Krize, işsizliğe ve güvencesizleştirmeye karşı tek yol: birleşik mücadele

Geçtiğimiz haftasonu İstanbul’un iki ayrı yakasında üç ayrı etkinlik yapıldı. Bunlardan ilki İşçi Dayanışma Derneği’nin düzenlediği “Kriz Günlerinde Örgütlenmek” temalı üç oturumdan oluşan sempozyumdu. Mevcut ekonomik durumda işçi sınıfına hangi taktiklerle gidilmesi gerektiği, mücadele taktikleri üzerine paylaşımlar yapıldı. İkinci etkinlik Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi’nin düzenlediği “Kriz Böler Biz Birleşelim” temalı paneldi. Hâlihazırda daralan inşaat sektöründe işsizliğin ve güvencesizliğin arttığı, sosyal hakların giderek güvencesizleştiği ortamda mimar, mühendis, freelance çalışanlar ve mimarlık öğrencileri tarafından mücadelenin olanakları ve mevcut durumu tartışıldı. Diğer etkinkik ise Umut-Sen’in organize ettiği “İşçiler Sendikaları Yönetebilir, Türkiye’yi de” forumuydu. Katılımcılar, emek güçlerinin inşa edeceği mevcut burjuva alternatiflerin dışındaki politik alternatifleri tartışmak için bir araya geldi.

Her üç etkinlik de sahadaki ekiplerin bir araya geldiği ve ufuk açıcı paylaşımların yapıldığı, çözüme yönelik girişimlerin tartışıldığı etkinliklerdi. Bu yönüyle her üç etkinliği de çok değerli görüyoruz.

Ne var ki, bu üç etkinlikte de masaya yatırılan sorunların çözümünü tek bir örgüt, tek bir sendika veya tek bir dayanışma örgütü çözemez. Hepimiz sorunların ne olduğunu biliyoruz ancak çözüm için ortak bir akıl oluşturulamamıştır. Bu yönüyle birleşik mücadelenin inşaası tarihsel bir zorunluluktur. Birleşik mücadeleden kastımız, direniş çadırlarını ziyaret edip fotoğraf çektirmekle sınırlı bir dayanışma olmamalıdır. Sahayı beraber örgütleyecek planın beraber inşaasıdır.

Bu anlamda basit taleplerle işçi sınıfına gidilmelidir. Mesela ücretlerdeki vergi dilimleri veya çalışanlara sağlanması gereken nitelikli ve parasız kreş hakkı gibi konularda ortak kampanyalar yapılmalı, ortak akılla taktikler belirlenmelidir.

Hâlihazırda irili ufaklı birçok mücadele devam etmektedir. Direnişlerin koordinasyonu sağlanmalı, bu koordinasyon kendi aralarında etkinlikleri doğru planlamalıdır. Birbiriyle çakışmayan ve geniş katılımlı bu etkinliklerde hem bir araya gelip hem de ortak akılla sorunlarımıza çözümü inşa etmeliyiz. Bu anlamda devrimci Marksist ilkelerden taviz verilmeden geçiş talepleri doğrultusunda basit bir program etrafında bir araya gelmek zorundayız. Dünyada bunun örnekleri bulunmaktadır. Arjantin’de Sol Cephe (FIT), birbiri ile uzak sol ekipleri basit ve temel ortak müşterekler doğrultusunda bir araya getirerek ortak mücadele yürütmektedir. Bu çok değerli bir örnektir.

Türkiye işçi sınıfı olarak dünyadan ayrı değiliz, bunu biz de başarabilirz. Yeter ki birliğimize inanalım, işçilere inanalım ve işçilere giderken de basit ve temel talepleri dile getirelim.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.