“Taşeronda işçilik zormuş”

Taşeronda işçilik zormuş… Bilmiyordum… Çünkü ömrüm boyunca bir taşeron firmada hiç çalışmadım. 1974 senesinde başladığım çalışma hayatımda tam 42 sene çalıştıktan sonra 2016 senesinde emekli oldum. Bu sürecin sadece yedi senesinde sendikalı olarak çalıştım. Emekli olup da bir buçuk sene dinlendikten sonra tekrar bir firmada güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladım.

Başta da yazdığım gibi böyle bir çalışma ortamında hiç bulunmadığım için neyle veya nelerle karşılaşacağımı bilmiyordum. Fakat hep gazetelerde “Taşeron işçilerin isyanı” yazılarını okuyordum. İnsan yaşamayınca bilmiyor. Ne kadar da haklılarmış meğer. Üç kuruş paraya bir ay boyunca tam 264 saat çalışıyorsun. Ne cumartesin var ne de pazarın. Ne bayramın var ne de seyranın. İzin gününde bile mesaiye çağrılırsın, istersen gitme! “Çok önemli bir işim var bugün gelemeyeceğim,” dersin. Alacağın cevap bellidir zaten “Bir daha hiç gelme” derler. Yemeğin, suyun, çayın, çorban, çalıştığın işyerinin insafına kalmıştır, isterlerse verirler. (Şuan çalıştığım işyerini tüm bu isnatlarımdan ayrı tutuyorum.)

Son günlerde görsel ve yazılı medyadan takip ediyorum gündemi. Bazı partiler ve sendikalar “tüm taşeron işçiler sendikalı olacak, kanuni haklarının hepsini alacak” diyorlar. “Sendikalılar alsın da biz varsın kusur kalalım…” Bugün çalışan emekçi kesimin büyük bir bölümü daha önceki yıllarda olduğu gibi iktidara yükleniyorlar. Ben ise bunun suçlusu olarak sendikaları görüyorum. 1980 darbesinden sonra öyle bir sendika ağalığı düzeni yaratıldı ki, emekçinin hakkını aramayı bırakıp, patronu veya iktidarı nasıl kızdırmayız hesaplarının peşine düştüler. (Türk-iş Genel Başkanı’nın mikrofonunu açık unutup söylediği sözler bunun ispatıdır.)

Daha geçen yıl Türk-İş hükümete ne demişti? “Asgari ücreti önce 2000 TL’ye çıkarın sonra refah payı üzerinde anlaşırız.” Sonuç ne oldu? Asgari ücret 2020 TL.

Bugün işveren ve hükümet 30 gün üzerinden ödenen kıdem tazminatını kaldırma planları yaparken, sendikalardan çıt yok. Sadece “Tazminatlar kırmızı çizgimizdir. Dokundurtmayız”, çıkışı var, o da lafta. Genel grev gibi bir eylem var mı ortada? Yok! Oysa 1980 öncesi bazı işyerlerinde kıdem tazminatı tavanı 45 güne çıkmıştı bile. Düşünün bundan tam 40 sene önce… Bir o günkü sendikalara bakın, bir de şimdikilere…

Uzun sözün kısası, emekçi kesim sadece sendikalara güvenip, yalnızca onların şemsiyesi altında değil, aynı zamanda sosyalizmin çatısı altında birleşmediği sürece haklarını elde etmeleri çok zordur.

Lütfü Özcan – 28.11.2019

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.