KPSS skandalında yeni perde

159

10-11 Temmuz tarihlerinde gerçekleşen KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı)’de 350 öğrencinin tam puan alıp birinci olmasının ardından kopya iddiaları gündeme gelmiş, ÖSYM ise tatmin edici bir açıklama yapamamıştı.

280 bin aday mağdur edildi

Dünyanın en büyük sınav kurumlarından biri olan ÖSYM’nin böylesi bir skandal karşısında uzunca bir süre sessiz kalması KPSS sonrasında atama hakkı kazanan 30 bin öğretmen için kaygı uyandırmaktaydı. Sonunda olan oldu, KPSS-lisans eğitim bilimleri testinin “sınav sürecinde bazı usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatine varıldığından, telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkmasını engellemek için” iptal edildiği duyuruldu.

Böylece 30 bin öğretmenin işsizlik süreleri uzadığı gibi, okullardaki öğretmen açıkları da bir nebze olsun kapatılmamış oldu.

Yarımağan’ın istifası yeter mi?

Ünal Yarımağan, kurulduğu 1974 tarihinden itibaren ÖSYM’de çalışmakta ve de son altı yıldır ÖSYM’ye başkanlık etmekte idi. KPSS skandalının ardından ise, bir süre kopyanın somut delilinin olmadığını söyleyen Yarımağan, sonunda; “koşullar bunu gerektirdiği için” istifa ettiğini, hayatının geri kalan kısmında ise, “bahçesi ve torunu ile ilgileneceğini” beyan etti.

Türkiye’de 5 milyar TL’lik bir sınav endüstrisi oluşmuş durumdadır. ÖSYM ise, bu sınav endüstrisinin en iyi şekilde işlemesi için çabalayan bir kurumdur. Tüm atama planların IMF ile yapılacak anlaşmalar ve kredilere ve sınav endüsrisindeki yatırımlara göre programlandığı daha öncesine Yarımağan dahil pek çok yetkilinin ağzından kaçmıştı. Ancak bugün Yarımağan’ın istifası kurumun bu niteliğini değiştiren bir adım olmamıştır. Yapılan sadece bir oyuncu değişikliğidir.

Ayrıca yaşanan skandalın tek sorumlusu ÖSYM değil, onun bağlı olduğu YÖK ve MEB kurumlarıdır. Çözüm sadece Yarımağan’ın istifasında değil, bu üç kurumun tamamında yapılması gereken köklü değişikliklerdedir.

KPSS’yi MEB düzenlerse?

YÖK tarafınan ortaya atılan bir başka öneri de KPSS’yi ÖSYM değil MEB’in düzenlemesidir. Ancak böylesi bir adımın çözüm olmayacağı da gün gibi açıktır. Çünkü skandalın sorumluları zaten YÖK-MEB-ÖSYM kurumlarının üçüdür.

Buna karşın acil bir şekilde yapılması gereken, atamaların durdurulmaması ve ataması yapılmayan öğretmenlerin de derhal atanmasıdır.

Okullardaki öğretmen açığı da bu şekilde engellenebilir. Bunun için yeterli bütçe olmadığını söyleyenler için ise çözüm basit: Kirli savaşa ayrılan para buraya aktarılsın. Heron uçaklarına değil de öğretmenlere ödeme yapılsın! Yetmedi mi, 5 milyon TL’lik sınav endüstrisi kamulaştırılsın ve tüm öğretmenlere ve öğrencilere yetecek kadar kamu alanı elde edilmiş olsun.

Yorumlar kapalıdır.