Dünden bugüne Roboski katliamı

134

Günlerden 28 Aralık 2011; onlar için sıradan bir gün olarak başladı. Çoğu 18 yaşın altında yani henüz çocuktular. TSK’nın F-16 uçakları ölüm olup Roboskili (Uludere) çocukların üzerine yağdı. Ölen 34 köylüden 18’inin yaşları 12 ile 18 arasındaydı. Hatırlatmakta yarar var; medya uzun süre sessiz kalmıştı. Bombalar 28 Aralık saat 21’de ölüm olup yağdı. 29 Aralık saat 12’ye kadar televizyon ve radyolar adeta sessizliğe büründü. Ama olay sosyal medya üzerinden yayılmaya başlamış ve nihayet iktidarın iznini alan medya, bu katliamı halka duyurma lütfunda bulunmuştu.

Aradan tam bir yıl geçti yani tam 365 gün. Ve sessizlik sürüyor… Bu katliamı kim ya da kimler yaptı? Katliam emrini kim ya da kimler verdi? Meclis Uludere Araştırma Komisyonu hala bir şey elde edebilmiş değil. İktidar, “bu işi amma uzattınız” kabilinden laflar ediyor. Başbakan, “Tazminatlarını verdik ya!” diyor.

Aradan bir yıl geçtikten sonra Başbakan, katledilen çocukların sivil olup olmadığından emin olmadıklarını da söyleyiverdi. Bir senedir böyle bir iddia yokken, birden bire bunları söylemesi, “Acaba başka senaryolar mı hazırlanıyor?” şüphesi uyandırdı.

Dersim katliamından dolayı sorumluluğu üstlenip özür dileyen Recep Tayyip Erdoğan kendi sorumluluğu altında işlenen bu katliama sessiz kalıyor. Bununla yetinmeyip bir de katliamın sorumluları arasında olduğu iddia edilen bir komutana madalya takılıyor. Genelkurmay da bunu inkar etmiyor ve şöyle diyor, “TSK Savaş Takdirnamesi Madalya ve Nişan Yönetmeliği gereğince, bir yıl Kuvvet Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığı görevi yapanlara TSK Şeref Madalyası, Orgeneral ve Oramiral rütbesine terfi edenlere ise, TSK Üstün Hizmet Madalyası verilmektedir. ‘TSK Şeref Madalyası’ uygulaması 1972 yılında başlamış ve 83 Orgeneral/ Oramiral’e verilmiştir. ‘TSK Üstün Hizmet Madalyası’ uygulaması ise, 1973 yılında başlamış ve bugüne kadar 200 askerî personele verilmiştir.” Diyelim ki öyle, pekiyi Roboski’nin sorumluları bulunana kadar madalya verilmesi ertelenemez miydi?

İktidar bu katliamı örtbas etmek istiyor ama buna izin vermeyeceğiz. Roboskili Kürtlerin acıları tazeliğini koruyor. Bu olaya bir anlam veremiyorlar. “Neden?” diye soruyorlar. “Çocuklarımızın bedenlerini parçalayan bu devlet bizim değil mi? Düşman mıyız? Devlet bizden evlatlarımızı neden aldı? Sorumluları neden bulamıyor?” diyorlar. Devlet sorumluları bulmak istemiyor çünkü işin ucu taa Başbakan’a kadar dayanıyor.

Roboskili gençler de bu travmayı atlatamadı. Gençler aralarında para toplayarak bir saha yapmışlar. Orada futbol oynuyorlarmış. Şimdi saha bomboş, kimse top oynamıyor. Bir gazetecinin ilgisini çekiyor bu durum ve gençlere soruyor nedenini. Sebebi çok net olarak anlatıyor gençler, “Top oynayacak kimse kalmadı, bütün arkadaşlarımız öldürüldü.

Tam bir yıl önceydi, insanları katlettiler. Onlar daha çocuktu. Üzerlerine savaş uçaklarını acımasızca sürdüler. Bombalarla o körpe bedenleri paramparça ederek parçaladılar. Hangi dinde, hangi imanda yazılı bu? Neden yaptılar? Kürtlere göz dağı mı vermek istediler? Yoksa iyimser olup yanlışlık mı diyelim? Diyelim ki öyle; o zaman neden özür dilemezler? Bu katliamın sorumluları apaçık bellidir: AKP hükümeti ve TSK. Sorumluluktan kaçamazlar. Bu sorumluluklarının diyetini ödemeleri gerekir.

Sorumlular istifa etsinler diyeceğiz ama ne yazık ki o kadar pişkinler ki neredeyse uçakların attığı bombaların parasını isteyecekler. Daha da ileri gidip, “Biz bu katliamı sizin iyiliğiniz için yaptık” diyecekler. Sonuç olarak bu cinayetin hesabını verecekler. Sessiz kalırsak ve unutursak kalbimiz kurusun.

28 Aralık 2011’de 29’u aynı aileden olmak üzere tam 34 kişi katledildi. Onları adlarıyla anmak istiyoruz: Abdulselam Encü, Adem And, Aslan Encü, Bedran Encü, Bilal Encü, Celal Encü, Cemal Encü, Cihan Encü, Erkan Encü, Fadıl Encü, Hamza Encü, Hüseyin Encü, Hüsnü Encü, M Ali Tosun, Mahsun Encü, Muhammet Encü, Nadir Alma, Nevzat Encü, Orhan Encü, Osman Kaplan, Özcan Uysal, Salih Encü, Salih Ürek, Savaş Encü, Selahattin Encü, Selim Encü, Serhat Encü, Şerafettin Encü, Şirvan Encü, Seyithan Enç, Şivan Encü, Vedat Encü, Yüksel Ürek, Zeydan Encü…

Görüldüğü üzere devletin katliamları isim değiştirerek devam ediyor. Bazen katliamın adı Maraş, bazen Sivas, bazen Çorum, bazen de Hayata Dönüş Operasyonu olarak insanların hayatları söndürülüyor. Bu katliamların sorumluları açığa çıkarılmalı, yargılanarak hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdır. Tabii ki bu kendiliğinden olacak bir şey değil. Bizler de sorumluluğumuzun bilincinde olarak bu katliamların açığa çıkarılması için takipçisi olacak ve bu katliamları asla unutmayacağız.

Roboskili anaların dediği gibi “Unutursak kalbimiz kurusun.”

Yorumlar kapalıdır.