Siyonizmin tutsak ettiği filo katılımcıları anlattı
Gazze’deki ablukayı yıkmak ve Filistin halkına insani yardım ulaştırmak için Gazze’ye doğru yola çıkan Küresel Sumud Filosu, 29 Nisan günü uluslararası sularda Siyonist varlığın saldırısına uğradı. Gemilerine Siyonizmin yıktığı Filistin köylerinin adının verildiği filonun ilk gemileri nisan ortasında Barselona, İspanya’dan yola çıkmıştı. Augusta, İtalya’da diğer gemilerle buluşan filo, 26 Nisan’da 50’den fazla gemiyle, dünya tarihinin en büyük sivil filosu olarak, Akdeniz’in diğer limanlarından çıkacak gemilerle buluşmak üzere Gazze’ye doğru yolculuğuna devam etti. 29 Nisan’da Siyonist varlık 22 gemiye korsan bir saldırıda bulunarak 180 Filistin dostunu kaçırdı. Siyonizmin deniz hapishanesinde esir tutulduktan sonra Girit’te serbest bırakılan filo katılımcılarından 59’u 1 Mayıs günü İstanbul’a getirildi.
İstanbul’a getirilen filo katılımcılarından Görkem Duru (Türkiye), Monica Schlotthauer (Arjantin), Ezequiel Peressini (Arjantin) ve Andriy Movchan (Ukrayna), İşçi Demokrasisi Partisi’nin 3 Mayıs günü düzenlenen “Siyonizmin tutsak ettiği filo katılımcıları konuşuyor: Küresel Sumud Filosu ve Filistin Mücadelesi” adlı etkinliğinde son süreci ve deneyimlerini kamuoyuyla paylaştı.
Etkinlik, Siyonist varlığın işgal topraklarında esir tutmaya devam ettiği filo katılımcıları Saif Abukeshek ve Thiago Ávila için özgürlük sloganlarıyla başladı. İşçi Demokrasisi Partisi Merkez Komite üyesi ve İşçilerin Uluslararası Birliği-Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE) Uluslararası Yürütme Kurulu üyesi Görkem Duru, açılış konuşmasında neden filonun bir parçası olduklarından bahsetti ve son durumu aktardı. Filonun Türkiye ayağının organizatörlerinden olan Duru, Trump’ın sahte barış planı altında işgalin ve soykırımın normalleştirilmeye çalışıldığına dikkat çekti.
“Filistin mücadelesi bizle başlamadı, bizle son bulmayacak. Biz sadece Filistin halkının yıllardır yaşamakta olduğu eziyetin, işkencenin, ablukanın, şiddetin sadece kısa bir fragmanını yaşadık”
Duru Siyonist varlığın gemilere nasıl saldırdığını, filo katılımcılarını işkenceyle kaçırıp “toplama kampı” gibi inşa edilen deniz hapishanesine nasıl götürdüğünü ve gemide maruz kaldıkları şiddeti aktardı. Bununla birlikte, karşı karşıya kaldıkları işkencenin Filistin halkının yıllardır yaşamakta olduğu eziyetin, işkencenin, ablukanın, şiddetin sadece kısa bir fragmanı olduğunun altını çizdi. Bu süreçte Yunanistan hükümetinin Siyonist varlıkla işbirliği yaptığını da anlatan Duru; tüm hükümetlerin Siyonist varlıkla ilişkileri sürdürdükçe işgali ve soykırımı meşrulaştırdıklarını, dünya haklarının hükümetlerine İsrail’le askeri, ticari, diplomatik tüm ilişkileri kesmeleri için basınç uygulamaları gerektiğini vurguladı. Filonun Filistin direnişini destekleme bakımından şu anda dünyadaki en büyük enternasyonal kampanya olduğuna da dikkat çeken Duru; önümüzdeki sürece ilişkin olarak 33 geminin Girit açıklarında beklediğini, Marmaris’te ve başka Akdeniz limanlarında hazırlıkların devam ettiğini ve filonun tekrar yola çıkacağını paylaştı.
“Filistin, dünya sınıflar mücadelesinin en önemli başlıklarından biri”
Arjantin’de Sosyalist Sol (IS) ve İUB-DE önderlerinden olan ve aynı zamanda filonun Arjantin ayağının organizasyonunda da yer alan Ezequiel Peressini, geçen yıl da filoya katılan biri olarak filonun önemini ve dinamiklerini geçen yılla birlikte değerlendirdi. Siyonist Nazi varlığın özellikle aşırı sağcı Trump hükümeti olmak üzere dünya hükümetlerinin desteğiyle soykırımı sürdürdüğünü belirten Peressini, İsrail’in Filistin’de uyguladığı ablukanın kırılmasının ve Filistin mücadelesinin yükseltilmesinin dünya sınıflar mücadelesinin en önemli başlıklarından biri olduğunu ifade etti.

Geçen sene Filistin’e destek amacıyla liman işçilerinin grevleri, ABD’de öğrencilerin üniversite işgalleri gibi geniş çapta eylemlerin yükseltilmesi gerektiği söyleyen Peressini; filonun Filistin halkının mücadelesiyle uluslararası çapta dayanışmanın somut bir örneği olduğunu, bu nedenle İUB-DE olarak filoya katıldıklarını ve bu sürecin Trump hükümeti ile Siyonist İsrail’e karşı uluslararası birleşik hareketin bir örneğini teşkil ettiğini söyledi. Seferberliğin odak noktasının sadece Saif Abukeshek ve Thiago Ávila değil, aynı zamanda Siyonist İsrail tarafından mahkûm edilen binlerce Filistinli siyasal tutsağın da özgürlüğü olduğuna dikkat çeken Peressini, düzenlenen etkinliğin Filistin mücadelesine ve Küresel Sumud Filosu’na destek için uluslararası kampanya ve seferberliğin bir parçası olduğunu ifade etti.
“Ukrayna ve Filistin halklarının mücadelesi ortak”
Ukrayna ile Dayanışma İçin Avrupa Ağı (ENSU) üyesi Andriy Movchan, konuşmasında filoda Ukrayna’yı temsil etmenin öneminden bahsetti. Gazze’deki ablukayı kırma ve Filistin halkına yardım götürme amaçlarının yanı sıra Ukrayna’ya dair basmakalıp fikirleri de yıkmak ve işgal altında, ezilen bir başka ulus olarak Filistin’le dayanışma göstermek istediklerinden bahseden Movchan, Putin ve Rusya’nın Siyonizmle işbirliğine ve Rusya’nın soykırımı nasıl beslediğine dair bir arka plan sundu. İşgal, emperyalist saldırganlık ve yayılmacılık karşısında Ukrayna ve Filistin halklarının mücadelesinin ortak olduğunu ifade etti. Filonun Ukrayna delegasyonu olarak sloganlarının “Ukrayna’dan Filistin’e işgal suçtur” olduğunu söyleyen Movchan, Ukrayna solu olarak mücadeleleri birleştirmenin önemini savunduklarından bahsetti.
“Filistin halkını ve Filistinli tutsakları savunmak için mücadeleye”
Arjantin’de Sosyalist Sol (IS) ve Sol Cephe’den (FIT-U) milletvekili olan demiryolu işçisi Mónica Schlotthauer, geçen yılki filonun aksine bu yıl filoya katılan tek milletvekili. Schlotthauer, bir eylem birliği ve birleşik mücadele örneği olarak filonun öneminden bahsederek sözlerine başladı. Emperyalizmin yağması altında olan bir ülkeden gelen işçi ve Troçkist bir milletvekili olarak parlamentoda Filistin mücadelesini dile getirdiklerini, Filistin mücadelesine ilişkin herhangi bir kafa karışıklığına yer olmadığını, Filistin’i savunurken Filistin’in kendi silahlı direniş hakkını da savunmak gerektiğini söyleyerek emperyalizm ve Siyonizm karşısında Filistin halkını ve Filistinli tutsakları savunmak için mücadele çağrısında bulundu.
“Filistin feminist bir perspektifle de desteklenmeli”
Aynı zamanda bir sosyalist feminist olan Schlotthauer, Siyonizm kadınları kendi propagandası doğrultusunda bir araç olarak kullandığı ve faşizm kadınları doğrudan hedef alan bir ideoloji olduğu için filoda kadınların varlığının çok önemli olduğundan da bahsetti. Siyonizmin saldırılarından en fazla etkilenenler arasında Filistinli kadınlar olması, Filistinli kadınların 70 yıldır işgal ordusunun baskısına direnmesi ve işgal koşullarda toplumsal yeniden üretimin tüm yükünü kadınlar omuzladığı için Filistin’in feminist bir perspektifle de desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.
“Türkiye’de sosyalistler ve sendikalar Filistin mücadelesine daha fazla güç vermeli”
Etkinliğin sonunda Görkem Duru tekrar söz alarak dünya hükümetlerinin Filistin konusunda ikiyüzlü söylemlerini eleştirdi ve dünya halklarının İsrail’le tüm ilişkilerin kesilmesi için hükümetleri üzerinde basınç uygulaması gerektiğini bir kez daha belirtti. İsrail’e silah sevkiyatını engellemek için limanları kilitleyen İtalyan liman işçilerini örnek vererek Filistin mücadelesinde örgütlülüğün, sınıf hareketinin ve seferberliğin önemine ve bu doğrultuda Türkiye’de de sosyalistlerin ve sendikaların Filistin mücadelesine daha fazla güç vermesi gerektiğine dikkat çekti.
Etkinlik, “Nehirden denize özgür Filistin!” ve “Saif’e özgürlük! Thiago’ya özgürlük!” sloganlarıyla sona erdi.
Yorumlar kapalıdır.