Sahte içki: Devletin vatandaşını metil alkol ile cezalandırması

7

Korona’nın canımızı fazlasıyla sıktığı, aşıyı umutsuzca beklediğimiz bir dönemde, her gün bir yakınımızın, tanıdığımızın daha hastalandığı günlerden geçiyoruz. Erdoğan’ın ekmek söylemi üzerinden kimsenin eski Türkiye’deki gibi hiç bir şeye muhtaç olmadığını belirttiği anda hâlâ kimsenin doğru düzgün grip aşısına bile ulaşamadığını hatırlatalım. Toplumsal sağlığımız iktidar ve korona tarafından tehdit edilirken, başka bir kamusal sorun yine kendini hatırlattı, devletin göz yumduğu metil alkol zehirlenmeleri, bilindik adıyla kaçak alkolden ölümler.

10 Ekim 2020

Kırıkkale’de başlayan ve ardından İzmir’e sıçrayan kaçak içkiden ölümler 13 Ekim’e gelindiğinde 43 kişiye yükselmişti. 29 Ekim itibariyle ise ölümler ülke sathında 87’ye çıkmış durumda. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bu zehirlenmeden sonra 2020 yılı verilerinden yaptığı açıklaması ise “Yapılan operasyonlarda 2.242 şüpheli hakkında adli işlem yapılmış, 215.285 şişe ile 606.706 litre sahte/kaçak alkollü içki ele geçirilmiş ve 128 adet yasa dışı alkollü içki imalathanesi deşifre edilmiştir.” şeklinde olmuştu.

Gerçekte olan ne?

Sondan başlayacak olursak, metil alkolün fermantasyon ve damıtma ile insanı zehirleyebilecek oranlara getirilmesi sadece endüstriyel amaçlarla kullanılmak istendiğinde gerçekleşebilir. Ve metil alkol insanlar için kesinlikle zehirli ve öldürücü maddedir. Devlet metil alkol üretimi yapan yerleri bilir ve ne kadar üretim olduğunu takip eder, yani bizi yönetenler aslında buna göz yumuyor. Ama, insanları bu tehlikeye rağmen kaçak alkol kullanmaya yönlendiren asıl neden, aşırı pahalı alkol fiyatlarının nedeni olan yüksek vergiler.

Yüksek vergi ile ne amaçlanıyor?

Son 10 yılda alkollü içeceklerden alınan ÖTV rakıda yüzde 443, birada ise yüzde 365 arttı. Mesela rakı tüketimi 2004 yılında 44 milyon litre iken, 2018 yılında 27 milyon litreye düşmüş, buna rağmen 2006 yılında içkiden ÖTV’deki payı %5 iken şimdi %10 çıkmış durumda. İktidar aslında bununla toplum sağlığını korumayı amaçlamıyor, içki içenlerden hem rant elde ediyor hem de onları bir nevi cezalandırıyor.

Ceza değil, toplumdan yana uygulamalar!

Amerika’da 1919’dan 1933’e kadar uygulanan ülke çapındaki alkol yasağının nasıl kaçak üretimi ve buna bağlı mafyalaşma ve denetimsizliği artırdığını bir şekilde duymuşuzdur. Hatta Sergio Leone yönetmeni olduğu Bir Zamanlar Amerika’da filminde bu konuyu dramatik bir şekilde ele alır. Alkol önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi insanın yerleşik hayata geçmesiyle beraber yaşamın bir parçası olmuştur ve değiştirilemez, yasaklanamaz. Önemli olan onu toplum sağlığına tehdit olmayacak şekilde denetlemek ve tüketimi konusunda toplumu bilinçlendirmek.


Yorumlar kapalıdır.