Okur mektubu: Düzen, bedenimize uymayınca

Erkek egemen bir mühendislik alanından mezun bir kadınım. Geçtiğimiz günlerde Kadıköy Belediyesi’nde çalışan kadınların oluşturduğu Mor Liste’nin taleplerini listelediği bir röportaja denk geldim. Bu röportajda “eşit işe eşit ücret” gibi benimsediğim ve bildiğim acil taleplerin yanı sıra “kendi bedenimize uygun iş giysileriyle çalışmak” ve “ayda bir günlük regl izni” gibi o kadar aşina ve alışık olmadığım ifadeler de yer alıyordu. Bu da beni şunu düşünmeye itti: Öylesine temel ihtiyaçlarımız bile görmezden geliniyor ki bu alandaki varlığımıza bir reddiyenin sürmediğini iddia etmek imkânsız. Bu yok sayılma, gündelik yaşamımızın zorunluluklarını bile görünmez kılıyor.

Hele şu “bedenimize uygun” ifadesini gördüm mü ben bile bunları kanıksadığımı fark ettim. En yüksek risk grubuna giren bu alanda, sahada çalışırken beni koruması gereken ama kafama bile oturmayan baretler, üzerimden dökülen iş kıyafetleri… Hepsi erkek vücuduna göreydi. Bunları hatırlamak epey canımı sıktı. Ne zaman sahada çalışılsa karşılaştığım bir diğer soruna, tuvalet sorununa aklım gitti. Büyük sıklıkla, tüm kadın çalışanların kullanabileceği tek bir tuvalet bulunurdu. Erişilmesi oldukça zor ve hele ki bazı durumlarda kapısı (sanki her bölümde erişebilecekleri tuvalet yokmuş gibi) erkek çalışanlar kullanmasın diye kilitlenen bu tuvaletleri unutamıyorum. Sıklıkla bu ihtiyacımı görmezden gelerek günümü geçirmeye çalışırdım. Böylesi temel ihtiyaçların bile yok sayıldığı bir sektörde regl izniymiş vs. konuşulabileceğine dair de inancı kalmıyor insanın.

Sürekli salt varlığınla bile rahatsızlık veriyormuş gibi hissetmeye koşullandığında mağlup rolünü kabul etmek de kolay. Oysa ki bu talepleri, daha iyi bir yarını beklemeden bugünden örmek gerek. Erkek ağırlıklı sektörlerde bu oldukça kritik. Bu örneklerin uygulandığını görmek gerçekten güç veriyor. Sendika içerisindeki kadın-erkek eşitliğini sağlayabilmek amacıyla oluşturulan Mor Liste’nin toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir TİS oluşturma hedefiyle sıraladığı gündemler de bende bu hissi yaratan en son örneklerden oldu. 

Çalışma koşullarını iyileştirmek için kadın emekçiler olarak özgül sorunlarımızı paylaşmalı, tartışmalı ve yüksek bir sesle talep etmekten sakınmamalıyız. Verdiğimiz her mücadele, diğer kadınlara da emsal olacaktır. Eşit temsile dayalı sözleşmeler istiyoruz. Bedenimize uymayan ekipmanları da, bize uymayan düzeni de reddediyoruz. Dayanışmamız büyüdükçe bu düzen değişmek zorunda kalacak. Eşitliği kuracak olan biziz.

Mühendislik mezunu bir kadın

Yorumlar kapalıdır.