Çılgın proje: Seçimler

75

Bugüne değin iktidar olabileceğini, iktidarda kalabileceğini ve iktidarda kalarak güçlenebileceğini ispatlamaya çalışan AKP bu kez farklı bir hedefle seçimlere giriyor. AKP çıraklığını tamamlayıp “ustalaştığının” ilanı ile beraber, inandırıcılığı sorgulanır haldeki diğer düzen partilerini iyiden iyiye sıkıştırmak için elindeki tüm kozları bir bir sürüyor.

AKP’den rakip düzen partilerine saldırı

Başta AKP yanlısı Turkuvaz Medya Grubu tarafından referandumun hemen ardından barajı geçemeyeceği sıkça dile getirilen MHP, AKP’nin bu özgüveninden ilk darbeyi alan düzen partisi olmuştu. MHP’ye bir darbe de sansasyonel bir şekilde ortaya çıkan iki kaset görüntüsü ile vuruldu. Deniz Baykal tipi kaset skandallarının ardından iki MHP genel başkan yardımcısı Recai Yıldırım ve Metin Çobanoğlu partiden istifa ettirildi.

AKP’yi yolsuzlukları ile vurmaya çalışan CHP, bu dalgadan nasibini alan esas parti oldu. İzmir Belediyesi’ndeki müdür ve şube müdürlerinin odalarına kamera yerleştirilerek yapılan takip sonucunda, ucu İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu’na dayanacak kadar yolsuzluğun belgelendiği duyuruldu. Bu sayede, yalnızca tek yolsuzluk yapanın kendisi olmadığını değil, kendisi dışında yolsuzluk yapanı ekarte edeceğini de göstermiş oldu.

Anlaşılan, düzen partileri kendi çürümüşlüklerini ortaya koymak için arkalarında pek çok iz bırakıyorlar. Emperyalizmin ve Türkiye burjuvazisinin desteğini şimdilik arkasına almış olan AKP de şu süreçte bu imkânları değerlendirmekten yana imtina etmiyor.

AKP geçmişini aklıyor

Diğer düzen partilerini güçsüzleştirmek için çaba sarf eden AKP, öte yandan geçmişini aklamak ve uzun soluklu projeler sunduğunu ispatlamak için başka seçim yatırımlarına daha girişmiş durumda.

Erdoğan, “Çılgın Proje”yi açıklayacağı İstanbul Kongre Merkezi’ndeki toplantının ilk bölümünü İstanbul’da bugüne değin yaptığı “muhteşem” icraatları överek işe başladı.

Öncelikle Marmaray projesi ile övünen Erdoğan, Marmaray’ın dört yılda tamamlanmasına sebep olan muhalifleri suçladı. Neymiş efendim, iki parça çanak çömlek için bir kazı dört yıl ertelenir miymiş? Tüm bunlar başta ana muhalefet partisi olmak üzere diğer muhalefet partilerinin AKP’yi güçsüzleştirmek için başvurdukları oyunlarmış. Ancak bu oyunlar tutmamış ve AKP tüm baskılara rağmen hizmetini halka götürmüş! Duyan da sekiz yıllık bir iktidar partisini değil, yüz yıldır ezilen bir muhalefeti dinliyor sanır. İstanbul’un tarihinin bulunduğu ve her gün on futbol stadyumuna serilecek kadar tarihi eserin kazılar sonucu çıkartıldığı Marmaray kazısına iki çanak çömlek diyen bu zihniyet, yalnızca emek güçlerinin karşı çıkıp savunduğu Marmaray kazısını da CHP’lilerin AKP’ye taş koyuşu olarak servis ediyor.

Öte yandan yine yalnızca sosyalist çevrelerin ve emek örgütlerinin canla başla karşı çıktığı üçüncü köprü planını da allayıp pullayarak, “yine aynı çevreler taş koymaya çalışıyorlar!” diye hamlesini CHP’ye yöneltiyor.

Bu hedef şaşırtmaları ve yıpratma savaşlarının ardından, AKP bir de geleceğe yönelik bir proje ile İstanbulluların karşısına çıkıyor. Şimdi AKP geçmiş dönemin pişkinliğini üzerinden atmadan rakiplerine bir şaşırtmacalı hareket daha yapıyor ve merakla beklenen çılgın projeyi açıklıyor.

Çılgın proje kimin için?

Çılgın projenin, İstanbul’da yaşayan hiçbir işçinin ihtiyacına karşılık düşmediğini söylemek hiçbirimiz için yeni bir şey olmaz. Karadeniz ve Marmara Denizi’nin sularını düzensizce karıştırarak Marmara’nın ısı dengesini bozacağını, bu yüzden de yok olmaya yüz tutmuş balık çeşitliliğine hepten darbe vuracağını söylemeye de lüzum yok. Güzergâh dâhilindeki bir milyonun üzerindeki ağacın kesileceği de sürpriz değil. O halde, bundan üç yıl önce meşhur bir oyuncunun siyasilerin seçim vaatleri ile dalga geçmek için kullandığı: “Üçüncü köprüyü Sarıyer ile Eminönü arasına yapacağım” esprisini aratmayan bu vaadin arkasında ne var?

Fazla eşelemeye gerek yok. Bu vaat doğrudan doğruya Boğaz’dan geçmekte sorun yaşayan Rus petrol tankerlerine yapılmış durumda. Projenin imarından yana ağzı sulanan onlarca fırsatçı burjuva da çabası. Peki, projenin dile getiriliş zamanlamasına ne demeli? AKP bir yandan rakip partilerini sıkıştırırken, öte yandan ÖSYM krizini unutturmak ve eski yıkımlarını konuşulmaz halde bırakmak için tüm rakiplerinden bir adım öne çıktı ve yeni bir tartışma yarattı.

Rus tankerlerinin Akdeniz’e açılmasından yana olmayan Avrupa devletleri “Çılgın proje”ye nasıl bakar, ya da doğadan ve emekten yana güçler bu projeyi ne kadar yakın zamanda engeller şimdilik bilemeyiz ama, Çılgın Proje’yi AKP’nin gündemi değiştirmek için verimli bir biçimde kullandığını söyleyebiliriz.

Yorumlar kapalıdır.