“Hak için kurban, küp için kavurma!”
Beylik laftır. “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim!” Menfaatini iyilikle sarmalayıp üstüne bir de fedakârlık fiyongu atma maharetini ifade eder bu söz. AKP zihniyeti bütünüyle bu riyakârlık üzerine kuruludur. AKP, “hak için kurban, küp için kavurma” zihniyetini siyasi bir norm haline getirmiştir. Bu hal bütün toplumsal dokuya sirayet etmiş, zıvanadan çıkmış ve gemi azıya almıştır. Söz konusu olan bütün temel ve ortak değerlerde bir çürüme ve çöküştür. Toplumsal bağlar hiç olmadığı kadar zayıflamış ve zedelenmiş durumdadır.
Siyasi yozlaşma geniş toplum kesimleri için ekonomik çöküşe ve sosyal parçalanmaya yol açmaktadır. Emeklilerin tarihinin en kötü gelir ve yaşam düzeyine gerilemesi bu adaletsiz ve eşitsiz yozlaşmış düzenin bir sonucudur. Bu yozlaşmış sömürü düzeni emeği sermaye karşısında adeta bir paspas haline getirmiştir. Asgari ücret açlık sınırının dahi altına itilmiş, milyonlar bu açlık düzenine mahkûm edilmiştir. Bu yoksunluk ve yoksulluk koşulları altında sokaklar tekinsiz hale gelmiş, suç çocukları dahi içine alarak adeta patlamış ve günlük hayatın sıradan bir parçası haline gelmiştir.
Bu yaşananlar ne sürpriz ne de istisnadır. Balık baştan kokar. AKP’nin yarattığı mevcut siyasi düzen bütün bir sistemi yozlaştırmış, yozlaşma topluma sirayet etmiş ve nihayetinde bütün sosyal dokuya yayılmıştır. Toplum bindiği dalı keser haldedir. Bu yozlaşmış düzenin devamı topyekûn yıkımdır. Kuşkusuz yaşananlar mecburiyet değildir. Değişim ve yenilenme imkân ve fırsatları vardır. Toplum çoğunluğu yaşananlardan gerekli dersleri almıştır. İhtiyaç gidişatı durduracak ve tersine çevirecek birlik ve beraberliği ve ortak mücadele iradesini ortaya koymaktadır.
Siyasi yozlaşma ve toplumsal çürüme ve çözülüşün ilacı işçi sınıfının önderliğinde tüm ezilen ve sömürülen kesimlerin birlikte hareket etmesidir. Böylesi bir ortak mücadele için en uygun araç ve zemin bir emek ittifakıdır. Toplumsal muhalefetin emek eksenli bir mücadele hattı üzerinde buluşması basit bir iktidar değişiminin ötesine geçme imkânı sağlayacaktır. Tüm bir siyasal ve toplumsal düzenin insan onuruna yaraşır, adalet ve eşitlik temelinde yeniden inşasını mümkün kılacaktır. Emekçiler ve ezilenler için artık bu bir tercih değil bir zorunluluktur. Ya yan yana durup birlikte kazanacağız ya da hep birlikte kaybedeceğiz.
Yorumlar kapalıdır.