Esnek ve güvencesiz çalışma paketi geri çekilsin!

130

“Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı” kapsamında kadınlara dayatılan esnek ve güvencesiz çalışma yaşamını içeren yasa geçen ay meclisten geçmişti. AKP hükümeti bu kez tüm işçi sınıfını güvencesizleştirmeye dönük yeni çalışma paketini komisyondan geçirerek Meclise getirdi. Söz konusu yasa tasarısı zaten faaliyette olan Özel İstihdam Büroları (ÖİB)’nın yasal statüsünü güçlendirerek kiralık işçiliği meşru hale getiriyor.

Sermaye hükümeti AKP’nin bu kez tüm sınıfa “müjde” olarak sunduğu yasaya göre ÖİB’lerin yetkisi arttırılacak ve ÖİB’ler aracılığıyla işveren ve işçi arasında geçici iş ilişkisi kurulabilecek. Buradaki kilit kavram ise “geçici iş ilişkisi” olarak önümüze çıkıyor.

Geçici iş ilişkisi nedir?

Bir Özel İstihdam Bürosu İŞKUR’dan izin alarak, herhangi bir şirketle anlaşma yapacak. Bu anlaşmaya göre şirket ÖİB’den işçisini belirli bir süre için kendisine kiralamasını isteyebilecek. Dolayısıyla aslında ÖİB’in işçisi konumunda olan işçi kendisinden bağımsız belirlenen bir süreliğine başka şirkete kiralanmış, yani iki işveren arasında geçici iş ilişkisi kurulmuş olacak.

Pekiyi geçici iş ilişkisi patronla ÖİB arasında ne gibi durumlarda kurulacak?

Tasarıya göre; doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanan, askerlik hizmetini yapan ve iş sözleşmesi askıya alınan çalışan yerine başka bir işçi ile geçici iş ilişkisi, bu hallerin devamı süresince kurulabilecek. Mevsimlik tarım işlerinde veya temizlik işleri, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde, süre sınırı aranmadan geçici iş ilişkisi oluşturulabilecek. İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işlerde, iş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması halinde, işletmenin iş hacminin öngörülemeyen şekilde artması halinde ve mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları halinde, en fazla 4 ay süresince geçici iş ilişkisi kurulabilecek. 1-9 arası işçi çalıştıran işyerlerinde 5 işçiye kadar, 10’un üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde %25 oranında kiralık işçi çalıştırılabilecektir. Yani bir işyerinde işçilerin neredeyse yarısı ÖİB’ler aracılığı ile kiralanan işçilerden oluşabilecek.

Bize göre bu, bir ÖİB işçisinin 3 günlük hastalık izni alınan işçi yerine kiralanması ve asıl işçi yerine döndüğünde ÖİB işçisinin işsiz kalması, mevsimlik tarım işlerinde ya da temizlik işlerinde çalışan işçilerin ise tamamen ÖİB patronunun insafına bırakılması anlamına geliyor. Daha önce İŞKUR’a başvurarak iş arayan milyonlarca işsiz ise artık birer ÖİB işçisi olarak niteliklerine uygun günlük, haftalık hatta saatlik işler beklemeye mahkûm bırakılacaklar.

Tüm bir iş yaşamını kısa ve belirli süreler için düzenleyen bu tasarıya göre grev ve lokavt gibi durumlarda işveren işçi kiralayamayacak. Gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var ki; eğer bu yasa geçerse ve bu güvencesiz çalışma biçimi temel iş rejimi haline gelirse sendikalı olmak ve dolayısıyla TİS ve grev hakkı da fiilen ortadan kalkmış oluyor. Bir işyerinde çalışan ÖİB işçileri o işyerinin asıl işçisi sayılmayacağı için o işyerinde eğer sendika varsa buna dahil olamayacaklar. Çünkü onlar aslında ÖİB işçisi olarak adlandırılacaklar. Herhangi bir ÖİB’de sendikalılaşmak ise işkolları farklılaşacağından şu anki işkolu sendikacılığı ile imkansız hale gelecek. Dolayısıyla bu tasarının Meclis’ten geçip geçmemesi sendikalar için de bir ölüm kalım meselesi.

Kıdem ve ihbar tazminatları fiilen yok ediliyor

Hükümetin 2016 planları içerisinde kıdem tazminatının yok edilmesi hedefinin olduğunu biliyoruz. Adı geçen tasarıyla kıdem ve ihbar tazminatları ÖİB işçisi için zaten yok oluyor. Günlük, haftalık, aylık kiralık çalışmalar işveren ile ÖİB arasında imzalanacak bir sözleşmeyle belirlenecek. İşçinin ne zaman işe başlayıp, ne zaman işten ayrılacağı, hangi sosyal haklardan yararlanıp yararlanamayacağı bu sözleşmede belirtileceğinden kiralanan işçi sözleşme süresi sonunda işten çıkarılırken ne ihbar ne de kıdem tazminatı talep edebilecek. ÖİB işçisi iş bittiğinde işsizlik fonundan ve maaşından da yararlanamayacak. Sözleşme yapılırken işçi adına işçinin çalışma şartlarını belirleyen ise tamamen ÖİB olacak. Dolayısıyla ÖİB sahibi köle tüccarı, ÖİB’ler köle pazarları, asıl işveren köle pazarlayan taraf ve hepsinin ortasında iş yaşamı ve emeği tüm bunların insafına bırakılan “kiralık işçi” yani yeni düzenin “köle”si.

Tüm bir iş yaşamını güvencesiz hale getiren, işçileri köle pazarlama sisteminin içerisinde birer köle haline getiren bu yasa tasarısı meclisten derhal geri çekilmelidir. Bu emek düşmanı yasa tasarısının son olmayacağı bilinmelidir. Bu yasa geçerse bunu kıdem tazminatının kaldırılması, 657 sayılı kanunun kaldırılarak kamunun güvencesizleştirilmesi takip edecektir. Başta DİSK ve KESK olmak üzere tüm emek ve meslek örgütleri bu emek düşmanı yasalara karşı bir araya gelmeli ve mücadeleleri birleştirmelidir.

İşçi Demokrasisi Partisi Programı’ndan:

Herkes için güvenceli bir iş ve insanca yaşam ücreti!
Özel İstihdam Büroları’na hayır!
İnsan onuruna uygun emek düzeni!
Herkes için güvenceli bir iş!
Ücretler düşürülmeksizin 6 saat 4 vardiya çalışma!

Yorumlar kapalıdır.