Sokaktayız, varız!

132

“Ayşe 19 yaşındadır ve üniversite öğrencisidir. Bir Cumartesi akşamı Kadıköy’de arkadaşlarıyla buluşmuştur. Beraber yemek yemişler ve sınavlarını atlatmış olmanın rahatlığıyla eğlenmişlerdir. Belki birkaç kadeh bir şey içmişler, müzik dinlemişlerdir. Ayşe daha sonra gece 3’te Kadıköy’den dolmuşa binmiş ve ailesiyle yaşadığı Bağdat Caddesi’ndeki evine doğru yola çıkmıştır. Evinin olduğu yerde dolmuştan inmiş, evinin sokağında Ahmet’in saldırısına uğramıştır. Ayşe bu saldırı sonucu hem tecavüze uğramış hem de gasp edilmiştir.”

Yukarıdaki paragraf son günlerde medyada sıkça gördüğümüz/duyduğumuz “Bağdat Caddesinde Tecavüz Dehşeti” isimli haberlerden edinilen bilgilerle isimler değiştirilerek yazılmıştır. Yukarıdaki paragraftan yola çıkarak olaydaki asli suçluyu bulunuz.

Olayı açıklamaya dahi gerek yok. Bir kadın tecavüze uğramıştır ve suçlu bellidir. Bunun açıklamasını yapmaya dahi gerek duymuyoruz. Oysa sosyal ve muhafazakâr medyada bu durum yukarıdaki gibi çoktan seçmeli bir soru olarak değerlendirildi, tecavüze uğrayan kadın bir anda sorunun cevabı olarak suçlu ilan edildi. Suçlu ilan edilmesinin mazereti ise gecenin 3’ünde sokakta olması olarak, üstelik alaycı tavır ve üsluplarla değerlendirildi.

Kadınlar yalnızca dışarıda değil evlerinde hatta kendi eşleri tarafından cinsel şiddete maruz kalırken, bu durum yargı ve kolluk güçleri tarafından “kocandır, sıkıntı yok” minvalinde değerlendirmeler alırken bir kadını yaşadığı tecavüzün suçlusu ilan etmek ironilerin en büyüğü olsa gerek.

O halde biz de kadınlar olarak gece 3’te bizlerin dışarıda olmasını eleştiren, hatta bunun üzerinden cinsel şiddeti meşru göstermeye çalışanlara soruyoruz:

“Gece 3’te Pendik’te ikamet eden bir erkeğin Bağdat Caddesi’nde ne işi vardı?”

“Gece 3’te adı geçen erkek saldıracak, cinsel şiddet uygulayacak kadın arayışında mıydı?”

Erkeğin gece dışarıda saldıracak kadın aramasını zerre sorgulamayıp, kadının gece sokakta olması üzerinden tecavüzü meşrulaştıranları bir kez daha eğer kaldıysa “mantık” çerçevesinde düşünmeye davet ediyoruz.

Kadınları sadece “evinin kadını” olarak görmek isteyenlere, hava kararır kararmaz sokakları terk etmemizi isteyenlere, olaydaki gerçek suçluyu hâlâ göremeyenlere ve tüm bunlar üzerinden tecavüzü meşru göstermeye çalışanlara ise bir çift sözümüz var:

“Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz!”

Yorumlar kapalıdır.