Belarus: Rejim, sınıf ve sol

133

9 Ağustos başkanlık seçimlerini oyların %80’ini aldığını iddia ederek kazandığını söyleyen Lukaşenko’ya karşı patlak veren kitlesel eylem ve grev dalgası sürüyor. 1994’ten beri iktidarda olan ve ülke kaynakları ile zenginliklerinin özelleştirilme süreçlerini yöneten Lukaşenko, eylemcilere karşı İçişleri Bakanlığına bağlı paramiliter çeteleri sokağa indirmiş durumda. Ülkenin batısı sanayi işçilerinin grev dalgasıyla felç olmuşken, Lukaşenko Belarus ordusunu batı sınırında “tatbikat” eğitimine gönderdi. Bunların yanı sıra fabrikalarda kurulan grev komitelerinin başını çeken işçiler de dahil olmak üzere bugüne kadar onlarca grevci işçi tutuklandı; basın, tutuklu eylemcilere işkence ve tecavüz edildiğine dair bulgular yayımladı. En az 7000 kişinin tutuklandığı ve 3 işçinin rejim tarafından öldürüldüğü bilinirken, gözaltındaki 80 eylemcinin ise akıbeti henüz bilinmiyor.

Belarus emek örgütlerinin verilerine göre ülkede 150 fabrika greve çıktı. Ülkenin en büyük fabrikaları, madenler, mezbahalar, demiryolları, tiyatrolar, hastaneler felç olan işyerleri arasında. Minsk traktör işçilerinin, Soligorsk ise maden işçilerinin grevleriyle çalkalanıyor. Soligorsk Grev Komitesi önderi bir işçi 24 Ağustos’ta tutuklandı. Avrupa ve Rusya boyunca grevci işçilere büyük bir sempati mevcut. Savunma Bakanlığı ise yaptığı açıklamada işçileri “faşist” olarak damgaladı ve eylemcilere polis ile değil orduyla müdahale edeceğini duyurdu. Lukaşenko grevci fabrika işçilerinin işten atılması ve yerlerine yenilerinin alınması çağrısı yaptı.

Bu tablo karşısında, Tunus’ta Bin Ali’yi, Mısır’da Mübarek’i, Suriye’de Esad’ı savunmuş olan reformist sol ise, Ukrayna’da 2013’te sergilediği tutumu yineleyerek, işçilerin rejimle savaşımını, NATO’nun Putin’le savaşımı gibi lanse ediyor ve Lukaşenko’ya desteğini sunuyor. İşin ilginç yanı Belarus’un üç büyük muhalefet grubunun ikisi Putinci ve ABD Devlet Bakanı yardımcısı Stephen Biegun, Belarus işçilerinin devrimci kalkışmasının nasıl durdurulabileceğini tartışmak için Moskova ve Kiev ziyaretleri düzenlemiş durumda.

Dolayısıyla Belarus işçilerinin karşısındaki güç uluslararası bir karşıdevrim cephesi. Bu cephenin bileşenleri Lukaşenko-Putin rejimleri, ABD ve Avrupa Birliği. Bu cephenin niyeti fabrikalarda kurulmuş bulunan grev komitelerinin ulusal siyasette etkili olmasının önüne geçmek. Lukaşenko-Putin rejimlerinin ABD emperyalizmiyle taktiksel ayrılıklarını sınıflar mücadelesinin kendisinin yerine geçirmeye çalışmak ise işçilerin kurtuluş mücadelesine bir ihanet olmaktan öteye gitmiyor. Burjuva muhalefetin burjuva kesimlerle (ABD) sürdürdüğü diplomatik ilişkiyi işçilerin isyanını yermek için kullanmaya çalışmak ise basit bir güldürü unsuru olarak kalıyor.

Belarus işçi sınıfı, kapitalist blokların bütün fraksiyonlarından kopmayı ajandasına alan bir sosyalist acil eylem planının etrafında birleşmeye ihtiyaç duyuyor. Fabrikalardaki grev komitelerinin Tüm Belarus Grev Komiteleri Kongresi altında ulusal bir koordinasyon ve önderlik inşa etmesi, Doğu Avrupa devrimi için devasa bir adım anlamına gelecektir.

Yorumlar kapalıdır.