Konfederasyonların asgari cüreti ne olmalı?

Hükümet ve patronlar el ele Şimşek programının yıkıcı etkisini büyütüp ülkenin büyük bir çoğunluğunu sefalette eşitleme konusunda kararlı adımlarla ilerliyor.

“Bu kötü gidişi durdurmak için sendikalar genel grev yapmalıdır,” diyerek haklı tepkilerini ifade edenlere karşı sendikal konfederasyonlar “Türkiye’de genel grev yasak”, “Hükümetin baskısı üzerimizde” gibi bahanelerin arkasına saklanabiliyorlar. Peki buna karşı yapılabilecek hiçbir şey yok mu? Eldeki güç çerçevesinde konfederasyonlar, yapabileceğinin en büyüğü ile değil de asgari cüretiyle bile hareket etse bir şeyler değişebilir mi? Sormaya çalıştığımız soru bu.

Türkiye’de asgari ücret işveren, hükümet ve en büyük işçi konfederasyonunun beşer temsilcisi tarafından oluşturulan Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirleniyor. Hükümet ve işverenlerin daima el ele kol kola olduğunu bildiğimiz üzere bu komisyonun yapısı son derecede patron yanlısı.

Komisyonda yer alma hakkına sahip olan Türk-İş, yapısı değişene dek komisyonda yer almayacağını ifade edip toplantılara katılmadı. Bu kadarcık adımla bile komisyonun meşruiyetinin sarsıldığını kavrayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Hak-İş ve Türk-İş’i ziyaret edip asgari ücret masasını buralarda da kurduğunu iddia etti. Öte yandan Bakan görüş almak adına dahi DİSK’in kapısını çalmadı.

Türk-İş’in asgari ücrete dair başlattığı pasif “direniş”in yanı sıra Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Bakanın ziyaretinin olumlu geçtiğini söyleyecek kadar eli yükseltti. Öte yandan DİSK ise bu süreç içerisinde “Gelirde, vergide adalet, insanca yaşam” diyerek genel merkez yönetim kurulu ile İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş başlattı.

Bunlar konfederasyon bürokrasilerinin üzerindeki ağır işçi basıncını gösteriyor. Türk-İş dahi imzayı atıp geçemeyecek kadar tabanından korkuyor. Açık bir hükümet destekçisi Hak-İş yönetimi ise ona söylenenleri ancak yuvarlak laflarla ifade edip sorumluluğu üzerinden atmaya çalışıyor. DİSK ise İstanbul’dan Ankara’ya taşınmadan önce yolu yürüyerek tatbik edip haklı bir sloganın etrafında hareket eder görüntüsünün ardına gizleniyor.

Peki eldeki imkânlar dahilinde yapılabileceklerin sınırı gerçekten bunlar mı? Bizce hayır. Bugün başta Türk-İş olmak üzere konfederasyonlar yalnızca ellerindeki güçle, mevcut sınırlı demokratik haklarını kullanarak harekete geçseler dahi asgari ücret çok daha iyi bir seviyeye çıkar! Gücümüzün farkına varalım. Konfederasyonlar asgari ücret belirlenene kadar Çalışma Bakanlığının önünde süreci takip edeceklerini ifade eden eylemlere dair çağrılarda bulunsalar; kendi işyeri temsilcileri, uzmanları ve yönetimleri ile çıkıp yalnızca burada oturup “Açıklanacak rakamı bekliyoruz” deseler dahi daha iyi bir asgari ücret açıklanırdı.

Bugün insanca bir asgari ücret, insanca bir emekli maaşı, ücretlere enflasyon oranında zam, vergi adaleti ve kıdem tazminatı tavanında düzenleme talepleri işçi sınıfının tamamının gündeminde olan mücadele başlıkları. Bu talepler etrafında yalnızca bir iki sendikanın çabasıyla dahi Gebze Meydanları dolabildiyse, konfederasyonları asgari cürete zorlayıp bu talepleri ifade eden birleşik bir eylem programını sağlamak, insan onuruna yaraşır bir ücret ve yaşam koşullarının kurulması için güçlü bir başlangıç olmaya yeter.

Yorumlar kapalıdır.