Yalnızlaştırma harekâtı mı, tekele alma çabası mı?

144

Geçen ayki sayımızda “Açılım Sürerken” başlıklı yazımızda, açılım tartışıladururken, süre giden baskılardan bahsetmiştik. Son bir ay içerisinde ise batı cephesinde yeni bir şey yok ve baskılar hâlâ sürüyor!

“Kürt sorununa demokratik açılım”ın en can alıcı şiarı, akan kanı durdurmak!

Daha önce de söylemiştik, barış için tartışmaya lüzum yok. Samimi bir barış için daha ne kadar zamana ihtiyacımız var? Kan dursun diye tartışılırken daha ne kadar kan akacak? Samimi bir barış girişiminin yapacağı ilk şey, silahları derhal susturmaktır. Bu basit gerçek, bizim açılımın güvenilirliğini sorgulamamıza yetiyor.

Erdoğan “operasyonlara devam” dedi

Bu samimiyetsizliğin geçtiğimiz ay içerisindeki ilk göstergesi, Başbakan tarafından sunuldu. Erdoğan, operasyonların durdurulmasına dair gelen çağrıyı reddederek, “terör olduğu için operasyonlar var”, dedi.

Bunun üzerine geçen süreç içerisinde, Bingöl’de duvara yazı yazan iki kişi PKK propagandası yaptıkları gerekçesi ile tutuklandı. Van’da düzenlenen operasyonlar ile 5 kişi gözaltına alındı, bunların 3’ü ise tutuklandı.

Tüm bu operasyonların gerekçesi, Erdoğan’ın ağzından: “PKK’yi yalnızlaştırarak terörü yok etmek” olarak açıklanıyor.

Diyelim ki hedef gerçekten de terörü yalnızlaştırmak. Peki, şu gelişmeye ne demeli: Milliyet gazetesine; Öcalan’ın yol haritasının verilip verilmeyeceğine dair KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan’ın FHA’ya (Fırat Haber Ajansı’na) yaptığı açıklamalara yer vermesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından PKK propagandası yapmaktan dava açıldı!

Bir diğer yalnızlaştırma harekâtı ise dağda değil, yine şehirde üstelik meclisin içerisindeki DTP’li milletvekillerine karşı yapıldı.

Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi, DTP Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Emine Ayna ile DTP Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş’ın haklarında açılan davalarla ilgili ifadelerin, milletvekillerinin kendi dokunulmazlıklarını gerekçe göstererek vermemeleri karşısında; ifadelerinin polis zoru ile alınabileceği yönünde bir karar aldı.

Tüm bu baskılar ne anlama geliyor?

Abluka ve yalnızlaştırma operasyonları, sadece dağda değil, Kürt sorunun çözümünde devletin dışında söz söylenebilecek her yerde sürüp gidiyor. Bu durumun ise tek bir anlamı var: AKP açılım sürecinde, DTP üzerinden Kürt halkının siyasi iradesini zayıflatarak, tek muhatap haline gelme çabalarına devam ediyor. AKP, açılımı kendi tekelinde tutmaya devam ederek, rejimin sınırları içerisinde muhafaza etmeye çabalıyor.

Bu durum samimi ve güvenilir bir çözümün tek muhattabının Türkiye işçi sınıfı ile yoksul Kürt halkı olabileceğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.

Yazan: Sedat D. (29 Eylül 2009)

Yorumlar kapalıdır.