28 Şubat Savaşı ve emperyalizmde kırılma
Geçtiğimiz aralık ayında binlerce kişinin öldürüldüğü ayaklanmalara sahne olan İran ve ardından gelen Venezuela’daki ABD operasyonu, emperyalizmin nezdinde hızlı bir İran harekâtının toplumsal basıncın etkisiyle rejimde çözülme yaratacağı ve 46 yıllık rejimin kolayca devrileceği yanılsamasına yol açtı.
28 Şubat’ta doğrudan İran Rehberi’nin suikastıyla diplomatik görüşmeler sürecinde başlayan bu “dayatılmış” savaş, “hızlı ve kesin bir zafer” hedefinden uzaklaşarak emperyalizm için stratejik bir batağa dönüştü. Savaş planlandığı gibi birkaç gün içinde sonuçlanmadığı gibi geçen her gün ABD ve küresel kapitalizm için faturası ağırlaşan bir yıpratma savaşı halini aldı. Emperyalist Siyonist ittifakın kibri, bölge halklarının direnişine ve jeopolitik gerçekliğin duvarına çarptı.
Çöken güvenlik şemsiyesi
İran’a yönelik hava bombardımanının ilk gününde 165 kız çocuğunu öldüren ABD ve Siyonizm ittifakı, rejimin birkaç gün içinde düşmediğini gördükçe İran’ın tüm sivil altyapısını vurmakla ve İran’ı taş devrine geri döndürmekle tehdit etti. ABD’nin savaştaki tökezlemesi ve Trump’ın savaş hukukunu tanımaksızın sürekli el yükseltmesi uluslararası destek bulmakta zorlanan ABD’yi yalnızlaştırarak savaşın meşruiyetinin sorgulanmasına yol açtı. ABD, uluslararası diplomatik basınç dışında Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kontrol edilmesinden kaynaklı ekonomik bir basınçla da karşı karşıya kaldı. Boğaz’ın fiili olarak kapanmasının ve enerji akışının kesintiye uğramasının ağır faturasını, başta enerjide Ortadoğu petrolüne bağımlı Asya ülkeleri olmak üzere tüm dünya ödemektedir.
Ortadoğu’da milyarlarca dolarlık askeri üsler vuruldu, askerler otellere çekildi, son teknoloji radar sistemleri tahrip edildi. Bu darbenin sarsıcı sonucu ise, onlarca yıldır ABD’nin “güvenlik şemsiyesi” altında yatan Körfez ülkelerinin (Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE vb.) İran karşısında elinin kolunun bağlanmasıydı. Bu rejimler, devasa askeri harcamalarına rağmen ABD korumasının kriz anlarında işe yaramamasını yaşayarak gördüler. Daha da önemlisi, Çin’in İran’a yönelik askeri ve lojistik desteği denklemi değiştirmiş ve yeni balistik füzelerin Çin GPS’ini (BDS-3) kullanarak nokta atışı hedefler vurmasına olanak sağlamıştır.
Darbe alan petro-dolar sistemi
Bu savaş ABD’nin küresel hegemonyasının iktisadi sütununu oluşturan ve doların “rezerv para” özelliğini koruyan petro-dolar mekanizmasına bir darbe vurmuştur. İran’ın petrol satışı yaparken dolar kullanmaması ve dolar kullanmadan satış yapan ülkelerin boğazdan serbest geçişine izin vermesi doğrudan bu mekanizmayı hedef almaktadır.
İran’ın neredeyse tüm petrolünü Çin’e sattığını göz önüne alırsak ABD’nin İran rejimini devirmek istemesinin altında Çin’e karşı petrol ticarinde avantaj kazanmak ve Çin’i tam çevreleme stratejisinde önemli bir mevzi kazanmak da vardır.
Siyonist yapı ve ABD tüm Ortadoğu enerji nakil hatlarının İsrail’den geçmesini ve İsrail’in enerji ihtiyacının garanti altına alınmasını hedeflemektedir. Ortadoğu’daki her müdahalenin, yapılan her anlaşmanın altında bu hedef yatmaktadır.
Bugün Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) kartelinden çıkacağını açıklaması, Suudi Arabistan’ın koyduğu kotalardan bağımsız petrol üretebileceği anlamına geliyor. BAE bu hamleyle ABD ve İsrail güdümüne daha fazla girmeye istekli olduğunu gösterdi. Bu savaştan en fazla darbe yiyerek çıkan BAE, İran rejimiyle baş başa kalmamak için İsrail’in ve ABD’nin güvenlik kalkanına her zamankinden daha fazla muhtaç.
Petro-doları ayakta tutan ülkelerin çıkar çatışmasına başlaması elbette savaşın bir sonucu. Ama dolar ile petrol satışına karşılık ABD tahvillerinin alınmasına dayanan bu mekanizmanın tam olarak parçalanması, emperyalist savaş olmadan kısa vadede olanaklı gözükmüyor.
Ödenecek fatura
Hürmüz’ün tıkalı kalmasının tüm dünyada, özellikle gübre tedariğindeki aksamaların, küresel gıda enflasyonunu tetiklediğini net bir şekilde söyleyebiliriz. Bu durum başta Asya kıtası olmak üzere birçok ülkede gıda kaynaklı seferberlikleri tetikleyebilir.
Türkiye’de ise iktidarının uyguladığı ekonomi politikaları, emekçileri bu savaşın maliyetine karşı tamamen savunmasız bırakmıştır. OVP hedefleri net bir biçimde çökmüştür. Artan enerji/lojistik maliyetleri, zaten gıda enflasyonu altında ezilen Türkiye işçi sınıfının alım gücünü biraz daha eritecektir. İktidarın tarımı ve enerjiyi dışa bağımlı kılan sermaye birikim modeli yüzünden her emperyalist çatışma pazara yansımakta, açlık sınırını daha da yukarı çekmektedir.
Bu süreçte Türkiye’nin dış politikadaki tutumu da iflas etmiştir. İktidar bir yandan “itidal” çağrıları yaparken, diğer yandan emperyalist savaş makinesinin dişlisi olmaya devam etmektedir. NATO’da olmak, herhangi bir savaşta doğrudan taraf olmak demektir. Bağımsız bir diplomasi ve dış politika için derhal NATO’dan çıkılmalıdır!
Direnişin kazandırdığı
Savaş, Siyonist rejim için de yıkıcı olmuştur. İsrail, tarihindeki en ciddi askeri ve psikolojik darbelerden birini almış, yenilmezlik miti bir kez daha çökmüştür. Askeri sahadaki sert karşılık, ABD-İsrail ekseninin planladığı kara harekâtını askıya almasına neden oldu. Sahadaki bu tıkanma, önce 8 Nisan’da bir ateşkesi, ardından 21 Nisan’da bu geçici ateşkesin uzatılmasını zorunlu kıldı.
Uzatılan bu ateşkes, İran ve bölge halkları için “nihai bir zafer” olmadığı gibi, ABD emperyalizmi için de “nihai ve mutlak bir yenilgi” anlamına gelmemektedir. Emperyalizm eriyen stoklarını yenilemek ve yeni hamleler için zaman kazanmak istemektedir. Ancak, ABD’nin Ortadoğu’da silahlı direnişle geri püskürtülmesi, planlarının akamete uğratılması ve masaya oturmaya zorlanması tarihsel bir önem taşımaktadır.
Bugün görev, amasız ve fakatsız bir şekilde emperyalist saldırganlığa karşı İran halkıyla enternasyonal dayanışmayı gerektirmektedir. Savaşın faturasının emekçilere kesilmesini engellemenin tek yolu, savaşı kışkırtan emperyalist-kapitalist mekanizmalara çomak sokmaktır.
Bu kapsamda İncirlik ve Kürecik üsleri derhal kapatılmalı, Ceyhan boru hattından akan petrolün İsrail’e gidişi derhal engellenmelidir. Siyonist saldırganlık ekonomik, askeri ve politik olarak boğulmalıdır.
Yorumlar kapalıdır.