“Geriye dönük tüm haklarım saklıdır!”

104

İstanbul Hadımköy’de yaklaşık 350 kişinin çalıştığı, PVC doğrama pencerelerin kilit sisteminin üretildiği firmada dünya ekonomikkrizi başladığından bu yana işten çıkarmalar düzenli olarak devam ediyor. Firma işten çıkarılan işçilerin kıdem tazminatını ve diğer haklarını vermemek için elinden geleni yapıyor. Bu firmada çalışan işçi kardeşlerimiz hem yoğun bir şekilde çalıştırılıyor hem de iş yerinde olan iş kazalarından sorumlu tutuluyorlar.

Burada çalışan bir kardeşimiz işten atıldı. Onunla yaptığım sohbeti sizinle paylaşmak istedim.

İşçi kardeşimiz bu firmaya 5 yıl emek vermiş ve iş yerinde gece vardiyasında uykusuz olduğu için makine çalışırken yanlış bir düğmeye basmış, kalıbın ezilmesine neden olmuş. Sabah olunca üretim müdürü arkadaşımızı yanına çağırmış. Kalıbın nasıl ezildiğini sormuş. Arkadaş da, “Uykusuz olduğum için manüel tuşuna basacağıma yanlışlıkla mengene tuşuna bastım; kalıp ondan ezildi.” demiş. Üretim müdürü de “Kalıba baktım. Yaklaşık 100 liralık masrafı var. Bunu üstlenecek misin?” demiş. Arkadaş da “Hata benim, üstlenirim. Bunu ikramiye ya da maaşımdan azar azar kesersiniz.” demiş ve arkadaşa 100 liralık senet imzalatmışlar.

Arkadaş üretime geri dönmüş. 1 saat sonra çalıştığı vardiyanın ustabaşı arkadaşa insan kaynaklarından çağrıldığını söylemiş. Arkadaş da oraya gittiğinde işten çıkarıldığını öğrenmiş ve muhasebe müdürü işten çıkarıldığı için iş akdini sonlandıran formu imzalamasını istemiş. Arkadaş da “İmzalamam!” demiş. Muhasebeci “Ben seni tanıyorum, sen çalışkan bir işçisin. İmzalamasan da sadece benim 2 saatlik bir zaman kaybıma neden olursun. Formu notere götürür, noterle sana gönderirim. İmzalamak zorunda kalırsın. Hem ben sana kazık atmam, beni tanırsın.” demiş. “İmzalarsan hemen maaşını da veririm.” demiş. Arkadaş da imzalamış.

Eve geldiğinde başından geçenleri anlatmak için beni aradı. İşten atıldığını söyledi. “Bana tazminatımı verirler mi?” diye sordu. Ben de ona bir kâğıt imzalayıp imzalamadığını sordum. “İmzaladım ama patronum ve müdürler beni sever, bana kazık atmazlar” dedi.

“Peki, İş Kanunu’nun hangi maddesine dayanarak işten attılar?” diye sorunca İş Kanunu’nu bilmediğini ama kâğıdı okuduğunu, işyeri zararından ve 25. maddeden söz ettiğini söyledi.

Ben de ona çok güvendiği patronunun ve müdürlerinin ona iyi bir kazık attığını ve hiçbir şekilde tazminatını alamayacağını söyledim. 4857 sayılı kanuna göre, belirli ya da belirsiz süreli iş sözleşmesinin bir işçinin iyi niyet kuralları dışında işyerine zarar verme ve bunun gibi sebeplerden dolayı tek taraflı feshedilebilir olduğunu söyledim ve ona asla patronlara ve müdürlere güvenmemesini söyledim. Onların bizi sömürdükçe kazanan insanlar olduğunu söyledim.

Arkadaşlar unutmamalıyız; patronlar bizi sömürmeden zengin olamazlar. Arkadaşımızın yaşadığı sorun ülkemizde ve dünyada biz işçilerin sürekli karşılaştığı sorunlardan biri. İş akdini sonlandıran formu biz istemedikçe bize imzalatamazlar. Çok zorda kaldığınızda formun üzerine tükenmez kalemle “Geriye dönük tüm haklarım saklıdır.” şeklinde bir yazı ekleyip imzalayabilirsiniz.

Yazan: Ali Büyükdere (25 Haziran 2009)

Yorumlar kapalıdır.