Bir kavram: toplu pazarlık

Sendikal hakların en temel unsurları bir sendikaya üye olabilmek, grev hakkı ve toplu sözleşme (ya da toplu iş sözleşmesi – TİS) olarak tanımlanabilir. TİS, grev ve sendika üyeliğinden farklı olarak işverenle bir “anlaşma” yapmak anlamına gelir. Oysa sendikaya üye olmak ve grev yapmak tek taraflı olarak, işçinin dayattığı bir iradedir. TİS, toplu pazarlık olarak anılan bir müzakere sürecinin nihayetinde açığa çıkan bir belgedir. Bir TİS kanunen 1 yıldan kısa ve 3 yıldan uzun olamaz. Ülkemizde TİS mevzuatı, 6356 ve 4688 sayılı kanunlar ile düzenlenmiştir.

Toplu pazarlık bir işyerinde genellikle birkaç aylık bir süreçtir. Toplu pazarlık için ilk şart, o işyerinde yetkili bir sendikanın bulunmasıdır. Sendikanın yetkili olması için ülkede o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 1’ini üye yapmış olması gerekir. Sonrasında işyeri için yüzde 50, işletme için yüzde 40 barajını aşacak sayıda üye yaparsa o sendika yetki kazanır ve toplu pazarlık sürecine başlayabilir. Bu barajlar sebebiyle Türkiye’de TİS kapsamındaki sendikalı oranı normal sendikalılık oranının oldukça altındadır.

Toplu pazarlık sürecinin ilk aşaması 60 gün sürer. Bu süreçte taraflar anlaşamazsa uyuşmazlık tutanağı tutulur ve arabulucu devreye girer. Eğer arabulucu süreci de bir anlaşma ile sonuçlanmazsa yasal grev hakkı gündeme gelir. Grev hakkını uygulayabilmek için de 60 günlük bir süre vardır, grev işveren tarafına 6 gün önce bildirilmek suretiyle bu süreçte başlatılabilir. İşveren grev oylaması yapmak isterse o işyerinde -sendika üyesi olmayanlar dahil- bütün işçiler oy kullanır. Oylama grevin yapılmaması yönünde olursa bu kez Yüksek Hakem Kurulu (YHK) adlı kurum devreye girer. YHK ayrıca grevin ertelenmesi ya da yasaklanması gibi durumlarda da devreye girer. YHK, çoğunluğu hükümet temsilcilerinden oluşan ve kararları bağlayıcı bir kurum olarak TİS’i bağıtlayarak süreci sonlandırır. Diğer senaryoda ise greve çıkan işçiler, örgütlülüğü ve gücü oranında gösterdikleri irade ile TİS’i imzalar.

Görüldüğü gibi toplu pazarlık; sendika üyeliği, TİS ve yasal grev gibi temel hakların çerçevesini çizen bir kavramdır. Öte yandan toplu pazarlık sürecinin prosedürlerle uzatılması, arabulucu ve YHK gibi kurumların varlığı ve grev gibi temel bir hakkın çok zor kullanılması bu hakların işçiler açısından oldukça sınırlı hale getirildiğini göstermektedir.

Kanunlar sınıf mücadelesindeki güçlerin bir çeşit yansıması olarak ele alınabilir. Toplu pazarlık örneğinde görüldüğü üzere yasal haklar oldukça sınırlı bir şekilde düzenlenmiştir. Yine de işçi sınıfının gücünün yasalardan gelmediğini unutmamak gerekir. İşçilerin herhangi bir hakkı için grev yapması, iş bırakması, üretimden gelen gücünü kullanması meşrudur. İşçi düşmanı, antidemokratik yasaların değişmesi de ancak bu gücü kullanan seferberliklerle mümkündür.

Yorumlar kapalıdır.