Hindistan’da işçi sınıfı genel greve hazırlanıyor: Sendikalar yeni iş kanunlarının geri çekilmesini istiyor

Hindistan’da 10 ulusal işçi konfederasyonu ve farklı sektörlerden çok sayıda sendika, 12 Şubat 2026 Perşembe günü için ülke çapında genel grev çağrısı yaptı. Grevin hedefinde, parlamentoda 2019 ve 2020’de kabul edilen, 21 Kasım 2025’te yürürlüğe giren ve 1 Nisan 2026’da ilgili yönetmeliklerin de tamamlanmasıyla uygulanmaya başlaması hedeflenen dört yeni iş kanununu durdurmak var.

Ücret Kanunu, Endüstriyel İlişkiler Kanunu, Sosyal Güvenlik Kanunu ve İş Sağlığı, Güvenliği ve Çalışma Koşulları Kanunu adlı bu kanunlar Hindistan iş yaşamının düzenlenmesinde köklü değişikliklere yol açacak. 12 Şubat’ta yapılacak ulusal genel grev, Hindistan işçi sınıfına bu dört iş kanununun parlamentodan geçirilmesi ile yöneltilen saldırıdan sonra yapılan altıncı genel grev olacak. Ülkedeki son genel grev 9 Temmuz 2025’te yapılmıştı.

Sendikalar 9 Ocak’ta Yeni Delhi’de toplanan Ulusal İşçi Sendikaları Kongresi’nde “iş kanunlarının derhal iptali” talebini yineledi; hükümetin kanunlara ilişkin uygulamaları düzenleyen yönetmelikler çıkarma girişimine karşı süresiz genel grevi de içeren daha sert eylemler düzenleyebilecekleri yönünde uyarıda bulundu.

Yeni iş kanunları neyi değiştiriyor? Sendikalar neden karşı çıkıyor?

Kongrede konuşan konfederasyon sözcüleri, yeni kanun hükümlerinin işçi karşıtı ve şirket yanlısı olduğunu ve uygulanmalarının işçilerin “sendika kurma ve toplu pazarlık yapma haklarının yakın zamanda kaybedilmesi” anlamına geleceğini belirttiler. Sınıf örgütlerinin tepkisini çeken yeni yasalardaki bazı temel değişiklikleri özetlemek gerekirse:

  • Ülkedeki eski iş yasalarına göre greve çıkmak için önceden bildirim yapma ve belirli bir süre bekleme şartı belirli sektörlerle sınırlıydı. Yeni yasa bu sınırlamaları yaygınlaştırıyor. Patronlara grevlere hazırlık yapma ve karşı hamle geliştirme fırsatı verecek bu değişikliklerle grevlerin caydırıcı gücünün azaltılması ve böylece işçi hareketini sermaye saldırıları karşısında silahsız bırakmak hedefleniyor.
  • Eski yasalar işçileri koruyan birçok düzenlemeyi 100 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerleri için öngörürken, yeni yasada bu eşik 300 ve üzeri çalışan düzeyine çekiliyor. Böylece çalışan sayısı 300’ün altında olan çok sayıda işyerinde işçilere daha “esnek” bir çalışma rejimi dayatılabilecek. Taşeron/sözleşmeli işçilik düzenlemelerinin uygulanacağı işyerleri için önceden geçerli olan 20 ve üzerinde işçi çalışması şartı ise 50 ve üzeri olarak değiştiriliyor. Bu da sömürünün en yoğun haliyle yaşandığı güvencesiz, kuralsız çalışma alanlarının çoğalması demek.
  • Ülkede ücret tanımı ve buna bağlı prim/ödenek hesapları şimdiye dek parçalı bir mevzuat ile belirlenirken şimdi tek bir ücret tanımı yapılıyor ve bordro kalemleri yeniden sınıflandırılıyor. Sendikalar yeni sınıflandırmanın hangi ödemenin “ücret” sayılacağı, fazla mesai, tazminat, prim matrahı gibi alanlarda işçi aleyhine sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
  • Yeni kanun metinlerinde gig/platform işçileri için sosyal güvenlik tedbirlerinin alınması konusunda muğlak bir dil kullanılmış olması, işçilerin bu alanda kazandığı hakların uygulamada gasp edileceği endişesine yol açıyor.

Greve kimlerin katılması bekleniyor?

Sendikalar, 12 Şubat grevinin bankacılık, sigorta ve elektrik gibi stratejik sektörlerdeki işçilerle sınırlı kalmayacağını; iş güvencesi ve sosyal hakların en zayıf olduğu kayıtdışı/enformel sektör ile tarım işçileri başta olmak üzere sınıfın farklı kesimlerine yayılacağını vurguluyor. Çiftçi örgütleri platformu Samyukta Kisan Morcha (SKM) da 12 Şubat için dayanışma ve seferberlik çağrısı yaparak tarım emekçilerini greve destek vermek üzere seferber edeceğini duyurdu.

Sendikaların hedeflediği katılım sağlanırsa grevin ülkedeki hayatı tam anlamıyla durduracak devasa bir eyleme dönüşmesi kesin görünüyor. Fakat Hindistan işçi sınıfının yeni iş yasaları ile karşılarına dikilen sermaye saldırısını püskürtmek için ilerleyen günlerde bundan daha fazlasını yapması da gerekebilir.

Yorumlar kapalıdır.