Okur mektubu: “Patronlar örgütleniyor, peki ya biz?”

Yıllardır emek gücünü satarak yaşayan bir işçiyim. Geçtiğimiz günlerde çalıştığım işyerinde yaşanan grev sürecine yakından tanık oldum. “Beyaz yakalı” oldukları için kendilerine “işçi” demeyen bir ekibin içerisindeyim. Dolayısıyla yönetim gözünde de üretimi ya da hizmeti durduracak kişi değil; ne olursa olsun şirketin çıkarlarını savunması beklenen çalışanlardanım (!)

Bulunduğum konum nedeniyle, süreç boyunca sendika kırıcılığına açıkça destek verenleri ve buna dair yapılan planları birebir dinleme fırsatı buldum. Grev kararına rağmen greve çıkılmamasının sağlanmasının ardından, bazı ekiplerin bu “sadakatleri” nedeniyle ödüllendirildiklerine tanık oldum.

Peki bir işyerine sendikanın girmesini engellemek neden bu kadar takdir edilen bir davranış? Sendika, patronlar için neden bu denli büyük bir risk? Bu soruya dair düşündüğüm cevapları ve süreçte karşılaştığım sendika kırıcı tutumu Gazete Nisan okurlarıyla paylaşmak istiyorum.

Benim çalıştığım yerdeki süreç, yönetimin sendika ile masaya oturmayı reddetmesiyle başladı. Bunun ardından grev kararı ilan edildi. Karardan birkaç gün sonra hâlâ masaya oturulmadığı için greve gidildi. İşçilerin grev “sevici” olmadıklarını hepimiz biliyoruz; ancak haklarını almak için böyle bir yola başvurabilecek kadar güçlü olduklarını da. Patronlar da bunun farkında. Bu yüzden greve çıkılması halinde maaşların yatmayacağı, grev süresince sosyal haklardan yararlanılamayacağı gün gün, tane tane işçilere anlatıldı. Kısacası aba altından sopa gösterildi.

Sonuç olarak işçiler ekmeklerinden olmaktan korktu ve grev günü geldiğinde greve çıkmadılar. Burada ilgili sendikanın tutumuna dair de ciddi eleştirilerim var; ancak bu başka bir yazının konusu. Zira buraya sığmayacak kadar kapsamlı.

Anlattıklarım, yaşadığım kısa bir deneyimden ibaret. Her ne kadar bir hak kazanımıyla sonuçlanmamış olsa da, bu süreçten çıkarılacak önemli dersler olduğunu düşünüyorum. Bir işyerine sendika girmesini engellemek için nelerin yapılabildiğini ilk elden görmüş oldum. Patronlar sandığımızdan çok daha örgütlü ve hazırlıklılar. Onlara karşı etkili bir karşılık verebilmek ise ciddi bir örgütlü güç gerektiriyor.

Bu deneyim bana bir kez daha emekçilerin örgütlülüğünün hayati önemini hatırlattı. Dilerim bu satırlar, okuyan sizlere de aynı şeyi hatırlatır.

Yorumlar kapalıdır.