Çünkü kadına yönelik taciz de sendikal bir mesele

Kadına yönelik şiddet ve onun en yaygın biçimi olan taciz yalnızca sokakta değil, işyerlerinde de kadınların önemli sorunlarından biri. Bu açıdan sendikaların da önemli gündem maddelerinden biri olmak durumda. Ancak çoğunlukla ikincil planda bırakıldı.

Kadınların ABD’de başlayan ve kısa sürede birçok ülkede ses bulan #MeToo (Ben de) hareketi ise bu konuda önemli bir uluslararası farkındalık yarattı. Aynı dönemlerde, Latin Amerika’dan kadınlar ise “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” diyerek kadın cinayetlerine dikkat çekiyor, birçok ülkede kadına yönelik erkek şiddetine karşı mücadelenin ana sloganını belirliyorlardı. Bu farkındalık, çeşitli ülkelerdeki kadın mücadelesinin yerel dinamikleriyle de beslenerek yeni bir eylem biçimi olarak açığa çıktı: kadın grevi. Kadınlar, ücretli emeklerini, ücretsiz emeklerini, sokakta, evde, işyerinde maruz kaldıkları eşitsizliği ve buna karşı taleplerini tanıdık ve etkili bir mücadele aracıyla dile getiriyorlardı. Üstelik sadece üretimden gelen güçlerini kullanmıyorlardı, görmezden gelinen bakım emeklerini de yani yeniden üretim alanını da görünür kılıyorlardı.

Kadın mücadelesindeki bu yükseliş, işyerlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki çalışmaları da öne çıkardı ve sendikaların bu konudaki gündemlerinde de belirleyici oldu.

Türkiye’den Birleşik Metal-İş’in de bağlı olduğu IndustriALL Küresel Sanayi İşçileri Sendikası, 2018 yılında işyerlerinde kadına yönelik şiddet ve tacizin önlenmesinde sendikaların görev ve sorumluluğunu öne çıkaran bir taahhütname hazırladı. Böylelikle, işyerinde kadına yönelik şiddet ve tacizle mücadelenin, tıpkı diğer işçi hakları gibi temel bir sendikal mesele olarak kabul edilmesi sağlanmaya çalışıldı. Devamında geçtiğimiz Haziran ayında, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün hazırladığı işyerinde cinsel şiddet ve tacize karşı ilk küresel sözleşme kabul edildi. Türkiye bu sözleşmenin ilk imzacılarından biri oldu.

Bu sürecin Türkiye’deki ilk yansıması, metal sektörü toplu iş sözleşmesi sürecinde karşımıza çıktı. Türk Metal “Kadın İşçi Kurulları”, Birleşik Metal-İş “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu” adı altında ilk kez toplu sözleşme taslaklarında odağına işyerinde taciz, şiddet ve cinsiyet ayrımcılığını alan kurullara yer verdiler.

Bu, kadınların işyerlerinde, kendi çalışma koşulları, sorunları ve hakları konusunda doğrudan temsil edilebilmeleri adına oldukça önemli ve gerekli bir adım. Öte yandan taslakların bu kurulların yapısına ve işleyişine dair ayrıntı vermiyor olması ise önemli bir eksiklik.

Doğrudan sendikal yapı içinde ve/veya toplu iş sözleşmesi sürecinde kadın işçilerin temsilini sağlama konusunda zayıf kalan sendika yönetimlerinin bu konuda atacağı adımların göstermelik olanın ötesine geçmesi, kadınların çalışma koşullarını iyileştiren diğer taleplerle birlikte ele alınabilmesi gerekiyor. Bunun içinse sürece en başından itibaren kadınların dahil edilmesi, sendikal yapının kadın işçilerin karar mekanizmalarında daha fazla yer alacağı şekilde iyileştirilmesi birincil önem taşıyor.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.