Hong Kong protestoları üçüncü ayında: Su gibi ol dostum!

Geçen yıl bir Tayvan vatandaşının kız arkadaşını Hong Kong’da öldürmesi ve sonrasında Tayvan makamlarının katil zanlısını Hong Kong’dan istemesi ile gündeme gelen “suçluların iadesi yasa tasarısı”na karşı başlayan protestolar üçüncü ayını doldurdu. Suçluların Çin’e iadesini kolaylaştıran yasa tasarısı 3 Nisan’da meclise sunulmuştu ve o günden bu yana eylemler hız kesmeden devam ediyor. Hong Konglular yasa tasarısıyla gerçekte hedeflenenin Hong Kong’un yasal bağımsızlığını çiğnemek, siyasi muhaliflere dönük cadı avının başlaması ve Çin’in daha fazla etkisine girmek olduğunu kanısındalar. Yapılan sokak röportajlarına göre, Hong Kong’da halkın büyük bölümü, Çin’in yargı sistemi altında keyfi gözaltılar, adil olmayan yargı süreçleri ve hatta işkenceye maruz kalacakları kaygısını paylaşıyor.

Geçtiğimiz Pazar günü (18 Ağustos) gerçekleşen eylemlere 1,7 milyon Hong Konglu katıldı. Bu, toplam nüfusun neredeyse yüzde 25’i demek. Yalnızca sokak eylemleriyle sınırlı kalmayan protestolarda şehir grevleri, pilotlar ve uçucu personelin de katıldığı havaalanı işgalleri gibi günlük hayatı durduran eylemler gerçekleşiyor. Öğretmenler, mühendisler, inşaat işçileri, otobüs şoförleri, hizmet sektörü çalışanları, Disneyland gibi turistik alanlarda çalışan hizmet işçileri de eylemlere katılıyor. Hong Kong Sendika Konfederasyonu’nun rakamlarına göre 35 bin işçinin katıldığı 5 Ağustos grevinde Hong Kong borsası bir günde neredeyse %3 değer kaybetti. Öte yandan suçluların Çin’e iadesi tasarısının yerel meclisten geçebileceği ve bu vesileyle Çin’in paralarına el koyabileceği şüphesiyle hareket eden bazı dev şirket sahiplerinin finansal varlıklarını Singapur’daki bankalara taşıdığı haberleri gündeme geldi.

Hong Konglular havaalanı grevinde dağıttıkları bildiride 5 temel talebi ön plana çıkardılar: “Tasarı geri çekilmeli, Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam istifa etmeli, hükümet protestoları ‘isyan’ olarak sınıflandırmaktan vazgeçmeli, polisin eylemlerine yönelik tam bağımsız bir soruşturma yapılmalı, gösterilerde gözaltına alınan herkes ön koşulsuz serbest bırakılmalı.”

Hong Kong hükümeti eylemlere tüm gücüyle saldırıyor. Eylemlerin başından beri yüzlerce kişi gözaltına alındı ve eylemlerde plastik mermiler yüzünden onlarca gösterici gözünü kaybetti, ayrıca mafyatik sivil çetelerin protestoculara metal coplarla saldırdıkları belirtiliyor. Çin’deki diktatörlük rejimi ise, sınır kenti Şenzen’e askeri yığınak ve tabur göndererek protestoculara gözdağı veriyor. Protestocular her geçen gün daha da militanlaşarak sokak çatışmalarında Bruce Lee’nin “Su Gibi Ol” felsefesini benimsedikleri mizahını yapıyorlar: Şekilsiz ol, akışkan ol, su gibi… Şimdi su isterse akabilir ya da çarpıp geçebilir; su ol dostum!

Geçtiğimiz hafta ise aylardır süren protestolarla tarihinin en büyük eylemlerine tanıklık eden Hong Kong Başkanı protestocuları dinlemeye hazır olduğunu söylemek zorunda kaldı ve diyalog çağrısı yaptı. Böylelikle yasa tasarısı görüşmelerinin belirsiz bir tarihe ertelendiği kazanımı sağlandı. Bir sonraki hedef ise yasanın tamamen iptali ve Çin kuklası Carrie Lam hükümetinin istifası.

Aslında bu tür eylemlerin Hong Kong için bir ilk olmadığını biliyoruz. 150 yıl boyunca bir İngiliz kolonisi olan Hong Kong, 1997 yılında Çin ve İngiliz hükümetlerinin yaptığı anlaşma uyarınca Çin’e devredilmiş ve “tek devlet, iki sistem” adı altında Çin’den farklı siyasi rejime tabi özel bir statü taşımasına izin verilmişti. Ancak serbest seçimlere izin verilmemesi ve 2014 boyunca devam eden Şemsiye devrimi Hong Konglulara Çin kuklası hükümet ve Çin’in tehditlerine karşı örgütlenme konusunda epey tecrübe kazandırdı.

Her ne kadar şimdilik Hong Kong protestolarının güncel mesajı Çin karşıtı ve düzen içi demokratik taleplerle sınırlı gibi gözükse de, her dört kişiden birinin yoksulluk eşiğinin altında yaşadığı düşünüldüğünde, sınıfsal bir öfkeye dönüşmesi işten bile değil. O durumda Hong Kong protestoları Trump ve diğer kapitalist hükümetlerin sempati duyduğu bir hareket olmaktan çıkacaktır. Biz İşçi Demokrasisi Partisi olarak, Çin Komünist Partisi’nin kapitalist diktatörlüğünün Hong Kong’a olası bir askeri müdahalesinin karşısında ve Hong Konglu kitlelerin kendi kaderlerini özgürce tayin edebilmesinden yanayız. Hong Konglu işçi ve emekçilerin mücadelesiyle dayanışmaya! Çin kuklası Carrie Lam istifa!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.