Tecavüz ve Cinsel Şiddete Karşı Acil Kadın Dayanışması!

42

Kadına yönelik cinsel şiddet ve tecavüze karşı kadın dayanışmasına her daim ihtiyacımız olduğu muhakkak. Bizler, yaratılan tecavüz kültürüne ve bunu yaratan, meşrulaştıran devlet kurumları ve hukuk sistemine karşı her fırsatta bu dayanışmanın ağlarını örmeliyiz. Bu saikle, aşağıda 2007 Haziran’ında tecavüze maruz kalmış bir kadının üç yıldır süren adalet mücadelesinin kendi kaleminden hikâyesini ve dayanışma çağrısını sizlerle paylaşıyoruz.

Hep birlikte, kadın dayanışması için:

Duruşma Tarihi: 26 Ocak 2011 Saat:14.30

Yer: MUĞLA ili FETHİYE ilçesi Ağır Ceza Mahkemesi

***

“Merhaba,

2007 yılı haziran ayında Muğla ili Fethiye ilçesi gebeler kaplıcasında sayısı tespit edilemeyen kişilerin tecavüzüne ve işkencesine maruz kaldım. İçlerinde yüzlerini gördüğüm ve tanıdığım 8 tecavüzcü hakkında suç duyurusunda bulundum. Elimizde yaşadığım travmayı tanımlayan travma sonrası stres bozukluğu anksiyat ve travmatik amnezi (hafıza kaybı) teşhisi olan hastane raporu ve jinekolojik durum raporu ile hukuksal başvuru gerçekleştirdik. Ayrıca savcı tarafından Adalet Bakanlığı İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas kuruluna sevk edildim. Kurul yaptığı inceleme neticesinde ‘mevzu geçen ırza geçme olayı neticesinde travma sonrası stres bozukluğu adın verilen ağır nevroz hali tespit edilmiştir’ şeklinde tecavüzü ve etkilerini ayrıntılı olarak (20 sf) ifadelendirdiği bir rapor yazmıştı. Savcılıktan orada olan kişilerin tespiti için baz tespiti istedik. Yapılmadı. Telefonlarda dinleme istedik. Yapılmadı. Saldırganların ev ve iş yerlerine eş zamanlı baskın istedik. Yapılmadı. Savcı tüm bunlara rağmen kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. İtiraz ettik itirazımız reddedildi. Tüm mücadelemize rağmen Muğla’nın nüfuzlu kişilerinden oluşan bu tecavüzcü curuh yargılanmadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru gerçekleştirdik. Başvuru kabul edildi ve dosya görüşülmeye başlandı.

Daha sonraki süreçte eğitim- sen üyesi olan tecavüzcü hakkında Muğla Eğitim sen şubeye başvuru gerçekleştirdim. Öğretmen olan tecavüzcüler hakkında Milli Eğitim Bakanlığına başvuru gerçekletirdim. Muğla ili il insan hakları komisyonuna, TBMM insan hakları komisyonuna ve TBMM kadın erkek fırsat eşitliği komisyonlarına başvurular gerçekleştirdim. delil toplama taleplerimizi yerine getirmeyen savcılar, kovuşturmaya yer olmadığı kararını veren savcı ve kararı onayan hakim hakkında ‘görevi kötüye kullanmaktan’ Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’na suç duyurusu gerçekleştirdi. Sonuç olarak Eğitim sende ki tecavüzcü -biz disiplin sürecinin işletilmesini 9 ay beklemeden sonra- emekli olup istifa etti. il insan hakları komisyonu ise hukuksal bir hata olduğuna dair bir rapor sundu. diğer başvurular sonuçsuz kaldı.

İç hukuk yollarını zaman aşımı sürecinden önce işletebilmek Adalet Bakanlığına olağan üstü bir yol olan ‘Yazılı emir yoluyla bozma’ başvurusunda bulunduk. Eş zamanlı kadın örgütleri eylemlilikleri olayın basına yansıması ile başvuru kabul edildi. Adalet bakanlığı hatalı bir karar verildiğini kabul etti Ve dosya yeniden görüşülmeye başlandı. Yargıtay kararı onadı ve Fethiye savcılığına davanın açılması talimatı verildi. Şimdi ise saldırganlardan 18 yaş altı 2 si hakkında ‘kişi hürriyetini engelleme ve nitelikli cinsel saldırıdan (tecavüz)’ dava açıldı.- 26 Ocak ilk duruşma tarihi.-18 yaş üzeri diğer saldırganlar- ki içlerinde tecavüzü organize eden ve diğer kişileri azmettiren kişilerde var- dava tarihini beklemekteyiz.

3 yıldır maruz bırakıldığım tecavüzün suçlularının cezalandırılması için gerçekleştirdiğimiz mücadele bana gösterdi ki tecavüzcüleri bizzat devlet ve hukuk sistemi korumakta. Devletten ve aygıtlarında güç alan tecavüzcüler ise çok daha pervasız biz kadınlara hayatı zehir etmekte. Bu sürecin birde tecavüze maruz kalan kadın acısından ele aldığımızda durum çok acı. Çektiğim tüm acılara göğüs germeye çalışmak. Artık hiçbir şeyin aynı olamayacağını bilerek yaşamak. Evinden ailenden uzakta yaşamak zorunda kalmak. Uyuyabilmek için ilaç almak. Ya da kendi bedenine kadın olmaya yabancılaşmak. Utanmak… Her hatırladığında alt üst olmak. Bunun karşılığında tecavüzcülerin ellerini kollarını sallayarak toplumda ‘saygın’ kişiler olarak dolaşması ve başka kadınlara tecavüz etmeye devam etmesi…. Bu durumun değişmesini tecavüzcülerin bu sefer olsun hapse girmesini istiyorum. Dahası bir kadına tecavüz ederek yapılmak istenen kadın cinsi, kimliği üzerinde baskı ve demetim oluşturmak kadınları tecavüz tehdidi ile ‘yola getirmektir’. Ve her kazanım kadınların cinsel şiddete karşı mücadelesinde önemli adımlar olacaktır. Bunun ‘adaletin şefkatli kollarına’ güvenerek olmayacağını öğrendik. Tecavüzlerin son bulması için tecavüzcülerin ceza olması için kadın dayanışmasına ihtiyacımız var.

Duruşma ve sonunda yapılabilecek basın açıklaması için İstanbul’dan (diğer iller de) Muğla ve çevre illerden-en yakın Antalya- kadınların katılımı, katılımı sağlayabilmek için ücretsiz araç temini ayrıca davaya müdahil olabilecek kurum ve avukatlara ihtiyaç duymaklayım. 26 Ocak tarihinde Fethiye’de ilk duruşması gerçekleşecek tecavüz duruşması için böyle bir dayanışmayı sizden talep ediyorum.”

Duruşma tarihi: 26 Ocak 2011 saat:14.30

Yer: MUĞLA ili FETHİYE ilçesi ağır ceza mahkemesi

Yorumlar kapalıdır.