Aile ve Nüfus 10 Yılı’nın ardındaki gerçek: evlenme ve boşanma istatistikleri

TÜİK, 2025 yılı evlenme ve boşanma istatistiklerini yayınladı. Önceki yıllara benzer bir şekilde evlilikler azalırken boşanmalar artmaya devam ediyor. Daha geniş aralıkta bir karşılaştırma yaparsak çok daha çarpıcı bir sonuç görüyoruz. 2001 yılında her altı evliliğe karşılık yalnızca bir boşanma gerçekleşirken 2025 yılına gelindiğinde artık her üç evliliğe bir boşanma düşüyor.

Boşanmaların evlilik süresine göre dağılımı incelendiğinde de ilk aşamada göze çarpmayan fakat anlamlı olabilecek bir bilgi daha var. Eskiden boşanmaların yüzde 41 seviyelerindeki çok büyük bir kısmı evliliğin ilk beş yılında yaşanırken, bu oran yüzde 34 seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Öte yandan altı ile on yıl arasındaki boşanma oranları hep aynı sabit seviyelerde kalıyor. Peki bu ne demek? Artık evli kalınan süre boşanmaya karşı bir kalkan değil ve boşanma evliliğin ileri yıllarına da nüfuz ediyor. Ortada yapısal bir mesele var, aile kurumu uzun vadeli direncini yitiriyor.

2025 yılı istatistikleri, ortalama ilk evlenme yaşında da önemli bir değişiklik olduğunu gösteriyor. Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlar için 2001-2025 arasında 22,7’den 26’ya yükselmiş. Erkeklerde ise bu 26’dan 28’e yükselmiş. Ortalama ilk evlilik yaşı yükselirken kadınların da erkekleri yakaladığı görülüyor. Evliliğe teşvik kampanyaları kapsamında evlenenlere dağıtılan kredilerin evlenme yaşı düştükçe artması da bu bilgiyle düşününce tesadüf değil gibi duruyor. Devlet, 18-25 yaş aralığında evlenenlere 250 bin lira, 26-29 yaş aralığındakilere ise 200 bin lira kredi imkânı sunuyor. Yani ne kadar erken evlenirsen o kadar çok destek alırsın diyor.

Tüm bunlarla birlikte düşününce 2025 yılı neden Aile Yılı ilan edilmiş, sonrasında neden Aile ve Nüfus 10 Yılı olmuş anlamak daha da kolaylaşıyor. Nüfus artış hızı düşüyor, ülke yaşlanıyor. Evlilik sayısı azalırken boşanmalar artıyor. İktidarın aileyi kurtarma ve güçlendirme adına attığı devasa adımlar işte bu yüzden. 2026 yılı bütçesinde Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Programı için ayrılan kaynak tam 21 milyar 804 milyon lira. Çünkü aileden vazgeçilemez. Devlet sosyal politika alanından uzaklaştıkça, bakım emeği kadınların ev içi ücretsiz emeğine havale ediliyor. Dolayısıyla ailenin güçlü olması demek, devletin el çektiği toplumsal alanların kadınlar tarafından ücretsiz bir şekilde sürdürülmesi demek.

Yorumlar kapalıdır.