Oxfam Raporu: Kıyamet mi kopacakmış!

Oxfam’ın açıkladığı son rapora göre büyük bir otele rahatça sığacak sayıda patronun serveti dünya nüfusunun yarısının servetine denk hale gelmiş. Hesabı kıtalara bölerek yapsalar muhtemelen birkaç zengin danaya girer gibi örneğin Afrika kıtasını alabilir, anlaşılan! Zenginler eskiden ada satın alırdı. Demek artık çocuklarına haritadan beğendikleri bir ülkeyi gerdanlık gibi hediye verebilirler. Sömürgecilik önceki yüzyılların marifeti denir oysa. Sen nelere kadirsin kapitalizm!

Eskiden zenginliği faş etmek çok da makbul sayılmazdı. Zenginlik biraz usturuplu sergilenirdi. Fakirlik de ayıptı gerçi; yoksullar yoksullukları için özür diler gibi yaşarlardı. Soma’da 301 işçiye mezar olan madenden hasbelkader çıkarılmış bir maden işçisinin, “kirletirim” diye ambulansa binmeye çekinmesi hatırımıza gelsin. Sonra mahkeme salonlarında devleti temsilen görev yapanların ölen maden işçilerinin yakınlarına “şov yapma” dediğine de tanık olundu. Taş olsa çatlardı!

Çözüm mü?

Oxfam terazinin bu derece bozulmuş olmasının hayra alamet olmadığını söylemiş. Bir de çözüm niyetine öneride bulunmuş: Zenginlerden daha fazla vergi alınsın, demiş. Hiç itirazımız olmaz, alınsın! Lakin zenginlerden daha fazla vergi alınması ne gelir adaletsizliğini ortadan kaldırır ne de yoksulluğu bitirir. Bunlar şirazesi bozuk düzene sadece makyaj olur. Servet dedikleri zaten işçilerin emeği! Verecekleri vergi zenginlere kalsın. İşçilerden çaldıkları servetleri esas sahiplerine, işçi ve emekçilere geri versinler yeter.

Sözün kısası makyajla bu işler düzelmez. Yoksulluğu gerçekten bitirmek mi istiyorsunuz? Gelir adaletsizliğini tamamen yok mu etmek istiyorsunuz? Öyleyse kapitalizmi bitirin! Çünkü yoksulluğun da, gelir adaletsizliğinin de nedeni kapitalizm.

Unutmadan belirtelim, kuraldır; biri yer, bir bakar, emin olun, kıyamet ondan kopar!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.