Büyük Anadolu Yürüyüşü Batı Akdeniz Kervanı Haymana’da

45

Doğanın katledilmesine karşı 7 ayrı koldan başlatılan Büyük Anadolu Yürüyüşü’nde, Batı Akdeniz Kervanı, yürüyüşünün 36. gününde Haymana’ya ulaştı. Aşağıda, 18 Mayıs günü, Kervan’ın Haymana’da yaptığı basın açıklamasını yayınlıyoruz.

Değerli Basın Mensupları,
Anadolu’nun dört bir yanında devam etmekte olan ‘Büyük Anadolu Yürüyüşü’nün Batı Akdeniz Kervanı olarak, Antalya Cumhuriyet meydanından başlattığımız yürüyüşümüzün 36’ncı gününde 585 km yol katederek, Çal Dağı eteklerinden geçerek, tepelerin üzerinde yer alan havasının ferahlığı, suyunun şifasıyla meşhur, yüzyıllar boyunca farklı milletten bir çok kardeşe ev sahipliği yapmış Haymana ilçesine ulaşmış bulunmaktayız.

Yürüyoruz, çünkü binlerce yıldır insan uygarlığının beşiği olan Anadolu, bugün eşi görülmemiş bir yıkımla karşı karşıya. Ancak çoğunluk, bu büyük yıkımın farkında değil. Son on yıl içinde tüm sularımız enerji şirketlerinin eline geçti. Üzerlerine binlerce HES ve baraj kuruluyor. Dağlarımız maden şirketleri tarafından parsellendi, delik deşik ediliyor. Yaşamımız ve geleceğimiz nükleer ve termik santrallerle tehlike altında. Feryadımızı duyan yok. Binlerce yıldır ekip biçtiğimiz tohumlar, yok olmaya başladı. Ormanlarımız, parça parça kesiliyor. İnsanımız, doğduğu bereketli topraklarda artık doyamıyor. Köyünü, ata toprağını terk ediyor. Binlerce insan şehirlere göç ediyor ve kadim Anadolu kültürleri birer birer yok oluyor. Hızla kalabalıklaşan şehirlerimizde yaşamak her geçen gün daha da zorlaşıyor, maddi ve manevi bedeli artıyor. Yalnızca bir avuç insanın menfaatini gözeten bu düzen, doğayı, insanları ve kültürümüzü hiçe sayarak Anadolu’nun dört bir yanını işgal etmeye devam ediyor.

Bu toprakları yönetenler, bu yıkıma karşı çıkanların çığlığına kulak tıkıyor ve yıkımı daha da çoğaltıyor. Anlıyoruz ki, onların gözünde artık köklerimizin hiçbir değeri yok.

Bu nedenle biz, Anadolu insanları, Anadolu’yu yaşatmak için kendi halk irademizi kullanmaya karar verdik. Vicdan sahibi herkesle buluşarak yedi ayrı koldan, Anadolu’yu arşınlıyoruz ve nehirler gibi akarak Ankara’ya yürüyoruz. Geçmişe olan saygımız ve çocuklarımızın geleceği için, doğanın hakları ve yaşam hakkımız için yürüyoruz. Yontma Taş devrinden bu yana bir çok uygarlığı ağırlamış olan Haymana’nın kaplıcalarının kullanılma tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Doğa Ana’nın insanoğlu’na bahşettiği suların, o suya sahip çıkan herkese şifa olduğu bilinmektedir. Haymana’nın bereketli doğasına; suyuna, havasına, taşına, toprağına ve zengin tarihi değerlerine selam olsun!

Yürüyüşümüzün nedenlerinden birini oluşturan, sürdürülebilir enerji kanununda yapılan değişiklikler ve yürürlüğe sokulmak istenilen ‘Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği koruma kanunu ile Korumalanı statüsündeki ormanlar, dağlar, nehirler, hidroelektrik santralleriyle, mermer ocaklarıyla talan edilmek istenilmektedir. Hidroelektrik santralleriyle suları ait olduğu tüm canlılardan çalınan, madenlerle dağları delik deşik edilen, kimyasal ilaçlarla toprağı zehirlenen, termik santrallerle havası kirletilen, GDO’lu ürünlerle sağlığımızı ve nükleer santrallerle de geleceğimizi tehdit eden ve sadece kar amacı güden tüm bu uygulamaların durdurulması adına, 40 gün 40 gece sürecek olan yürüyüşümüze buradan devam ederek Ankara’ya doğru yola çıkıyoruz.

Hiçbir dil, din, ırk ve siyasi görüş ayrımı gözetmeden, tüm Anadolu insanlarını ve dünya insanlığını bu yürüyüşe katılmaya davet ediyoruz. Toprağımıza, suyumuza, havamıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

ANADOLU’YU VERMEYECEĞİZ!

Yorumlar kapalıdır.