İstanbul Kent Mitingi gerçekleşti!

Gezi direnişiyle birlikte AKP hükümetinin, içinde yaşayanları yok sayarak kentsel alanları sermayeye teslim etme politikalarına karşı oluşan muhalefetin giderek somutlaştığına tanık olmuştuk. Kuzey Ormanları’nın talanına rağmen yapılması planlanan 3. Köprü, 3. Havalimanı ve diğer kentsel yıkım projelerine karşı bir araya gelen çeşitli gruplar 22 Aralık 2013 gününe Kadıköy’de İstanbul Kent Mitingi için çağrı yaptılar.

Mitingi beklerken, 17 Aralık’ta başlatılan yolsuzluk operasyonuyla birlikte AKP hükümetinin 3 bakanının oğullarının para aklamaktan gözaltına alınması, imara kapalı alanların hükümetin inisiyatifiyle imara açılmak istenmesinin su yüzüne çıkması üzerine, miting alanı gerçek anlamıyla hükümetin yolsuzluklarına, emek yıkımı politikalarına karşı birleşen binlerce insanla doldu.

Numune Hastanesi ve Söğütlüçeşme olmak üzere iki koldan alanı dolduran kalabalık yolsuzluklara, rüşvete ve talana son dedi; hırsızlardan hesabı ancak emekçilerin sorabileceğini bağıran on binlerin dilinde “hükümet istifa”, “her yer rüşvet, her yer yolsuzluk”, “kentsel yıkım istemiyoruz” sloganları vardı. Gülensu mahallesinde polis terörü ve çeteleri istemeyen mahalleliler, Roboski Katliamı’nın hesabının sorulmasını isteyenler, kentsel dönüşüm bahanesiyle evlerinden edilip kentin uçlarına atılmak istenenler de kentin ve emeğin yağmasına “Artık Yeter” demek için oradaydı.

Söğütlüçeşme tarafından gelen içinde yaşlı, çocuk ve engellilerin de olduğu geniş kitlenin polis aramasını kabul etmemesinin ardından polisin yine, daha önce de olduğu gibi, çok sert müdahale ettiğini söylemeliyiz. Herkesin kafasındaki soru ise esas hırsızlar iktidardayken polisin neden bizi aramak istediğiydi. Üstelik kent, emek ve yaşam hakkı gibi en meşru haklarını savunan bunca insanın toplandığı bir mitingde polis 64 yaşındaki Elif Çelmik’in kalbinin durmasına sebep oldu, kendisi hala yoğun bakımda.

Bir kez daha gördük ki, devlet aygıtlarının kimin elinde olacağına dair verilen savaşın sonucu sopayı kimin yiyeceğinin cevabını değiştirmiyor. Bu vesileyle, İstanbul Kent Mitingi’nin gösterdiği bir şey daha var ki, kirli savaşın sonlanmasını beklemeden mücadeleleri birleştirmeye, çalınan emeğimizi ve kentimizi geri istemeye devam etmeliyiz.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.