Yoksulluk, çocuk işçiliği, okul terkleri: 2025’te Türkiye’nin çocukları
2025 yılı, Türkiye’de çocuk hakları alanındaki ağır ve yapısal sorunların devam ettiği bir dönem oldu. Özellikle deprem bölgesindeki çocuklar, çocuk işçiliği ve artan çocuk yoksulluğu gibi başlıklarda tablo endişe verici düzeyde… Yayımlanan raporlar, çocukların yaşam hakkından eğitime erişimine kadar birçok alanda ciddi ihlallerle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Ülke, 2025 boyunca derinleşen ekonomik kriz, güvencesiz çalışma koşulları ve yetersiz kamu hizmetlerinin gölgesinde, en temel insan haklarından mahrum bırakılan çocukların acı tablosuna tanıklık etti. Çocuk işçiliği, yaşam hakkı ihlalleri, yoksulluk ve eğitim terkleri gibi pek çok alanda endişe verici artışlar yaşanırken, meslek örgütlerinin ve sendikaların açıkladığı sayısal veriler durumun vahametini gözler önüne seriyor.
6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen neredeyse üçüncü yılda, depremden etkilenen 11 ildeki çocukların yaşam koşulları ve haklarına erişimi en kritik sorunlardan biri olmaya devam etti. Bölgede psikososyal destek hizmetlerinin yetersizliği ve çocuk dostu güvenli alanların sınırlı kalması, çocukların deprem travmasını atlatmasını zorlaştırdı. Kalıcı konutların gecikmesi, konteyner kentlerdeki eğitim olanaklarının kısıtlılığı ve öğretmen açıkları nedeniyle binlerce çocuk, nitelikli eğitim hakkından mahrum kaldı. Okul terk oranlarında bölgede artış gözlemlendi. Hijyen, sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma koşullarına erişimdeki zorluklar, özellikle kış aylarında çocuk sağlığını tehdit etti.
2025 yılında çocuk işçiliği, özellikle Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) programı üzerinden yaşanan ölümlü iş kazaları ve sömürü iddiaları nedeniyle gündemin merkezine oturdu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verileri, durumun vahametini gözler önüne serdi. Son bir yılda tespit edilebildiği kadarıyla 91 çocuk işçi yaşamını yitirirken, bunlardan 17’sini MESEM’e kayıtlı çocuklar oluşturmakta. Bu ölümlerin ana nedenlerinin başında denetimsizlik geliyor. MESEM programı; mesleki eğitim adı altında çocukları güvencesiz, düşük ücretlerle ve ağır sanayi başta olmak üzere birçok sektörde çalışmaya zorladığı için eleştirildi. Yapılan açıklamalarda, bu uygulamanın çocukları erken yaşta işgücüne iterek eğitim haklarını gasp ettiği ve onları iş kazalarına açık hale getirdiği vurgulandı. Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı bu merkezlerin, ucuz işgücü talebiyle birleşerek çocuk işçiliğinin “yasal” bir kılıfı haline gelme riski taşıdığı belirtiliyor. Ekonomik zorluklar, çocukları okul sıralarından alıp tehlikeli atölyelere, tarlalara ve sanayi tesislerine itmeye devam ediyor. İSİG Meclisi verilerine göre, ölümlerin dağılımında dikkat çekici bir değişim yaşandı: Geleneksel olarak tarımda yoğunlaşan çocuk işçi ölümleri, son dönemde kent merkezlerine ve sanayi sektörüne kaydı. Hayatını kaybeden çocukların sektörlere göre dağılımı şöyle: tarımda 20 çocuk, sanayide 19 çocuk, inşaatta 17 çocuk.
Çocuk yoksulluğu daha da derinleşiyor
Ekonomik kriz, çocuk yoksulluğunun derinleşmesine yol açarak, çocukların en temel haklarına erişimini doğrudan engelledi. Milyonlarca çocuk yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya kalırken, geçim mücadelesi veren aileler, çocuklarını okula göndermek yerine eve destek olması için merdiven altı atölyelerde çalışmaya yönlendirdi. Bu durum, özellikle ortaöğretimde okul terklerinin artışına neden olarak, eğitim hakkının önündeki en büyük engel haline geldi. Derinleşen ekonomik kriz, ailelerin çocukların en temel haklarından fedakârlık ederek geçim mücadelesini sürdürmesine yol açarak, çocuk yoksulluğunu eğitim hakkı ihlallerinin temel kaynağı haline getirdi. TÜİK verilerine göre Türkiye’deki çocukların yüzde 31,3’ü yoksulluk sınırının altında yaşarken, medyan gelir ölçütü kullanıldığında bu oran yüzde 42,4’e kadar yükseliyor. Bebeklerde yoksulluk oranı ise yüzde 41,4 ile en yüksek seviyede. Derin Yoksulluk Ağı’nın raporları, çocukların beslenme ve giyim gibi temel ihtiyaçlara erişimde ciddi zorluklar yaşadığını sürekli olarak gündeme getiriyor. Eğitim-İş Sendikası’nın raporuna göre, 2023-2024 döneminde 612 bin çocuk zorunlu eğitim dışında kaldı. Yoksulluk nedeniyle yaşanan okul terklerinin sonucu olarak, çocuk işçi sayısı 2022’de 619 binden 2024’te 869 bine yükseldi. Ortaöğretimde her 10 çocuktan biri eğitim alamazken, ortaöğretim tamamlama oranı yüzde 77,9’da kaldı.
Çocukların yaşam hakkı ihlalleri alarm verici boyutta
Çocukların yaşam hakkı ihlalleri sadece iş cinayetleriyle sınırlı kalmayıp; yetersiz kamu hizmetleri, denetimsizlik ve güvencesiz yaşam koşulları nedeniyle de alarm verici boyutlara ulaştı. Yılın ilk aylarında medyaya yansıyan ve FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nin raporladığı veriler, yüzlerce çocuğun çeşitli nedenlerle hayatını kaybettiğini gösterdi. Bu ölümlerin büyük bir kısmı, kamu hizmetlerindeki (sağlık, eğitim, denetim) ihmaller ve pozitif koruma yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklandı. Yaşam hakkına yönelik en büyük tehditler arasında trafik kazaları, yangınlar, boğulmalar ve bireysel silahlanma sonucu yaşanan ölümlerin yanı sıra şiddet ve istismar olayları da yer aldı. FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nin medya taramasına göre, 2025 yılının ilk 8 ayında (Ocak-Ağustos) en az 622 çocuk yaşamını yitirdi (ilk 5 ayda 365, Haziran-Ağustos’ta 257 çocuk.) En az 212 çocuk, kamu hizmetlerindeki ihmaller ve pozitif yükümlülüğün yerine getirilmemesi sonucu hayatını kaybetti. Bu çocuklardan 53’ü yangınlarda yaşamını yitirdi. Özellikle Bolu’da bir otelde çıkan yangın gibi olaylar, denetim eksikliği ve güvencesiz hizmet koşullarının yıkıcı sonuçlarını gözler önüne serdi. Barajlar ve sulama kanallarında en az 26 çocuk boğuldu. Sağlık hizmeti alırken 27 çocuk, eğitim hizmeti alırken ise 14 çocuk hayatını kaybetti.
Çocukların hak öznesi olarak kabul edilmesi ve haklarının korunması için daha güçlü bir toplumsal ve siyasal irade sergilenmesi esastır. Bu bağlamda, devletin çocuk işçiliğini yasaklayan, yoksulluğu ortadan kaldıran ve çocukların güvenli bir ortamda yaşama ve nitelikli eğitim alma hakkını koşulsuz sağlayan politikaları ivedilikle hayata geçirmesi için mücadelenin yükseltilmesi, kaybedilen her bir can ve çalınan her bir çocukluk için ertelenemez bir zorunluluktur.
Yorumlar kapalıdır.