Roboski Katliamı’nda hangi noktadayız?

83

Şırnak Uludere’nin Roboski köyünde 28 Aralık 2011’de yaş ortalaması 18 bile olmayan, yani önemli bir kısmının çocuk olduğu 34 sivil, savaş uçakları ile bombalanarak katledilmişti! Sosyal paylaşım siteleri ve yabancı basın katliamın hemen ardından haberi işlerken ulusal basın yine hükümetten izin çıkana kadar katliam ile ilgili kısa bir haber, basit bir alt yazı dahi geçmeyecekti. Bugün, dede mesleği kaçakçılıktan başka çaresi olmayan insanların katledilişinin ikinci ayındayız. Pekiyi, o günden bugüne katliamın soruşturulması ve suçluların cezalandırılması adına neler yapıldı, hangi noktaya gelindi?

Katliam ile ilgili araştırma heyetleri kuruldu, mağdurlar, mağdur yakınları, görgü tanıkları ve yetkililer ile görüşüldü. Bölgenin coğrafi incelemesi yapıldı ve raporlar hazırlandı. Tarafsız heyetlerce hazırlanan raporların hepsi aynı sonuçlara varıyordu : “Siviller silahsızdı ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için her zamanki gibi sınırdan geçiyorlardı. Ayrıca kaçakçılığın bölgedeki askerin bilgisi dahilin de olan rutin bir iş olduğu görülmüştür.” Özetle okul giderlerini karşılamak ya da ailelerine katkıda bulunmak için katır sırtında çay ve şeker taşıyanlar, katliamlar tarihine bir halka olarak eklenmiştir. Gelinen son noktada, ne bir içişleri bakanı ve vali istifası ne de görevden alınan bir genel kurmay başkanı olmuştur!

Bir cinayetin çarpıtılma girişimi
Katliam gerçekleşmiş, bombardımandan sağ kurtulabilen bazı yaralılar donarak ölmüş, cenazeler yakınlarının çabası ile katır sırtında taşınmış, otopsiler yapılmış ama aradan geçen 15 saat içerisinde hükümetten tek bir açıklama dahi yapılmamıştı. Çünkü meşgullerdi, çünkü katliamın nasıl örtbas edilebileceği ve gündemden nasıl düşürülebileceği üzerinde çalışmaktaydılar! Önce Hükümet, asker ve MİT’den birbirleri ile çelişen açıklamalar geldi. Sonrasında dil birliği ile olayın iç yüzünün dışarıdan göründüğü gibi olmadığı söylendi! Pekiyi, neymiş olayın iç yüzü? Güya kaçakçılar arasında PKK’liler varmış hatta altı gerilla öldürülmüş ama cenazeleri bölgeden kaçırılmış! Pekiyi, bu doğru olabilir mi? Öncelikle doğru olsa dahi bu katliamı meşru kılmaz! Kaldi ki bu mümkün değil, çünkü katliamın yapıldığı coğrafyanın Irak sınırına açılan kısmı dümdüz bir ova! Yani PKK’nin fark edilmesi için sınırı aşması değil sınıra yaklaşması yeterli. Tüm bu girişimler, Hükümet’in katliamı meşru bir zemine oturmak için yönlendirme gayretleridir ve asılsızdırlar.

Hükümet’in iki yüzlülüğü
Hükümet’in iki yüzlülüğü ilk kez karşılaşılan bir hal değil tabii! Bir yandan sözde demokratik açılımlardan bahsederken, diğer yandan KCK tutuklamalarını sürdürebiliyor mesela! Ya da Almanya’da Kebapçı Cinayetleri olarak bilinen ve kurbanların arasında sekiz Türk’ün de bulunduğu davada, Alman Hükümeti kurban yakınlarına dava açmamaları halinde direk tazminatlarının ödenebileceğini söylediğinde AKP Hükümeti bunu sert bir şekilde eleştirmişti. Gerekçe, öncelikle suçluların cezalandırılması idi. Bu olayda Alman Hükümetin’nden samimi olmasını isteyen Türkiye’de Başbakan, katliamın sorumlularının cezalandırılması yerine, katledilenlerin yakınlarına tazminat verileceğini müjdeledi! Yani Hükümet, Roboski Katliamı’nda kendi samimiyetsizliğini her fırsatta önümüze koyuyor aslında!

Roboski’de yapılan katliamın bizzat hazırlayıcısı AKP hükümeti olmayabilir ama katliamı unutturmak, onu sümen altı yapmak isteyen kendisidir! Bu katliamın sorumlularını ve katillerini gizlemeye çabalayanlar, biran önce yargılanıp cezalandırılmalıdır! Kürt halkının TC tarihi boyunca maruz kaldığı katliamları biliyoruz. Burada önemli olan işçi sınıfının bu katliamlara yenisinin eklenmesini engellemek için ezilen halkın mağduriyetine karşı tutum geliştirmesidir. Bu amaçla bu katliamı unutturmayacağız!

Yorumlar kapalıdır.