Gözaltındaki HDP milletvekilleri derhal serbest bırakılsın! Saray rejiminin baskılarına karşı birleşik mücadele!

70

Erdoğan’ın başkanlık projesine hayata geçirebilmek için bir eşik daha aşıldı ve İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre 13 HDP milletvekili hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Aralarında HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da olduğu 11 HDP milletvekili gözaltına alındı ve HDP Genel Merkezi’ne polis baskını yapıldı.

HDP’li milletvekillerine yapılan operasyon, rejimin son günlerde azgınlaşan baskısının bir devamı niteliğinde. Birkaç gün önce çıkartılan yeni kanun hükmünde kararnamelerle, aralarında KESK’e üye yüzlerce kamu çalışanının da olduğu 10 bin kişi kamudan tasfiye edildi, yaklaşık 15 muhalif yayın organı kapatıldı, Cumhuriyet gazetesine “PKK/FETÖ terör örgütlerine destek verdiği” gerekçesiyle baskın yapıldı, Diyarbakır Belediyesi eş başkanları tutuklandı ve belediyeye kayyum atandı. Aynı zamanda Saray rejimi, Suriye ve Irak’ta, Türkiye’yi bir savaşa sokabilecek tehlikeli ve maceracı dış politikasına devam etmekte, ülkeyi bir savaş atmosferine sokmakta.

Bütün bu politikaların amacı Başbakan Binali Yıldırım tarafından da geçtiğimiz günlerde açıkça ifade edildi: “Başkanlık gelmezse Türkiye’nin bölünme riski var.” 7 Haziran seçimi öncesinde “400 milletvekili verin, kurtulun!” tehdidinde somutlanan bu politika, seçim sonuçlarının başkanlık hayallerini hüsrana uğratmasıyla, ülke siyasetine dönük gerçekleştirilen Saray darbesiyle uygulamaya geçirildi. “Ya Başkanlık ya kaos” şiarıyla hayata geçirilen bu politika sonucunda 7 Haziran seçimlerinden bu yana, ülke tarihinin en karanlık, en kanlı, en baskıcı dönemlerinden birini yaşamaktayız. Bu baskının arkasındaki temel neden, Erdoğan liderliğindeki siyasi kliğin, her ne pahasına olursa olsun iktidarını sürdürmesi ve bunun için tüm siyasal muhalefetin ortadan kaldırılmasıdır.

Erdoğan’ın gerici ve baskıcı başkanlık projesi ve bugün gemi azıya almış baskı ve sömürü politikaları, Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halkları için asla kaçınılmaz bir kader değildir. Erdoğan ve AKP iktidarı daha önce birçok kez politik iflasın eşiğine gelmiş, karşısında emekçiler ve ezilen halkları temsil eden güçlü bir siyasi alternatif bulunmadığı için bu krizlerden hayatta kalarak çıkabilmiştir. Şimdi, baskı ve sömürünün her geçen yoğunlaştığı ve kendi siyasi ikballeri adına ülkeyi bir felakete sürüklemekten çekinmeyen siyasi iktidar karşısında; emekçileri ve ezilen halkları temsil eden tüm siyasi kurumların, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin oluşturacağı bir birleşik cepheyle bu saldırıların püskürtülmesi, baskı rejiminden ve kapitalizmden kopuş için daha fazla vakit kaybetmeden birleşik mücadelenin örülmesi gerekmektedir.

Yorumlar kapalıdır.