Yoksulluk ve AKP kapitalizmi!

347

Yoksulluk bir tercih ya da şansızlık değil, sömürü ve eşitsizliğin yarattığı korkunç bir sonuç. Öylesine bir sonuç ki adeta genetik bir hastalık gibi nesiller boyu devam edebilen bir lanet. Maruz kalanları fiziken ve ruhen çökerten yoksulluğun temel nedeni kapitalizm. Milyarlarca insan, adını dahi bilmedikleri bu sömürü düzeninin kurbanları olarak dünyada cehennemi yaşıyorlar. Yoksulluğu doğal kabul etmemek, kaçınılmaz görmemek, ortadan kaldırmak için her şeyi yapmak gerekiyor. Kapitalizm yok edilmedikçe yoksulluk bitmez.

Kapitalist düzene kendince sağ, sol, dindar, milliyetçi vb. kıyafetler giydirerek toplumları kandırmak isteyenler çok oldu. AKP de “kapitalizme abdest aldırarak” bunu yapmaya girişenlerden biri. Faize kâr payı diyerek, sadakayla sömürüyü gizleyerek, aç yatmayan komşu bırakmayarak, yoksulluk da zenginlik de imtihan diyerek neredeyse 20 yıldır din kisvesi altında kapitalist düzenin çarklarını çevirdi. Sömürü ve eşitsizlik yaratmada öyle başarılı oldu ki bir ara tüm kapitalist dünyanın teveccühüne dahi mazhar oldu.

Halk mı? İstanbul Bağcılar’dan bir kadın daha birkaç gün önce şöyle diyordu: “62 yaşındayım, kara lastik giyiyorum. 62 yaşındayım daha eskittiğim iki ayakkabı.” Bunun istisna olduğunu sanan varsa diye bir cümle yazmak gereksiz. Ermenek’te oğlunu madende iş cinayetinde kurban veren babanın cenazede ayağında olan da bu kara lastikti. Şırnak’ta mayın patlaması sonrası hayatını kaybeden asker oğlunun cenazesindeki babanın ayağında olan da! Kara lastiğin ötesi zaten ayakkabısızlık.

Ömrü boyunca iki ayakkabı eskittiğini söyleyen 62 yaşındaki kara lastikli kadın sözüne şöyle devam ediyor: “Razıyım devletimden, ama bu kadar da olmaz!” Evet, işsiz sayısının 10 milyonu aştığı, çalışanların üçte ikisinin aldığı ücretle ancak yoksulluk koşullarında bir hayat sürebildiği, emeklilerin çoğunluğunun zaten süründüğü bir tabloda Saray dışında “bu kadar da olmaz” demeyecek kimse kalmadı. Bir de “askıda ekmek” mucidi Bahçeli!

Biz razı değiliz! Kapitalizm var oldukça, ne “kuru ekmek yiyorsa demek ki aç değil” diyenler, ne de dokuz yaşındaki çocuğun boğazını sıkıp, “devleti de, zabıtayı da tanıyacaksın” diyenler biter. Bataklığı kurutalım ki bu düzen de, ondan beslenenler parazitler de yoksullukla birlikte son bulsun.

Yorumlar kapalıdır.