TEKEL işçilerinden basın açıklaması

15

Basına ve Kamuoyuna

1 Ekim itibariyle iş kaybı tazminatlarının ödemesi son buldu. 4 C sözleşmesini imzalasak bile, hükümet verdiği sözü tutmayarak iş vermiyor. 4C’yi imzaladığı halde aylardır iş bekleyen, işyeri belli olduğu halde işbaşı yaptırılmayan işçiler var.

Anayasa Mahkemesi, referandum sonrasında mahkemenin üye sayısının 11’den 17’ye çıktığı için, 11 üyeyle karar verilmesini adil bulmuyor. 4C karşısında rengini belli ediyor.

Tek Gıda-İş Yönetimi ise, 1 Nisan’dan bu yana işçilere ve kamuoyuna verdiği mücadele sözlerini, şerefi üzerine yaptığı yeminlerin hiçbirini tutmadı. Mücadele etmekten geri kaçıyor.

Bu koşullarda ya kaderimize boyun eğip, hükümet ne verirse ona razı olacağız, ya da sendikamızın, temelini TEKEL işçilerinin attığı sendikamız Tek Gıda-İş’in mücadeleyi başlatması için kapısını aşındırmaya devam edeceğiz.

Değerli basın emekçileri, bir kez daha Tek Gıda-İş’in kapısındayız. Temmuz ayında Türk-İş Genel Merkezindeydik. Sendika yönetiminden TEKEL işçileri için verdiği sözleri tutmasını istemek için buradayız. 78 günlük mücadelenin boşa çıkmaması için geldik. 4C uygulamasının ve taşeronlaşmanın genel bir çalışma biçimi haline gelmesini önlemek için mücadele etmekten başka yolumuz kalmadı.

Sağlıktan eğitime, tersaneden belediyeye, hizmet alanlarından üretime kadar her alanda iş güvencesi yok ediliyor. Geçici, sözleşmeli,taşeron, gündelikçi çalışma yaygınlaşıyor. Hâkim üretim biçimi esnek çalışma oluyor. Bu gidişe tek başına ne TEKEL işçileri ne de Tek Gıda-İş karşı koyamaz. Ancak 78 günlük direnişin öncüleri, sendika yöneticileri görev ve sorumluluktan kaçamaz. İşçi sınıfının beklentisi de bu yöndedir.

Değerli basın, TekGıda-İş yönetimi sorumluluktan kaçamaz. Mücadeleyi nasıl başladıysa öyle sürdürmek zorundadır. Ondan beklenen budur. İşçiyle arasını açarak, mücadele eden işçileri aşağılayarak, onlara terörist deyip suçlayarak bir yere varamaz. Çevik kuvvetin ardına sığınarak mücadeleci sendikacılığa örnek olamaz.

Tek Gıda-İş Yöneticilerine sesleniyoruz.

Karşımızda polis barikatı kurdurdunuz. Yarı yana olduğumuz günleri çok çabuk terk ettiniz. Ocak, Şubat’ta barikatın karşı tarafında AKP hükümeti ve ona destek veren Türk-İş Genel Merkez Yönetimi vardı. Ya bugün?

Barikatın bizim tarafımızda Türk-İş ve Tek Gıda-İş yöneticileri yok. Tek Gıda-İş yönetimi istifa ettiği, hain ilan ettiği Türk-İş yönetimiyle birlikte AKP hükümetinin koltuk değneği mi olacak, yoksa haklarını arayan işçilerle birlikte mücadele mi edecek? Soru gibi cevabı da nettir: Barikatın üç yanı yok: Ya bizimlesiniz ya da bizim karşımızda onlarla!

Değerli basın emekçileri, TEKEL işçilerinin bugün buradaki sayısına bakarak sakın ola ki, işçilerin mücadeleye hazır olmadığı kanaatine varmayın. Bizim temsili olarak gelişimizi yanlış yorumlamayın. Tek Gıda-İş yöneticileri de bu yanılgıya kapılmasın. 1 Nisan’dan beri mücadele eden işçilere uygulanan polis ve sendikacı baskısını her kesim gibi TEKEL işçileri de sabır ve ibretle izlemekle yetiniyor.

Herkesin olduğu gibi TEKEL işçilerinin de bir sabrı ve sınırı var. Bu sınırı kimse zorlamaya kalkmasın!

Tek Gıda-İş göreve!

Sendika işçilerin evidir!

4C’ye karşı mücadele etmeyen, işçi sınıfına ihanet eder!

Yorumlar kapalıdır.