29 Ekim 1923: Burjuva cumhuriyet ilan edildi, işçi sınıfı ve sol ezildi

Cumhuriyet sahip çıkılması gereken ileri bir aşama mıydı? Sosyalist devrim, cumhuriyet olmadan gündeme gelemeyecek olan bir varsayım mıydı? Aslında cumhuriyetin ilan edildiği süreçte yapılan, 1908 devrimiyle Türkiye toplumunun gündemine taşınmış olan sorunların devrimci çözümünün, ertesinde Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyetleri’nde kristalize olan silahlı ve direnişçi örgütlenmelerin, Anadolu’da gücü fiilen elinde tutan Kongreler iktidarı döneminin ve Kurtuluş Savaşı’nda açığa çıkan halk dinamiklerinin önünün kesilmesiydi. Özetle cumhuriyet ileri bir aşama değil, ileri aşamanın çeşitli tavizlerle sistem içi mevzilere ve kapitalist bir rejimin işleyiş biçimlerine geri çekilmesiydi.

Benzer taktikler başka burjuva siyasal akımlar tarafından Almanya ve Bulgaristan’da da uygulandı. I. Dünya Savaşı’ndan sonra bu ülkelerde monarşiler halk seferberliğiyle devrildi; yerlerine konan, devrimci bir önderliğin yokluğunda ya da yetersizliğinde, burjuva cumhuriyet biçimleri oldu. Bunun sonucunda Bulgaristan 1920’lerin başında kanlı bir işçi düşmanı darbeye tanık oldu. Almanya’da ise Nazizm, Weimar Cumhuriyeti’nin kendine sağladığı koltuk değnekleriyle yürüdü.

Tarih çalışmalarında sık sık Türkiye’deki cumhuriyet deneyiminin sözde demokratik ve sosyal “kazanımlarının” aşağıdan savunulmadığı ama tepeden getirildiği söylenir. Bunun üzerine alt sınıflara parmak sallanır: “Nasıl olur da bu rejimin sana kazandırdıklarını savunmazsın ve bu görevi burjuva askeri ve sivil bürokrasiye bırakırsın!”

Halbuki işçilerin refleksleri, bir bağlamda onların sınıf çıkarlarını yansıtır ve herhangi bir teorik şablondan daha gerçekçi ve hayata dairdir. Emekçi sınıflar bu rejim altında, kendi sınıfsal çıkarlarına dair savunulacak bir kazanım göremedikleri için, söz konusu dinamikler uğruna seferber olmamışlardır. O işçilerin bugünkü torunları ise burjuva cumhuriyetin kalan “mevzilerini” savunmak veya onu geri getirmek için değil; ancak kendi işçi-emekçi hükümetlerini kurmak için mücadele etmek durumundadırlar. Burjuva cumhuriyet hükümetlerinin ve başkanlık rejiminin karşısında tir tir titrediği sosyal ve demokratik sorunların tek çözüm yolu, bir İşçi-Emekçi Cumhuriyeti’nin kurulmasıdır.

Unutmamakta fayda var ki, başkanlık rejimini bağrından referandumlar aracılığıyla görece sorunsuz bir şekilde çıkartan, geçmişin “cumhuriyet” hükümetleri olmuştur.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.