İş cinayetlerine karşı Vicdan ve Adalet Nöbeti

136

“2013’te en az 1235, 2014’ün sadece ilk dokuz ayında ise en az 1430 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Soma’nın gözyaşları henüz kurumamışken, verilen sözler tutulmamışken Ermenek faciasında 18 madenci toprak altında mahsur kaldı.”

Her ayın ilk Pazar günü bir araya gelerek, iş cinayetlerinde kaybettikleri yakınlarını anan ve adalet talep eden işçi ailelerinin 35. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne çağrısı bu cümleler ile başlıyordu.

İş cinayetleri, patronlar ve devletin bütün önlemleri aldıklarına dair açıklamalara rağmen, katlanarak artmaya devam ediyor. Her cinayetin ardındansa, hiçbir önlemin alınmadığı ortaya çıkıyor. Her türlü oynamanın yapıldığı bilirkişi raporları dahi bunun üstünü örtemiyor. İşçi aileleri, sonu gelmeyen davalarda başka işçiler ölmesin diye mücadele ederken, hak aramaya çalışırken, devletin bütün mekanizmalarını ve patronları bir anda karşılarında buluyor. Sonrası, utanmazca önerilen paralar, tehditler…

35 aydır devam eden Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin sonuncusu, 2 Kasım günü yapıldı. Nöbet, Ermenek ve Isparta’da hayatını kaybeden işçiler ile 31 Ekim 2013 günü hiçbir önlem alınmadan tabela asmaya gönderilen ve elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki çocuk işçi Eren Eroğlu’na adandı. Taksim Tramvay durağından, Galatasaray Lisesi’ne yürünerek başlayan eylemde sık sık, ‘İş kazası değil, cinayet!’, “Sorumlular belli, adalet istiyoruz!” sloganları atıldı. Galatasaray Lisesi önünde basın açıklaması okunan ve ailelerin söz aldığı eylem sonunda ise, Eren Eroğlu’nun 13 Kasım günü saat 9.20’de Bakırköy Adliyesi’nde görülecek davasına çağrı yapıldı.

Ailelerin bir sonraki adalet nöbeti ise, Aralık ayının ilk Pazar günü gerçekleşecek.

Aileler, hak arama süreçlerinde karşılarına çıkan bütün engelleri bir ‘çete’ye benzetiyorlar. Durum gerçekten de bundan farklı değil. Öyle ki, alınmayan önlemler ile artık her gün en az 5 işçiyi iş cinayetlerinde kaybediyoruz. Ölümlerin ardından devlet ve patronlar ise bir ağız, işçileri suçlamaktan ve davaların lehlerine sonuçlanması için çabalamaktan geri durmuyorlar.

Ancak bugün ortadadır ki, iş cinayetlerinden bahsederken aslında Türkiye’de kapitalizmin yapısal bir sorunu haline gelmiş bir meseleden bahsediyoruz. Taşeron sistemi, şirketlerin tuttuğu denetçiler, örgütlenme önündeki engeller… Tüm bu sorunlar, iş cinayetlerine yol açmaktadır. Çözümse, taşeron sisteminin kaldırılması, örgütlenme önündeki engellerin son bulması ve işyerlerinde işçi denetiminin sağlanmasından geçiyor. Bugün Ostim’i, Soma’yı, Ermenek’i, Kozlu’yu, Eren’i, Erdoğan Polat’ı ve tüm diğer kayıplarımızı unutmadan, onların anısına ve başka iş cinayetlerinin olmaması için mücadeleyi yükseltmeliyiz.

Tüm bu cinayetlerin baş sorumluları olan patronlar ve gereken denetimleri gerçekleştirmeyen yetkililer gerektiği şekilde cezalandırılmalı!

Örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılsın!

Sendikalar işçi sınıfının hakları için göreve!

Taşeron ve özelleştirmelere son!

Tüm madenler işçi denetiminde kamulaştırılsın!

Yorumlar kapalıdır.