Metal işçisinin zor sınavı

Metal işkolunda MESS ile sektör sendikaları arasındaki toplu iş sözleşmesi süreci başladı. Pazarlığa katılan sendikalardan Türk Metal (Türk-İş) ve Birleşik Metal-İş (DİSK) tekliflerini açıkladılar. Hak-İş’e bağlı Özçelik-İş bir açıklamada bulunmamakla birlikte, Türk Metal’in teklifine katılacağı belirtildi.

Türk Metal’in teklifi ile Birleşik Metal-İş’in önerileri arasında ciddi farklar var. Aslında geçtiğimiz Mayıs ayında bu iki sendika arasında bir birlik anlaşması imzalanmıştı. Bu anlaşmaya göre iki sendika toplu sözleşme tekliflerinde, görüşmelerinde ve muhtemel bir grev anında birlikte davranmaya ve dayanışmaya karar vermişlerdi. Ama aradan çok bir zaman geçmeden ilk ciddi deneyimde bu anlaşmaya uyulmadığı ortaya çıktı. Öğrendiğimize göre Türk Metal yönetimi, Birleşik Metal-İş’in sözleşme önerisini “Sizin talepleriniz çok fazla. Biz üyelerimize anket yaptık, onların bu kadar yüksek beklentileri yok” diyerek reddetmişler. Dolayısıyla bu iki sendika sözleşme görüşmelerine ayrı ayrı katılacaklar.

Oldukça farklı teklifler

Türk Metal Sendikası MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi için hazırladığı taslakta, saat ücreti 15,55 lira altında olanlara bu rakamı geçmeyecek biçimde 75 kuruş iyileştirme, ardından ilk altı ay yüzde 20, ikinci altı ay enflasyon+1, üçüncü altı ay enflasyon+2, dördüncü altı ay enflasyon+4 talep etti. Bu, neticede yüzde 20-26 arasında bir zam talebine karşılık geliyor.

Birleşik Metal-İş ise 2 yıllık bir sözleşme için şunları istiyor: İlk defa işe girecek bir metal işçisinin ücretinin asgari ücretin yüzde 15 oranında artırılarak uygulanması; çalışmakta olan işçilerin ücretlerine ise öncelikle yüzde 10 zam yapılması, ardından da saat ücretlerine 3,80 TL eklenmesi. Bu teklifin karşılığı ise ilk altı aylık dönem için yüzde 34,2’ye tekabül ediyor. Sosyal haklar dahil edildiğinde ilk 6 aylık artış net 1.152 liraya (aylık) denk geliyor. İkinci 6 aylık dönemde ise enflasyon+4, üçüncü altı ay enflasyon+5, dördüncü altı ay için enflasyon+4 puan talep ediliyor. Sosyal haklarda ise istenen artış yüzde 55. Sosyal haklara ikinci yıl için ise enflasyon artı 5 puan artış talep ediliyor.

Zorluklar

İşçi sınıfının hiçbir tekil mücadelesi ülkedeki (hatta dünyadaki) sınıf mücadelelerinden bağımsız ve yalıtık değildir. Dolayısıyla metal işçisi de TİS sürecine hangi ortam ve koşullarda girdiğini iyi kavramalıdır.

Kısa bir süre önce TÜPRAŞ’ta sözleşme, Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından yüzde 6 gibi patronun verdiğinin bile gerisinde sonuçlandırıldı. Kamu işçilerine yüzde 8+4, grev hakkı olmayan memurlara yüzde 4+4, tekstil işçilerine de yüzde 8+4 zam reva görüldü. Bunlar bir anlamda patronlar için emek piyasasının “normal” ücretleri. Onlar insan faktörüyle değil, emeğin piyasadaki arz-talep oranlarıyla hesap yapıyorlar. “Bunca işsiz varken memlekette elbette ücretler düşük olacak” diye düşünüyorlar.

Öte yandan bu sözleşme süreçlerinde YHK’nin nasıl hükümetten ve patronlardan yana bir tutum içinde olduğunu hep birlikte gördük. Aynı işlevi metal sözleşmesinde göstereceklerdir. Tabii ardından bir de hükümetin muhtemel grevleri “ulusal güvenlik” gerekçeleriyle yasaklama olasılığı bulunuyor.

Bir önemli zorluk daha var: Sendika bürokratları ve onların işyerlerindeki işbirlikçileri “ekonomik kriz altında ancak bu istenebilir”, “işsizlik çok yaygın, işimizi kaybetmeyelim”, hatta “bu işyerinde mücadele olmaz” türünden moral bozucu iddialarla metal işçisini bastırmaya çalışıyorlar.

Dolayısıyla metal sözleşmeleri sürecine patronlar, hükümet ve sendika bürokratları, işçilere “bu civardaki yoksulluk artışlarını kabul etmekten başka çareniz yok” tehdidinde bulunarak giriyorlar. Bu yüzden eğer metal işçisi bu sözleşmede kendini en azından yoksulluk sınırının üzerine çekecek bir sonuç elde etmek istiyorsa, patronların, hükümetin ve bürokratların karşısına en azından onlar kadar güçlü bir birlik ve mücadele bilinciyle dikilmek zorundadır.

Nasıl?

Birleşik Metal-İş sendikasının genel başkanı Adnan Serdaroğlu basınla yaptığı bir sohbette, “Zamların altından yüzde 20’lik teklifle kalkamazsınız” diyerek Türk Metal’e haklı olarak yüklenmiş. Ama görüştüğümüz pek çok işçi de gene haklı olarak, “İyi de, yüzde 36’yla kalkabilir misiniz?” diye soruyor. Doğru. İşçinin-emekçinin altında ezildiği enflasyon oranı bu rakamların çok üzerinde. Bütün bu koşullara rağmen metal işçilerinin en azından teklif edilen ücret ve sosyal hak artışlarını yakalayabilecek bir mücadele içinde olması gerekiyor. Onların bu dönemde verecekleri mücadele ve elde edecekleri sonuçlar önümüzdeki dönemi belirleyecektir.

İşçi mücadelenin yöntemini iyi bilir: Örgütlü ve kararlı olmak. Örgütlülük sadece sendika üyeliğinden ve temsilciliklerden müteşekkil değildir. İşyerinde mutlaka bütün tabanı kucaklayacak şekilde alttaki birimlerden başlayarak komiteler kurulmalıdır.

Bu komiteler sözleşme görüşmelerini yakından takip etmeli ve denetlemeli, bütün bilgileri tüm ayrıntılarıyla herkesle paylaşmalıdır.

Metal işçisinin örgütlü gücünü tek bir işyeri düzeyinde algılayamayız. Hangi sendikaya bağlı olursa olsun diğer işyerleriyle de bağlar kurulmalı, işyeri komitelerinin temsilcileri bölge ve hatta mümkünse ülke düzeyinde bir üst koordinasyon komitesinde birleşebilmelidir.

Amaç elbette sözleşme önerisinin koşullarında ısrarlı olmak ve bunu gerektiği anlarda, üretimden gelen güç dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle patronlara ve hükümete belli etmek olmalıdır. Ve tabii sözleşmenin kabulü veya greve çıkılması kararının tüm işçilerin oylarıyla alınmasını sağlamaktır. Nihayet, hükümetin muhtemel bir grev yasağına karşı hazırlıklı olunmalıdır. Bu doğrultuda oluşturulacak bir kararlılık ve irade her seferinde belli edilmeli ve günü geldiğinde de uygulamaya konmalıdır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.