Metal TİS’i emekçilere ne anlatıyor?

Yaklaşık üç aydır devam eden MESS grup TİS süreci ocak ayı bitmeden sona erdi. 150 binden fazla metal işçisini temsilen Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş sendikaları ve işveren tarafını temsilen MESS arasında bağıtlanan sözleşmede ilk 6 ay için ücretlerde ortalama yüzde 28,10’luk bir artış söz konusu olacak. Sosyal haklar da eklenince bu oran yüzde 31,15’e tekabül ediyor.

Metal sektöründeki bu TİS süreci kuşkusuz işçi sınıfının tamamını dolaylı da olsa etkiliyor. Zira metal işçileri ülkedeki en örgütlü kesimlerden birini teşkil ediyor. Ayrıca bu, kamu sektörü dışında en fazla sayıda işçiyi kapsayan sözleşmelerden birisi. Bu açıdan MESS ile yürütülen toplu pazarlık süreci farklı sektörlerdeki mücadelelerin seyrinin ve ücretlerin belirlenmesinde oldukça etkili.

Ekim ayında başlayan süreçte Türk Metal yüzde 35, Birleşik Metal ise yüzde 58 civarında zam talep eden birer taslakla masaya oturdu. Buna karşın MESS’in başlangıç teklifi yüzde 10 civarında zam ve 3 yıllık bir TİS imzalanması oldu. Ayrıca işe başlangıçta deneme sürecinin 4 ay olması, 5 gün ve üzeri raporlarda ücretin işveren tarafından ödenmemesi gibi maddeler de MESS tarafından başlangıçta savunuldu. Sosyal haklar açısından ise mevcut durumu geriye götüren bir teklif sunuldu.

İmzalanan sözleşme ile MESS’in dayattığı bazı maddeler saf dışı bırakıldı. Ücret açısından bakılınca asgari ücrete yapılan zammın birkaç puan üzerinde bir zam görüyoruz. 2025 yılı için açıklanan resmi enflasyon oranına yakın olarak yapılan zammı en iyi ihtimalle mevcut durumun korunması olarak görmek mümkün.

Süreç boyunca bütün sendikalar MESS’in tutumundaki dayatmacılığı ve “kazanılmış hakların geriye götürülmesi” riskini işaret etti. İşçi sınıfının en örgütlü kesimlerinin dahi işyeri eksenli mücadelede savunma pozisyonunda olması maalesef bir vakıa. Bu açıdan süreçteki mücadeleyi belirleyen unsur, kazanılmış hakları korumak oldu.

Toplu pazarlık sürecinde metal işçileri örgütlü oldukları işyerlerinde pek çok uyarı eylemi gerçekleştirdi. İşyerinde birkaç dakikalık sembolik iş bırakma eylemleri, iş çıkışı alkışlı protesto, yürüyüş, basın açıklamaları gibi pek çok farklı eylemle sendikalı işçiler bu sürece hazırlandı. Bunların bir kısmı sendikal bürokrasinin göstermelik eylemleri olsa bile işçilerin seferber olması açısından önemliydi. Sürecin sonunda uzlaşma sağlanamaması sonucu 19 Ocak günü grev kararları da alındı. Grev kararının alınması dahi MESS’in uzlaşma zeminine gelmesini sağlayan önemli bir etmen oldu.

MESS ile yapılan toplu pazarlık sürecinin gösterdiği iki somut çıktıyı burada ifade edebiliriz. İlki, göstermelik düzeyde bile olsa işçilerin örgütlü ve eylemli davranışının en ufak bir kazanım için dahi zorunlu olduğudur. Diğeri ise; işçi sınıfının mevcut savunma pozisyonundan çıkmak için birleşik bir örgütlenme ve eylem programına ihtiyaç duyduğudur. Bizim görevimiz ise bu örgütlülüğün büyütülmesi ve acil ihtiyaçları bir eylem programı haline getirmeye çalışmaktır.

Yorumlar kapalıdır.