Güvenlik emekçileri de örgütlenmeli

Merhaba, ben yaklaşık bir buçuk yıldır özel güvenlik işçisi olarak çalışıyorum. Bir güvenlik şirketi aracılığıyla girdiğim bu işe başlarken on iki saat çalışacağımı biliyordum. Önceleri yalnızca maaş konusu benim ve arkadaşlarımın canını sıkıyordu. Ama işe başladıktan sonra yalnızca maaş değil, iş için harcadığım zaman da beni düşündürmeye başladı. Sabahçı olarak çalıştığım günlerde en geç altı buçukta uyanıyor, yedide kalkan servise yetişiyor ve yedi kırkta iniyorum. Akşamları da sekizde biten mesai sonrası eve ancak dokuz buçuk gibi dönebiliyorum, yani bana kalan zaman sadece 5-6 saat, o da ancak uykudan fedakârlık ederek. Tabii bu hesap çift vardiya yapmaya mecbur kalmadığımız zamanlar için geçerli. Kısa zaman sonra çalışma arkadaşlarımın da aynı sorundan şikâyetçi olduğunu öğrendim ama kimse bir şey yapmayı düşünmüyor. Herkes birbirine yabancıymış gibi davranıyor, servise bindiğimiz an herkes kafasını önüne eğiyor ve sorunların nasıl çözülebileceğine dair hiçbir sohbet olmuyor. En hayatileri konusunda bile.

Servisimiz gidiş ve dönüşlerde çok hız yapar. Eski çalışanlara bunun nedenini sorduğumda aldığım cevap “okula yetişmek için” oldu. Bu sebep yüzünden her ay üç dört kaza atlatıyoruz. Bu durumdan herkes şikâyetçi ama örgütlenme olamadığı için, işten çıkarılırız korkusuyla kimse sesini çıkarmıyor. Ben biraz sesimi çıkartıp şirket yetkilisiyle bu konuyu konuştuğumda “Uyaracağız” diyor; “Servis çekme yetkisi yok” diyorum, “Araç çok eski ve konforsuz” diyorum “İlgileneceğiz” diyor ama sonuç yok. Çalıştığım rezidanstaki yöneticiden bir şikâyet mektubu istedim ve örgütlü bir şekilde davranırsak halledebileceğimizi düşünerek herkesten imza atmasını istedim ama yine aynı korku yüzünden pek yanaşan olmadı. Şimdilik sene sonunu bekliyoruz, bakalım ne olacak.

Az önce yöneticiden bahsettim, aramızda kalsın kendisi az işçiyle çok iş yapmak isteyen bir kişi. İşyerinde sadece güvenlik değil; aynı zamanda teknik servis, temizlikçi ve muhasebeciyim. Kendisi ben ve çalışma arkadaşlarımdan her işi yapmamızı bekler. Mesela teknik servis mi yok, ki çoğu kez olmaz, “Şu dairenin bir arızası var, bir bak” der, temizlikçiye on işi aynı anda yapmasını söyler ve yetişemeyince “Yardım edin” der. Bunları şirkete iletiyorum tabii. Yine “İlgileneceğiz” diyorlar ama sonra “Şirket patronu ile yöneticiniz eski arkadaşlarmış, idare edin” diyorlar.

Şunu anladım, biz işçiler çalışmayı seviyoruz ama ezilmeden çalışamıyoruz. Benden az kazanan bir işçi arkadaşımla konuşup, ona bu konu hakkında şirketle konuş dediğimde o bana “Buna da şükür, boş ver” diyor. Bunu duymak beni sinirlendiriyor. Aslında hepsinin ağzında bir yandan isyan var, daha ne kadar dayanılabilir bu sisteme bilmiyorum.

Unutmadan, şirket ve yöneticilerimiz bize sürekli “Sizden tek bir şey istiyoruz” diyorlar: “Arkadaşlar, buradaki insanlar çok elit insanlar. O yüzden lütfen hata yapmayalım. Kendimize bakalım, saygılı olalım ve yalnızca işimize konsantre olalım. Ailevi sorunlarınızı ve başka dertlerinizi taşımayın buraya.” Sanki iş yüzünden ailemiz ile vakit geçirebiliyormuşuz gibi.

Tüm bunları ve ne yapılacağını düşünürken serviste sürekli yeni yüzler görüyorum. Aslında birçoğu benden sabırsız ama çözümü kaçmakta buluyorlar. Ben ise burada kalıp, arkadaşlarla bir araya gelip, örgütlenip haklarımızı almak istiyorum. O yüzden herkese soruyorum; “Ben zaten çıkacağım buradan” demeye devam mı edelim yoksa, hep beraber örgütlenip sorunların çözülmesi için mücadele mi edelim?

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.