Putin rejiminin dört yılı aşkındır süren Ukrayna’yı işgal girişimi, yarattığı tüm acıların ve kayıpların yanı sıra derin bir sosyal krize de neden oluyor.
CSIS’in (Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi) yayınladığı araştırmaya göre Rusya’nın Ukrayna’nın tümünü işgal girişimine başlamasından beri yaralı, kayıp ve ölülerden oluşan toplam zayiatı 1,4 milyona ulaştı. Ukrayna için de bu sayının 500-600 bin dolaylarında olduğu söyleniyor. Büyüklüğün anlaşılması için bu sayıların 2. Dünya Savaşı’ndan beri Avrupa’da yaşanan en büyük zayiat olduğunu ve Rusya’nın yalnızca bu savaşta verdiği askeri kaybın ABD’nin 1945’ten bu yana verdiği toplam askeri kayıptan 4,5 kat fazla olduğunu söyleyebiliriz.
Rusya’nın Donbas bölgesinde cephedeki ilerleyişi Putin’in arzu ettiğinden oldukça yavaş, ancak alabildiğine ağır kayıplar bedeli ile sürüyor. Öte yandan, Ukrayna’nın Rusya’nın iç kısımlarına yönelik başlattığı dron saldırıları, Rusya’da Putin rejimi ile Rus halkı arasındaki popüler dilde “Siz siyasete karışmayın, devlet de size karışmasın” şeklinde ifade edilen sessiz anlaşmanın ilk kez sarsıldığını gösteriyor.
Ukrayna’nın rafinerilere yönelik dron saldırılarının sonucunda Rusya’da petrol arzı ciddi bir şekilde sekteye uğradı. Benzin alımına günlük limitler belirlendi ve yakıt istasyonlarının önünde kuyruklar oluştu. Rusya’da benzin üretiminin temmuz ayı içerisinde potansiyelinin yüzde 65’ine düştüğü ifade ediliyor. 31 Temmuz’a kadarki benzine ihracat yasağı ise yıl sonuna dek uzatıldı. Mevcut petrol krizinin sonuçlarının nereye varacağını ifade etmek için hâlâ erken olsa da, Rusya’nın yayılmacı politikalarının Rusya’nın geniş kitlelerinin yanı sıra Rus emekçilerinin de çıkarına olmadığı gündelik hayatta da görünür hale geldi. Putin savaş için şu ana değin paralı askerler, mahkûmlar ve gönüllülerden oluşan bir orduyu kullanarak Rus halkını en genel biçimi ile savaşın dışında tutabilmişti. Öte yandan -her ne kadar Kremlin reddetse de- genel askeri seferberlik tartışmalarının gündeme gelişi de rejim ile halk arasındaki gerilimi artırma dinamiği taşıyor.
Ukrayna 2022 yılından beri yaşanan en büyük protestolara sahne oluyor
Öte yandan Ukrayna’da askeri modernizasyon yanlısı Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Oleksandr Sırski’nin Sovyet ekolünden gelenekselci, hiyerarşiye dayalı askeri stratejisi arasındaki anlaşmazlık ve Fedorov’un artan popülaritesi, 16 Temmuz’da Zelenski’nin Fedorov’u görevden almasına kadar uzandı. Gerekçesi halen açıklanmamış olan bu görevden alma, Ukrayna genelinde protestolara sebep oldu. Protestoların ardından Zelenski, Sırski’yi de görevden alarak durumu dengeleme çabasına girişti.
Protestolar, içerdiği tüm çelişkilere rağmen Ukrayna halkının savaşın gidişatına dair söz söyleme eğilimini gösteriyor. Ukrayna halkı açısından sorunun burjuva Zelenski yönetimi ile Putin arasındaki bir çatışma değil, yayılmacı Putin rejiminin işgaline karşı topraklarını korumak olduğunu bir kez daha görebiliyoruz.
Fedorov’un diğer düzen alternatiflerine karşı beyaz atlı bir prens olarak lanse edilmesinin tüm olumsuzluklarını unutmaksızın protestoların bir yönünü daha göz önünde bulundurmak gerekiyor. Savaş ekonomisinin etrafında ayyuka çıkan yolsuzlukla mücadele talebi böylelikle Ukrayna halkının temel taleplerinden biri olarak meydanlara taşındı.
Bugün Rusya ve Ukrayna halklarının barışa ulaşması her şeyden önce Putin rejiminin işgal fantezilerinin sonlandırılması ile mümkün. Ancak bunu takiben, kapitalist Putin rejimine karşı Rusya işçi sınıfının haklı talepleri ile sahneye çıkması ve Ukrayna’daki protestoların kapitalist yeniden inşa yanlılarına karşı emek merkezli bir birlik oluşturması, onurlu ve kalıcı bir barışın yegâne anahtarı olacaktır.
