YSK’nın marifeti İbrahim Oruç’un ölümüne yol açtı!

66

YSK’nın (Yüksek Seçim Kurulu) içlerinde BDP’nin desteklediği adayların da bulunduğu 12 bağımsız adayı veto etmesi, Kürt illerinde infial yarattı. Kürtler yapılan haksızlık karşısında insanlar meydanlara döküldü. Protestolar her zaman olduğu gibi yine devletin şiddeti ile bastırılmaya çalışıldı. Hak aramanın bedelini, ne yazık ki 26 yaşındaki Halil İbrahim Oruç canıyla ödedi.

Halil İbrahim, göğsünden tek kurşunla vurularak öldürüldü. Oysaki iktidar sahipleri, öldürmeyeceksin diye birilerine akıl veriyordu. Yerde yatan İbrahim’in ölü bedenini tekmeleyen devletin silahlı güçleri orantılı güç kullanmış. Öyle buyurmuş emanet İçişleri Bakanı Osman Güneş. İnsan utanmazlığı ele alınca dilin kemiği de yok nasılsa! Böyle saçmalıkları halka söyleyebiliyorlar. Orantılı güç kullanmışlar, efendiler.

Silahsız bir çocuk ve devletin eli silahlı infazcıları. YSK’nın veto kararını yeniden görüşüp, eksik evraklar var, onları tamamlarsanız yeniden değerlendiririz, söylemi üzerine evraklar YSK’ya ulaştırıldı ve karar değiştirilerek bir aday hariç bağımsız adayların adaylıkları onaylandı. Halkın tepkisi YSK kararını değiştirtti. Bunun başka açıklaması olamaz.

Yaptıkları yanlışın sonucu pahalıya mal olacaktı, bunu gördüler. Pekiyi, daha farklı olamaz mıydı? Diyelim ki gerçekten eksik evrakları vardı. Bunun çözümü olarak adaylara haber verilerek eksiklerin tamamlanması istenmez miydi? İlla sokakların karışması, genç bir fidanın devrilmesi mi lazımdı? YSK bu krizi yönetemedi ve bir cana mal oldu. Devlet çocukları öldürüyor. Oysa yaşam hakkı kutsaldır ve devletin koruması altında olmalıdır.

Birileri çıkıp gençleri öldürüyorsa, sorumlusu hükümettir, başbakandır. O ise, çılgın projelerin peşinde! Ülkenin başbakanı olduğunu unutmuş, çılgınlıklar peşine düşmüş. Konuşmaya gelince, çölde kaybolan devenin hesabını vermek zorundayız, diyor. Ha tabi, pardon, kaybolan deve değil bir insanın canı. O, insan hayatının sorumluluğundan söz etmemişti. Ölen Kürt ise zaten önemi yok, çocuk da olsa kadın da olsa “vurun” dememiş miydi? Önümüzde seçim var. Kürtler, sosyalistler, aydınlar, vicdan sahibi Türk halkı bu iktidardan bu ölümlerin ve daha birçok ölümün hesabını soracak. Ben buna inanmak istiyorum.

Yorumlar kapalıdır.