlerin periyodik biçimde enflasyon oranında otomatik olarak artırılması. Bunu 6 partiden hiçbiri savunmuyor.

İşsizlik bir kanser gibi emekçileri kemiriyor. Çözüm: İş saatlerinin 6 saate indirilerek 4. vardiyaların kurulması ve buralarda işsizlerin istihdam edilmesi. Gene hiçbiri bu çözümü kabul etmiyor.

Halkın vergileriyle kurulan kamu işletmeleri özelleştirilerek yandaşlara peşkeş çekiliyor. Bu yağmanın durdurulması için özelleştirmelere son verilmesi ve özelleştirilen işletmelerin tazminatsız olarak kamulaştırılması gerekir. Ama muhalefet liderlerinin hemen hepsi özelleştirme yanlısı. Sadece Kılıçdaroğlu bazı yol, köprü gibi işletmelerin kamulaştırılacağını söylüyor, ama o da yağmacılara bunun için tazminat ödemeyi vaat ediyor.

Milyonlarca emekçi bankalara borçlu ve bu borçlarını ödeyemiyor. Finans sermayesi bankalar ve tefeciler aracılığıyla halkın kanını emiyor. Buna son vermenin yolu tüm bankaların kamulaştırılarak kredi sisteminin emekçi halkın çıkarları doğrultusunda düzenlenmesi. Ama bunu 6’lı ittifakın bileşenleri akıllarından bile geçirmiyor.

Emekçileri yoksulluğa sürükleyen ve son ekonomik krizi yaratan asıl neden serbest rekabete ve emek sömürüsüne dayalı kapitalist ekonomi. Oysa bizim, kamu merkezli ve emekçi halkın çıkarlarını gözeten planlı bir ekonomik sisteme ihtiyacımız var. İttifak liderleri sadece bunu önermemekle kalmıyorlar, bu çözüme şiddetle karşı çıkıyorlar.

Bu konuların hiçbirinde 6’lı ittifaka güvenemeyiz.

Demokrasi sorunu

İttifak liderleri parlamenter sisteme geçiş ve yeni bir demokratik anayasanın hazırlanması konusunda anlaşmaya varmış gibi görünüyorlar. Bu iyi ama demokratik bir anayasa nasıl yapılacak ve nasıl bir demokratik sistem kurulacak?

İttifak şöyle düşünüyor: Sistem başkanlık sistemi olduğu için bir süre bu şekilde gidilecek; ama bizden seçilecek cumhurbaşkanı, Erdoğan gibi tek adam şeklinde davranmayacak. Ve eğer mecliste gerekli çoğunluğu elde edersek, önce üç-beş sene ekonomiyi rayına oturtacağız ve sonra da yeni bir anayasa hazırlayacağız.

Biz ise şunu söylüyoruz: Yeni sistemi ve yeni anayasayı oluşturacak olan yeni meclis değil tüm halkın iradesi olmalı. Bu nedenle de eğer seçimleri siz kazanırsanız, hemen yapmanız gereken, yeni sisteme karar verecek olan yeni bir Kurucu Meclis seçimleri düzenlemenizdir. Tüm emekçi örgütlerinin serbestçe katılıp temsilcilerini yollayabileceği ve sıfır barajlı bir seçim. Böylece kurulacak olan Kurucu Meclis egemen olmalı. Yani bir yandan yeni anayasayı halkın katılımıyla hazırlarken, bir yandan da ülkeyi bu geçiş döneminde demokratik olarak yönetebilmeli.

Ama ittifak liderleri yeni sistemin kurulmasına emekçilerin katılmasını istemiyor. Onlar kendi anlayışlarına göre bir taslak hazırlamayı ve olsa olsa bu taslağı referanduma sunmayı planlıyorlar. Oysa emekçilerin yararına demokratik bir sistemin kurulması hayali patron partilerinin eline bırakılmamalı.

Bu açıdan da 6’lı ittifak güvenilmezdir. Ama başta da söylediğimiz gibi, şimdilik onlara güvenen emekçilere bu deneyimlerinde eşlik etmeye hazırız. Tabii sürekli olarak gerçekleri ve devrimci çözümleri savunarak.

Yorumlar kapalıdır.