Esad diktatörlüğüne karşı, Suriye devrimiyle dayanışmaya!

88

Tunus’ta patlak veren, oradan Mısır ve Libya’ya yayılan ve bu ülkelerde emperyalizmle işbirliği içerisinde olan diktatörlerin devrilmesiyle ivme kazanan devrimci süreç, Suriye’de de Esad diktatörlüğüne karşı bir yılı aşkındır süren mücadelenin ateşleyicisi oldu. Suriye’de devrim başladığından bu yana Esad rejimi ise kitleleri ezebilmek için yoğun bir baskı ve imha politikası uygulamakta. Bugüne kadar 10.000’e yakın şehit verildi ve 200.000’e yakın insan da tutuklanarak işkenceye maruz kaldı. Ancak kitleler, rejimin tüm bu yıldırma politikalarına karşı “özgürlük ve ekmek” talepleriyle Beşar Esad’ı alaşağı etmek için mücadeleyi sürdürmekte.

Gelinen noktada, Esad halkını katletmeye devam etmekte. Geçtiğimiz ay devrimin kalelerinden Hama şehrini bombalayan Esad’ın güçleri, yine direnişin başat şehirlerinden Humus yakınlarındaki Hula kasabasında 25 Mayıs 2012 tarihinde gerçekleşen kitlesel gösterilerden sonra, Şebbiha milis gücünün (Esad’ın paramiliter kuvvetleri) desteğiyle, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 100’den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan kanlı bir katliam gerçekleştirdi. Katliamdan sonra Esad, olayları “canavarca” ve “ajanların işi” olarak nitelendirip sorumluluğu kendi üzerinden atmaya çalışsa da, olayları incelemek için bölgeye giden BM (Birleşmiş Milletler) heyeti “yeterli kanıt yok” açıklamasını yapsa da, emperyalizm “barış planı” adı altında, Esad’a zaman kazandırmaktan başka bir anlama gelmeyen bir planla diktatörleri desteklemeye devam etse de, biz kimlerin işbirliği içerisinde, ortak hareket ettiğini biliyoruz. Tunus’ta Bin Ali, Libya’da Kaddafi ve Mısır’da Mübarek diktatörlükleri kitleler tarafından alaşağı edilene kadar kendi işbirlikçilerini destekleyen emperyalizm, bugün de Beşar Esad’ı ve onun kitlelere dayattığı kanlı diktatörlüğünü desteklemektedir! Ve Suriyeli devrimciler de bir yandan rejime karşı mücadelelerini sürdürürken öte taraftan da emperyalizmin diktatörlerle olan işbirliğini teşhir etme çabası içerisindeler.

Hula katliamından sonra yaptığı açıklamada, Humus Devrimci Konseyi, BM gözlemci heyetinin 1990’lı yıllarda Bosna’da yaptığı gibi, Suriye’de de kurbanların sayılmasından başka bir şeye hizmet etmediğini belirtti. Hula Koordinasyon Komitesi ise, BM heyetinin, kitlesel eylemlerin sonrasında gerçekleşen katliamdan öncesinden haberdar olduğunu ancak hiçbir müdahalede bulunmadığını dile getirdi.

Bunlara ek olarak, Suriyeli muhalifler, Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK) içinde bulunduğu krizi de kitlelerin lehine çevirebilmek adına mücadele etmekte. Bilindiği gibi, Suriye Ulusal Konseyi, Müslüman Kardeşler’in domine ettiği, emperyalist müdahale yanlısı ve Esad düştükten sonra kimin kontrolü ele alacağının tartışıldığı bir yapı. Esad rejimi altında tüm örgütlülüğünü ve mevzilerini kaybeden Suriye halkının, devrim süreciyle birlikte Suriye Ulusal Konseyi’nden beklentisi oldukça artmıştı. Ancak zamanla, SUK’un devrimin önünde bir engel teşkil ettiği ve emperyalizmin Esad rejimiyle işbirliği halinde olduğu kitleler tarafından görüldükçe SUK’un da krize girmesi kaçınılmazdı. Bugün bu kriz iyice derinleşmiş durumda. Emperyalizmin ve SUK’un rolünü gören yerel komiteler ve konseylerse artık yalnızca eylemleri koordine etmekle kalmıyor, aynı zamanda da Suriye halkının taleplerinin uluslararası alanda görünür kılınması ve sahiplenilmesi için mücadele ediyor. Bu sadece Suriye devriminin değil, aynı zamanda Arap devrimci sürecinin içerisinde bulunduğu durum açısından da oldukça kritik bir aşama. Ortadoğu’da emperyalizmin gücünü sarsacak en ufak bir gelişme dahi yalnızca Suriye’deki kitle hareketinin değil, Tunus, Mısır, Libya, Bahreyn ve Filistin gibi bölgede direnen tüm halkların mücadelesinde bir sıçrama yaratacaktır.

Bizlere düşen de, Esad rejimine karşı Suriye halkının onurlu mücadelesini desteklemek, emperyalizmin Suriye’ye politik ve/veya askeri müdahalesinin karşısında durarak Suriye devrimiyle her türlü dayanışmayı örmenin yollarını aramaktır. Bu noktalardan hareketle, geçtiğimiz ay yayınladığımız Suriye halkı ile uluslararası dayanışma çağrısı”başlıklı kampanya metni kapsamında 30 Mayıs – 7 Haziran tarihleri arasında Brezilya, Arjantin, Şili, Venezuela, İspanya ve Tunus’ta, Suriye devrimiyle dayanışma yürüyüşleri ve toplantıları yapılacaktır. Türkiye’de de bu ve benzeri dayanışma etkinliklerinin örgütlemenin yollarını aramaya başlamanın oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz.

Kahrolsun katliamcı Esad diktatörlüğü!
Yaşasın Suriye halkının onurlu mücadelesi!
Emperyalizm Ortadoğu’dan defol!

Yorumlar kapalıdır.