İstanbul’da ulaşıma zam
Yeni yıla girmemizle beraber çalışanlar olarak gelirlere düşük, giderlere yüksek oranda zamlarla karşılaştık. Asgari ücret açıklandığı anda açlık sınırının altında kalarak bir ilke imza atmıştı. Toplumun önemli bir kısmının asgari ücretle çalıştığı gerçeğini ele alırsak açlık sınırı altında yaşayan nüfusun ne kadar yüksek olduğunu da görebiliriz.
Her şeye olduğu gibi ulaşıma da zamlar geldi. İstanbul’da son zammın (yüzde 30) üzerinden henüz dört-beş ay geçmişti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 12 Şubat‘ta yaptığı meclis toplantısında ulaşıma yüzde 20 zam yapılmasını oy çokluğu ile kabul etti. Bu durumda tam bilet 35 TL’den 42 TL’ye ve aylık abonman 2748 TL’den 3298 TL’ye yükselmiş oldu. Milyonlarca insanın kullandığı Marmaray ve metrobüs fahiş fiyatlara yükselmiş oldu. Taksi ücretlerinde de kısa mesafe 175 TL’den 210 TL yükseldi. Bostancı-Adalar vapuru ise 137,48 TL’ye yükseldi.
İstanbul’da asgari ücretle çalışan biri maaşının yüzde 11,8’ini ulaşıma harcıyor. Kalan maaşın büyük bir kısmı da zaten yüksek miktarlarda olan kiraya gidiyor. Elde avuçta bir şey kalmadığı gibi her ay kredi kartı bakiyeleri inceliyor.
İstanbul’da ulaşım hem masraf hem de yüksek konforsuzluk sebebiyle bir eziyet. Toplu ulaşım araçlarının nüfusa oranla çok düşük kalıyor olması sonucu insanlar araçlarda sıkışık ve yorucu bir ulaşıma mecbur kalıyor.
Bu duruma karşı ne yapmalı? Bireysel veya küçük bir grupla hareketçi eylemlerden ziyade, toplumun önemli bir kesimine hitap eden birleştirici ve bütünleştirici eylem tarzlarını benimsememiz gerekiyor. Salt saldırgan eylemlerden ziyade doğru politika ile doğru noktaya baskı işe yarayacaktır.
Sadece ulaşım zamlarını değil bütün zamları kapsayan bir politikayla eylem birliği oluşturulmalı. Sendikaların bu eylem birliğinde rol alması için çalışmalar yapılmalı ve sokakta politikamızı insanlara taşımalıyız.
Yorumlar kapalıdır.