İşten Çıkarmalara, Güvencesiz Çalışmaya Karşı Birleşik, Kitlesel 1 Mayıs

Bir tekstil fabrikasının örgütlenmesi sırasında dertleştiğimiz bir işçi kardeşimiz, canına neden tak edip sendikalaşma çalışmasına giriştiğini şöyle anlatıyordu: “Önce mesaileri arttırdılar. Sonra mesai ücretlerini ödememeye başladılar. Yetmedi maaşlar gecikmeye başladı. Hep fedakârlıktan bahsettiler. Ha bitti bitecek dediler, burası bizim dediler, aynı gemideyiz dediler. İnandık, sabrettik, değişen bir şey olmadı. Maaşları düşüreceğiz dediler. İşsiz kalma korkusuyla sustuk. Yetmedi sipariş azaldı bugün git yarın gel dediler. Canımıza tak etti, örgütlendik.”

Aslında tekstil işçisi kardeşimizin sözleri, bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca emekçinin yaşadıklarının kısa bir özeti. Krizi bahane eden patronlar sınıfı, kârlarını korumak için her türlü tiyatroyu çevirmeye devam ediyor. İşlerine geldiğinde “Kriz bizi teğet geçti”, “Hükümet krizi iyi yönetti” diyenlerin tamamı patronlar sınıfının temsilcileri. Eğer bu dedikleri doğruysa neden hâlâ ağlıyorlar? Neden aynı yukarıdaki fabrikada olduğu gibi bize bunca cefayı layık görüyorlar? Madem kriz yok, neden güvencesiz, kıdem tazminatsız işçi çalıştırmak istiyorsunuz?

Evet, bu ülkede ciddi bir kriz var. Evet, bu kriz siz patronları teğet geçti. Ama biz emekçileri teğet geçmedi. Her gün soframızdaki ekmeğimiz biraz daha küçülüyor. İşsizlik tehdidi ile daha fazla sömürülüyoruz, sigortasız, sendikasız, esnek çalışmaya mahkûm ediliyoruz. Milyonlarca kardeşimiz işsiz. İşte, kısa çalışma ödenekleri de bitmeye başladı. İşverenler işten çıkarmalara yeniden hız verdi. Battı denen Yunanistan’da bile işsiz sayısı Türkiye’nin onda biri ve işsizlik oranı Türkiye’nin yarısı kadar. Buna rağmen patronlar işçileri daha kolay işten çıkarmak istiyorlar. Yani köle işçi istiyorlar. Patronlar kıdem tazminatı kalksın diyorlar. Esnek çalışma artsın diyorlar; yani “bugün git, yarın gel” demek istiyorlar. Sigorta payını ödemek istemiyorlar. İşte bize patron düzeninin reva gördüğü çalışma hayatı… Onlar kârlarına kâr katacak, bizlerse onların saltanatı uğruna köle gibi çalışacağız!

Elbette bunlara karşı çıkan binlere emekçi var. Fabrikalarda bir direniş bitiyor, yenisi başlıyor. Saldırılara karşı işçi kardeşlerimiz örgütlenmeye, direnmeye çalışıyorlar. Örneğin Antep’te Çemen Tekstil işçileri taleplerini işverene kabul ettirdiler. ATV-Sabah işçileri yeniden grev pankartlarını diktiler. İşten çıkarılan 150 İSKİ işçisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde direnişe geçtiler. Esenyurt işçilerine yenileri katıldı ama direnme azimleri hiç kesilmedi. TEKEL işçilerinin bir kısmı yaşadıkları illerde mücadele etmeye devam ediyorlar. TARİŞ işçileri işten çıkarmalara karşı direniyorlar. İşten çıkarılan 108 Akardan işçisi fabrika önünde beklemeye devam ediyor. Eko Depar Metal işçileri sendikal nedenlerle işten atıldılar, fabrika önünde İzmir’de beklemeye devam ediyorlar. Bunlar gibi birçok direniş mevcut.

Ancak tüm bu direnişleri birleşik bir sele döndürme yönünde bir irade boşluğu var. Bu yerel/tekil mücadeleler birleşmediği sürece burjuvaziye geri adım attırabilmemiz kolay değil. Aslında TEKEL işçilerinin mücadelesi böylesi bir yolu bizlere açmak üzereydi. Bunun farkına varan patronlar sınıfı ve elbette onların işçi sınıfı içerisindeki ajanı olan sendika bürokratları bu mücadelenin önünü bin bir manevra ile kestiler.

Bugün sınıf güçlerinin önündeki en temel görev mücadeleler arasında bir koordinasyonun sağlanmasıdır. Bu yönde atılan adımların güçlendirilmesi gerekmektedir. Panellerde, mitinglerde bir araya gelen işçi temsilcileri, ortak bir komite ve talepler programı etrafında büyük bir mücadele inşa etmemizin önünü açabilirler. Bizler tüm gücümüzle böylesi bir çalışmanın birleşeni olmaya çalışacağız.

Saldırıların ve elbette mücadelelerin yoğunlaştığı ve belki de daha da artacağı bir ortamda 1 Mayıs’a doğru ilerliyoruz. Patronlar sınıfına karşı işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta, temel talepler etrafında birleşik ve kitlesel olarak durabilmek çok önemlidir.

Çağrımız tüm sendikal konfederasyonlara ve elbette tüm devrimci, demokrat sınıf güçlerinedir. İşçi sınıfının mücadelesini kısır alan tartışmalarıyla kilitlemekten vazgeçelim! Bir yandan mücadeleleri birleştirmenin öneminden bahsederken, bir yandan alan tartışmaları ile sınıfı bölmek sadece patronların işine yarar. Birleşik, kitlesel yani mücadelelerimizi birleştiren tek bir eylem için güçlerimizi birleştirelim. Sınıf mücadelesi bu sorumluluğu bizlerden bekliyor. Kitlesel ve birleşik 1 Mayıs için görev başına.

Yazan: İşçi Cephesi, 31 Mart 2010

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.