Mesafe’nin Yeni Sayısının Dosya Konusu: Enternasyonalizm

162

Mesafe’nin 6. (Güz) sayısının dosya konusu enternasyonalizm. Bu sayımızda siz okurlarımıza, enternasyonalizmin ideolojik ve politik temellerini, IV.Enternasyonal’i ve onun kuruluş sürecini ve evrimini, temel tezlerini, politik-programatik yönelimlerini tanıtan bir sayı hazırlamaya çalıştık.

Kuşkusuz enternasyonal bir tarihçe sunmanın ya da okuyucuyu bir belge-bilgi manzumesiyle buluşturmanın ötesinde bir amacımız var. Üzerine konuştuğumuz şey yaşayan Marksizmdir! Bu sayımızda sosyalizmin, devrimin ve bunların ayrılmaz bir parçası olan enternasyonalizmin güncelliğinden bahsediyoruz.

Sosyalizm ve enternasyonalizm birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. İşçi sınıfının ve onun önderliğinde tüm insanlığın kurtuluş öğretisi olarak sosyalizm gerçek anlamına ancak enternasyonalizmle ulaşır. Enternasyonalist olmayan bir sosyalizm anlayış ve pratiği bizatihi sosyalizm tasavvuruna vurulmuş en büyük darbedir. XX. yüzyıl, bu anlamda, sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya hayalinin, üstelik sosyalizm adına, yerle bir edildiği korkunç ve yıkıcı olaylara sahne olmuştur. Biri diğerinden koparıldığında geriye kalanın, her ikisine de karşıt ama onların kimliğine bürünmüş yeni ve düşman bir anlayış olması kaçınılmazdır.

Tam da bu nedenle, Marx ve Engels’ten bu yana, diğer bir ifadeyle en başından itibaren, enternasyonalizm, devrimci Marksizmin en önemli, en temel, en ayırt edici niteliklerinin başında gelmiştir. Nitekim bugün de, enternasyonalizm, 150 yılı aşkın sosyalist mücadele tarihini, teorik ve pratik anlamda, tüm ideolojik, politik, örgütsel varoluşlar temelinde tanımlayabilmenin kilit unsuru olmaya devam etmektedir.

Kuşkusuz enternasyonalizm sadece temel bir teorik-politik anlayış değildir, aynı zamanda bir politik örgütsel varoluş pratiğidir. Hiç şüphe yok ki sosyalizm ile enternasyonalizmin birbirinden kopmazlığının en yüksek ifadesi de işçi sınıfının dünya partisidir. Bu nedenle de geçmişten bugüne, dünyada ve Türkiye’de, herhangi bir politik geleneğin, akımın, çevrenin sosyalizm anlayışının temel göstergeleri enternasyonalizm ve dünya partisi teori ve pratiği olmuştur, olmaya devam etmektedir.

Troçki’nin, “Sol tüm dünyada sadece beş kişi kalmış olsa bile, bunların görevi bir ya da birkaç ulusal örgütle birlikte bir uluslararası örgüt inşa etmek olurdu” demesi tam anlamıyla bu enternasyonalizm geleneğinin bir ifadesidir. Devrimci Marksist geleneğin bu yorulmaz duvarcı ustası, çağının pusulasını yitiren tüm unsurlarına karşın devrimci Marksizm bayrağının bugünlere ulaşmasını sağlamıştır.

Sınırlı kapsamlı bir dergi sayısında enternasyonalizmin ve tüm enternasyonallerin tam bir dökümünü yapmak, bilançosunu çıkarmak olanaklı değil; ayrıca böyle bir girişim Mesafe’nin tek başına üstlenebileceği bir görev de olamaz. Dolayısıyla dosya konusu olarak enternasyonalizmi ve IV. Enternasyonal’i kendi tarihimizle ilintili olarak, yani kendisini IV. Enternasyonal’i “yeniden inşa etmeye” adamış ortodoks Troçkist eksen üzerinden irdelemeye çalıştık, bunun belgelerini tekrar gündeme getirdik. Kuşkusuz bu eksenin dışında, sosyalist devrimin dünya partisi olarak uluslararası bir örgütlenme için faaliyet gösteren başka -Troçkist, Troçkizan ya da merkezci- akımlar da var. Dosyada bu akımları ele almamamız, onların bunu hak etmediğine değil, Mesafe’nin sınırlılığına işaret eder.

Yusuf Barman, “Günümüzde IV. Enternasyonal’in İnşası” başlıklı yazısında tam da bu konuya, Enternasyonal’in parçalanmışlığına, onun nedenlerine ve ama öte yandan mutlak inşa zorunluluğuna el atıyor. Yeniden inşa sürecinin sınıf hareketi ve bilinciyle olan ilişkisini; öte yandan, neoliberal dönemde Sol hareketin içine sürüklendiği parçalanma ve yeniden oluşma süreçleriyle olan bağıntısını araştırıyor. Bu bağlamda, “önderlik bunalımının” günümüzde “önderliğin inşası bunalımına” dönüşmüş olduğunu belirtiyor. Bu noktalardan hareketle de IV. Enternasyonal’in yeniden inşasının hangi politik eksenden geçebileceğine, geçmesi gerektiğine ilişkin düşünce ve önerilerini dile getiriyor.

Cemre Sava ve Murat Yakın, “Yeniden İnşa Dinamikleri ve Ortodoks Troçkizmin Alanı” başlıklı makalede, yukarıda değindiğimiz “bizim tarihimizin eksenini” mükemmel bir biçimde sergiliyorlar. Devrimci Marksizm için sınıf mücadelelerinin ve politik süreçlerin tarihi, “kendi başına konuşan” olguların toplamından ibaret değildir, olamaz. Tarihi değerlendirirken, onun diyalektik açıklanmasına referans oluşturan ideolojik, felsefi ve politik kavramları ve hatta “hedef” tanımlamalarını harekete geçirmemiz, olguları bu gerçeklik-referans bağlamları arasında gidip gelerek tekrar ve tekrar değerlendirmemiz gerekir. Sava ve Yakın, işte bu yöntemle devrimci bir Enternasyonal için uğraş veren ortodoks Troçkizmi kendi alanıyla birlikte inceliyorlar ve onun kendi başına bir bilançosu olmasa bile, böyle bir bilançoya zemin hazırlayacak malzemeyi sunuyorlar. Ama her bilanço geleceğe ışık tutmak zorunda olduğundan, Sava ve Yakın da makalelerini “yeniden inşanın” kriterleri çevresinde örüyorlar.

Oktay Orhun’un derlediği, “Dün, Bugün: Enternasyonalizm” başlıklı makale, enternasyonal inşasının ardında yatan ideolojik ve politik kriterleri, referans noktalarını sergileme amacını taşıyor. Yazının ilk satırı, “Enternasyonalizm, daha ortaya çıkışından itibaren Marksizmin temel ilkelerinden biri, hatta en önemlisi olagelmiştir” tespitiyle başlıyor. Dünden bugüne Marksizm ve sosyalizm adına gerçekleşen sapmalar düşünüldüğünde bu temel ilkenin öneminin tersi bir ilgisizliğe mahkûm edildiğini belirtmek gerekiyor. Adlarında komünizm, sosyalizm gibi ifadeler yer alan ama program ve eylemlerinde enternasyonalizmin izi dahi bulunmayan partilerin varlığı ise sosyalist hareketin gerçek bir fotoğrafını sunuyor. Tam da bu anlamda yazıda, “Nasıl bir enternasyonal?” sorusuna karşılık gelen şu satırların ayrı bir önemi var: “Ama bilinmesi gerekir ki, inşa edilecek Enternasyonal, yeni bir uluslararası örgüt olacaktır. Tüm kirlenmişliklerden arınmış, revizyonist ve reformist sapmaların bulaşmadığı ve bulaşamayacağı yeni bir Enternasyonal, bir dünya partisi olacaktır. O gün Leninist-Troçkistler, yeryüzüne şöyle sesleneceklerdir: İşte, Sosyalist Devrimin Dünya Partisi! İşte, IV. Enternasyonal!”

Evet, ama IV. Enternasyonal nedir? Nasıl bir tarihe sahiptir? Yusuf Barman, “II.Dünya Savaşı’ndan LIT-CI’nin Kuruluşuna: IV. Enternasyonal Tarihçesi” yazısında bu soruları kapsamlı bir şekilde cevaplıyor. Barman’ın 1990’lı yılların ortasında hazırladığı bu çalışma kendi ifadesiyle, “içerdiği politik kavrayış ekseni ulusal ve uluslararası düzeylerde devrimci parti inşası çalışmalarının omurgasını oluşturmuştur”. Barman, Mesafe için yeniden gözden geçirdiği bu yazının nitelik ve önemini şu satırlarla ifade ediyor: “Bu metin, IV. Enternasyonal’in kapsamlı ve belgeli bir tarihi olma amacını ve iddiasını taşımamaktadır. Böyle bir tarih çalışması elbette bir politik tarihçiler grubunun hazırlayacağı çok daha ayrıntılı, kaynaklara dayalı ve bütün yorumları kapsamaya çalışan bir yapıt olabilir. Buna karşılık aşağıda yayımladığımız metin, bugün Mesafe’nin ardında yatan enternasyonalist kavrayışın ana hatlarını aktarıyor olması açısından önem taşıyor.”

Mesafe bu sayısında bir dizi belgeye de yer veriyor. “IV. Enternasyonal’in Kuruluş Kararları Önsözü” ve “LIT-CI Kuruluş Tezleri”. Bu belgeleri hem IV. Enternasyonal’in hangi koşullar altında ve hangi gerekçelerle kurulduğunu göstermesi hem de Türkiye’de az bilinen LIT’in, hangi temeller üzerine kurulduğunu sunması açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Kuşkusuz bu önem sadece tarihsel bir önem değil aynı zamanda yaşayan Marksizmin süregiden temel rotasını göstermesi açısından da vazgeçilmez değerde.

Sedat D., “Yugoslavya Deneyimi ve Kaderini Tayin Hakkı” başlıklı yazısının temel amacını, “Yugoslavya deneyimi çerçevesinde ulusların kendi kaderini tayin hakkını tanımak ile siyasal demokrasi arasındaki ilişkiyi incelemek” şeklinde belirtmekte. Günümüz Türkiyesi’nde Kürt sorununun çözümüne ilişkin olarak “demokratik konfederalizmden” Katalonya (İspanya) otonom yönetim biçimine kadar değişen yelpazede yer alan farklı -ya da benzer- önerilerin tartışıldığı bir süreçte, Sol hareketin pek de el atmamış olduğu, Balkanlar’daki karmaşık ulusal sorunun -sorunların- bilinmesi, değerlendirilmesi önem taşımakta. Nitekim, Sedat D. de yazısından beklentisini, “Umuyoruz ki Yugoslavya deneyimini ele almak pek çok güncel konuya da açıklık getirmeyi kolaylaştıracaktır” diyerek ifade ediyor.

Mesafe’nin 7. (Kış) sayısında yeniden buluşmak dileğiyle…

Yorumlar kapalıdır.