Kısa çalışma ödeneği: Kime ödenek, kime destek?

Büyük sözü dinlediniz, mesela en az üç çocuk yaptınız. Aza kanaat ettiniz, çok çalıştınız. Şikâyetiniz az, şükrünüz bol oldu. Bir kapı kapanırsa, öbürü açılır dediniz. Dirayetle hayata tutundunuz… Sonra salgın geldi. İşyerlerinin çoğu kapandı ya da üretimi azalttı. Bazıları sahiden, bazıları palavradan! Sonuçta iş gitti, maaş gitti! Ama çocuğunuz ekmek, ev sahibiniz kira, şirketler su-elektrik-doğalgaz-telefon-bilet vs. parası istemeye devam ediyor. Ne yapacaksınız?

Çocuğunuz olmasa, elektrik-su-doğalgaz-telefon hepsini kapatsanız, sadece kuru ekmek yeseniz yine de kira vermek zorundasınız. Sonuçta ormanda yaşamıyoruz… O yüzden, gemisini yürüten kaptan; giden gider, kalan sağlar bizimdir, denemez. Denmemeli! O yüzden zaten açlık sınırındaki asgari ücrete (o da işi varsa) yarı aç yarı tok çalışabilen milyonlarca işçiye emekçiye, kötü gün için keşke kenara bir 50 bin lira koysaydın türü aklı evvel tavsiyelerde bulunulamaz. Bulunulmamalı! Milyonlarca işçi emekçi bulundukları duruma kendileri düşmedi. İçinde bulundukları işsizlikten yoksulluğa dek durumlar bir kişisel hesap hatasının değil sistem hatasının sonucu…

Kısa çalışma ödeneği, işsizlik sigortası, yoksulluk ödeneği, ücretli izin, işten atmanın yasaklanması, şu bu… İşte bütün bunların hepsinin nedeni, açıklaması bu: Milyonlarca işçinin emekçinin hayatta kalabilmeye devam edebilmesinin sağlanması! Yani ödenekler araç, işçinin-emekçinin hayatını idame ettirmeye devam edebilmesi amaç! Doğal olarak amacın hâsıl olabilmesi için tek bir işçi-emekçi dahi dışarıda bırakılmamalı. Vermemeyi değil her bir emekçiye verebilmeyi gözeten bir işleyiş kurulmalı. Bunun yolu ödeneği vermeyi kolaylaştırma ve basitleştirmeden geçiyor.

Yapılması gerekenler açık. İşten atmalar yasaklanmalı. Ücretsiz izin uygulaması kesinlikle engellenmeli. Kısa çalışma ödeneği uygulanacaksa çalışma süresine ve primine bakılmaksızın tüm çalışanlar hak kaybı olmaksızın tam maaşlarını almalı. Tüm işsizler süre ve şart olmaksızın işsizlik sigortasından yararlanmalı. Hiçbir ödenek asgari ücretin altında kalmamalı. Asgari ücret dört kişilik bir ailenin insanca yaşamasına yetecek düzeyde olmalı.

Kaynak mı? Zaten tüm ödeme ve ödenekler işsizlik fonundan alınıyor. Kısa çalışma ödeneğinden işsizlik sigortası ödemelerine patronların üstlendiği hiçbir maliyet yok. Üstelik şimdi işten çıkarmayı yasaklama ambalajıyla patronların işçilerini ücretsiz izne çıkarmasının da önü açılıyor. İşçiye ücretsiz izin süresince ödenecek günlük 39 lira 24 kuruş dahi işsizlik fonundan çıkacak. Mevcut haliyle patronların ellerini taşın altına koydukları tek bir konu dahi yok. Teşvikler, destekler, ötelemeler, silmeler vs. çabası.

Yine de hiç yoktan iyidir, denebilir mi? Denemez! İşsizlik fonu zaten işçilerin! Sistemin çarklarını çeviren de, vergilerin dörtte üçünü ödeyen de zaten işçiler emekçiler. Buna mukabil tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tüm zenginliğin yüzde sekseni bir avuç ultra zenginin elinde toplanmış durumda. Üstelik işsizlik fonundan en fazla yararlanan da bunlar, işçiler değil. Sermaye işsizlik fonundan tamamen elini çekmeli. Kaynak için sermayeye ek vergi getirilmeli. İşten çıkarmalar yasaklanmalı. Esas olan ödeneklerin ismi değil işlevi. Tek bir işçi emekçi dahi ücret kaybına uğramamalı. Gelirsiz her bir haneye insanca yaşayacak destek verilmeli. 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.