Meslek odaları ve sendikalar kayyumlara karşı bir araya geldi

HDP üyesi belediye başkanları Bedia Özgökçe Ertan, Selçuk Mızraklı ve Ahmet Türk’ün İçişleri Bakanlığı tarafından haksızca görevden alınmalarına tepkiler ülke çapında sürüyor. Seçilmiş belediye başkanları yerine kayyumların atanması ve HDP’li belediye meclisi üyelerinin gözaltına alınması ile süren bölge kaynaklarının yağmalanması ve bölge halkının demokratik iradesinin ezilmesi politikasına karşı meslek örgütleri ve sendikalar 23 Ağustos’ta Kadıköy’de bir araya geldi.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısı üzerine toplanan yüzlerce kişi kayyum atamalarını protesto etti. Okunan basın açıklamasında görevden alınmaların hukuksuz olduğu, bazı örneklerde görevden alınan belediye başkanı yerine belediye meclis üyelerinden biri başkan vekili olarak seçilirken Diyarbakır, Van ve Mardin’de doğrudan kayyumların göreve getirilmelerinin hükümetin art niyetini ortaya koyduğu belirtildi. Yapılan açıklamada, devam eden ve henüz sonuca bağlanmamış davalar gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırmaların hukuki hiçbir temelinin olmadığı tekrarlandı. Kayyumların belediyelere verdiği zararların halk tarafından unutulmadığı dile getirildi ve “Birlikte kazandık, birlikte savunacağız!” sloganı ile mücadeleye devam edileceği vurgulandı.

Haksız ve hukuksuz kayyum atamalarına karşı bir araya gelen yüzlerce kişi daha sonra Kadıköy sokaklarında yürüyüş gerçekleştirdi. Polis saldırısına maruz kalan insanlar arasından hukuksuzca gözaltına alınanlar oldu. Kadıköy ahalisi ise polise karşı yürüyüşlere yoğun destek gösterdi.

Basın açıklamasının tam metnini aşağıda bulabilirsiniz:

BİRLİKTE KAZANDIK, BİRLİKTE SAVUNACAĞIZ.

KAYYUMLAR GİDECEK!

Ülkemizde halkın iradesine karşı bir darbe süreci işlemektedir.

YSK tarafından adaylıkları onaylanarak, halk tarafından ezici bir çoğunlukla seçilen üç belediye başkanının, daha beş ay geçmeden devam eden ve henüz kesinleşmeyen soruşturma ve davalar gerekçe gösterilerek bir ‘idari karar’ ile görevlerinden uzaklaştırılmaları açıkça hukuk dışı bir darbe girişimidir. Başka örneklerde, görevden alınan belediye başkanlarının yerine belediye meclis üyelerinden biri başkan vekili olarak seçilirken, bu üç kentte doğrudan kayyum atanması da gerçek niyeti ortaya koymaktadır. İktidarın amacı sandıkta kaybettiği yerel yönetimleri darbe ile geri almaktır. Bu üç kentin halkına, ‘Sizin seçtiklerinizi beğenmiyorum, benim atadığıma mecbursunuz’ denmektedir.

Ülkemiz sandıktan çıkan sonucu hazmedemeyen bir iktidar tarafından yönetilmektedir. Ülkeyi yönetenlerin halk iradesine saygılarının olmadığı gerçeği, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden 31 Mart 2019 yerel seçimlerine kadar defalarca tecrübe edilmiştir. Halk 31 Mart 2019’da kayyumlara hayır demiş, 23 Haziran 2019’da da İstanbul’da iradesine sahip çıkmıştır. Bu yenilgileri demokratik bir olgunlukla karşılama yeteneği olmayan iktidar,  yenilgilerden ders çıkarmak yerine sandıkta alamadığı sonucu darbe ile almaya kalkışmaktadır.

Kayyum atamaları ile beraber İçişleri Bakanlığı verileriyle 418 kişinin gözaltına alınmış olması, tüm baskılara ve gözaltılara rağmen demokratik haklarını kullanıp itiraz edenlerin insanlık dışı bir şiddet ile hedef alınması, belediye meclislerinin fesih edilmesi, yaşadığımız sürecin adını koymayı kolaylaştırmaktadır: Halk iradesi bir darbe girişimiyle karşı karşıyadır.

Halkın yetki verdiği, gücünü halk iradesinden alan belediye başkanlarının yerine atanan kayyumların yerel yönetimlere verdiği zararlar ortadadır. Lüks harcamalarla, yolsuzluklarla, yol açtıkları ağır borçlarla ve işçi kıyımlarıyla gündeme gelen kayyumlara karşı halkın tepkisi 31 Mart 2019’da sandıkta açığa çıkmıştır. Halka değil kendini atayanlara ve bir avuç hortumcuya hizmeti görev bilen kayyum yönetimleri sandığa gömülmüştür. Ülkeyi yönetenler, halkın bu net iradesine hakkı, hukuku, adaleti ve demokrasiyi ayaklar altına alarak yanıt vermektedir.

İktidar kayyum atamalarıyla sadece seçim yenilgisinin değil aynı zamanda dış politikadan ekonomiye, yönetemediği bir dizi krizin üstünü örtmeye çalışmaktadır. İşsizlik Cumhuriyet tarihi rekorlarını kırarken çifter çifter maaş alan bir avuç yandaşın; orman yangınlarına uçak bulunamazken ülkeyi yönetenlerin bindiği lüks uçak filolarının; emekçiler yaşam mücadelesi verirken şirketlere yağmalatılan doğamızın; göz dikilen kıdem tazminatımızın, işimizin, ekmeğimizin hesabının sorulacağını bilen iktidar, kayyum atamalarıyla tüm muhaliflere, tüm itiraz edenlere gözdağı vermek istemektedir.

Bu sadece bir baskı politikası değil aynı zamanda da bölme politikasıdır. Diyarbakır, Van ve Mardin’de yaşayan yurttaşların ayrımcılığa uğraması ve en temel haklarından olan seçme ve seçilme hakkının tümüyle ortadan kaldırılması, sadece halk iradesine değil aynı zamanda barış içinde, bir arada ve kardeşçe yaşama umuduna da vurulmuş bir darbedir.

Seçime saygı yoksa demokrasi de yok demektir. Diyarbakır’da, Van’da, Mardin’de kayyuma karşı çıkmak, hepimiz için demokrasiyi savunmaktır. 

Bizler halkın seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldıracak girişimlere karşı halkın iradesini, demokrasiyi, adaleti ve barışı savunmaya devam edeceğimizi ilan ediyor, görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının derhal görevlerine iadesini talep ediyoruz.”

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.