2026’da yine: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz

İşçi sınıfı 2025 yılını emek ve kadın düşmanı iktidar politikalarına, Şimşek programına, sendika karşıtlığına, güvencesizliğe, sefalet dayatmasına karşı mücadeleyle geçirdi. 22 Ekim’den beri grevde olan, Birleşik Metal-İş’te örgütlü Smart Solar işçileri, 2026’ya da grevle giriyor. Yüzde 6’lık zam teklifini reddeden Smart Solar işçileri, patronun grev kırıcılığıyla da karşı karşıya. Bir yandan devam eden ve 150 bin metal işçisini kapsayan MESS Grup Toplu İş sözleşmesi sürecine karşı Birleşik Metal-İş’in iş durdurma ve basın açıklaması gibi eylemleri 2026’da da devam edecek.

2026’ya direnerek girenler arasında Özel Okmeydanı Hastanesi işçileri de var. Yenidoğan Çetesi’yle adını duyduğumuz Şafak Grubu’na ait hastane Kasım 2025’te “depreme dayanıksız bina” gerekçesiyle kapatılmış ancak hastanenin 200’e yakın çalışanına birikmiş alacakları ve tazminatları ödenmemişti. Hastane işçileri, yaşadıkları hak gaspına karşı direnişi sürdürüyor.

Sendikal haklarının tanınması için bir yılı aşkın süredir grevde olan, Petrol-İş’te örgütlü Temel Conta işçileri de yeni yılı mücadeleyle karşılıyor. Tez-Koop-İş’te örgütlü Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin İtalyan meslektaşlarıyla eşit ücret almak için çıktığı grev sürüyor. Yine Tez-Koop-İş’te örgütlü File Market işçilerinin sendikal baskılara karşı başlattıkları direniş devam ediyor.

Tokat’ta Birtek-Sen’de örgütlü Şık Makas işçileri, maaş ve tazminat alacaklarının yanı sıra sendikal haklarının tanınması için direniyor. İşçiler “diğer nedenler” anlamına gelen Kod 22 ile işten çıkarıldıkları için işsizlik maaşına hak kazanamıyordu. Mücadele sonucunda Kod 22’yi kaldırmayı başardılar, ancak tüm taleplerinin yerine gelmesi için direnişi sürdürüyorlar.

SAG Hidrolik, GM Teknik Cam, Digel Tekstil ve daha birçok işyerinde insan onuruna yaraşır bir yaşam mücadelesi sürmekte. Bu mücadelelerin bize anlattığı bir şey var: 2026’da en acil ihtiyacımız, bir emek ittifakı olmayı sürdürüyor. Birbirlerinden yalıtık mücadeleler birleşmeli; tüm sendika konfederasyonları ortak bir mücadele planıyla sahneye çıkmalıdır. “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” bir sloganın ötesine geçmeli, işçilerin birliği bir gerçekliğe dönüşmelidir. Karşımızdaki örgütlü iktidar ve patronlar sınıfına cevaben biz emekçilerin tek çıkış yolu bu.

Yorumlar kapalıdır.