Belediyelerde örgütlenme: 2026 TİS’leri

Date:

Share post:

Gazete Nisan’ın 89. sayısındaki (2025 Kasım) yazıda, belediyelerde sendikalaşma süreci ve beraberinde gelen kazanımların ekonomik anlamda, ülke koşullarıyla birlikte düşünüldüğünde bir yere oturduğundan, politik kazanımların ise sınırlarının olduğundan bahsetmiştim. Ekonomik kazanımlardan temel kasıt, belediye işçilerinin asgari ücrete mahkûm kalmamasının kısmi bir başarı olarak görülebilecek olması. Değineceğim iki husus var. Birincisi, kısaca bu başarının temel sebeplerinden bir tanesi ne kadar yoksullaştırıldığımızla doğrudan ilişkili. 2026 için belirlenen asgari ücret açlık sınırının altında. Enflasyonun tavan yaptığı, dövizin/altının katlandığı geçtiğimiz yıllarda bile asgari ücrete yılda iki zam yapılırken; yüksek enflasyonun etkilerini daha yoğun hissettiğimiz takip eden yıllarda, son iki yıldır asgari ücrete yılda bir zam yapılıyor. Ki bu göreceli başarı, mesela bir seçim zamanı, asgari ücrete yapılabilecek yüksek oranlı zam ile bir anda başarısızlığa dönüşebilir ve belediye işçilerini bir tür kısırdöngüye sürükleyebilir.

İkinci ve bu yazıda değinmek istediğim mesele ise şu. Göreceli ekonomik başarıyı sürekli hale getirebilecek olan politik kazanımların elde edilmesi, işçi sınıfının tabandan örgütlenmesi, birleşik mücadele inşa edilmesinin gerekliliği üzerine. Ancak ve ancak bu sayede gerek biz belediye işçileri olarak sözümüzün daha fazla geçtiği toplu sözleşmelere imza atabiliriz gerekse de toplumu açlık sınırının altına mahkûm edenlere karşı dövüşebiliriz. Ortak sorunlarımıza ortak çözümler bulmamız gerekiyor. Sınıfın tüm işkollarında, toplumun her kesiminde ezilenler olarak birleşik mücadele etmemizin yolu, aynı işkollarında örgütlenen işçilerin de birliğinden geçiyor. En azından aynı sendikada örgütlenen işçiler olarak bir araya gelmenin yollarını daha fazla aramalı ve bulmalıyız. Belediye işçilerinin bu bağlamdaki avantajı, pek çok farklı meslekten olmakla birlikte, aynı işkolunda olmamız ve aynı sendikada örgütlenebilmemiz. Bizler bugün tabandan örgütlenen, birleşik, devrimci bir işçi siyasetinin inşasının gereğini görmezden geldikçe kaybediyoruz. Bu arada kamuda işkollarının ayrılmasının da her zaman bir ihtimal olduğunu not edelim. Bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda biz işçileri bir arada tutacak olan tutkal birleşik mücadeleden geçiyor. Bu mücadelenin nüveleri belediye işçileri arasında mevcut. Elde ettiğimiz tüm haklarımız, bir arada okunduğunda bir kazanımı ifade eden, toplu sözleşmelerimizdeki her bir maddenin kelimeleri, mücadeleler ile yazıldı.

Yine de bugün kabul etmeliyiz ki bu nüveyi büyütecek taban örgütlenmesinin uzağındayız. Ve 2026, belediye şirketlerinde toplu sözleşmelerin yenileneceği yıl (bazı belediyelerde yenilendi). Sendikalarımız bizlerin doğal örgütleri. Bizler işçi olduğumuz için sendikalarımıza üyeyiz. Bu bağlamda sendikalar bizler için engel değiller, olmamalılar. Birliğimiz için, saatlik-güvencesiz çalışmayı tamamen bitirmek için, kadro mücadelemiz ve toplu sözleşmelerimizi özgürleştirmek için işçi komitelerinin, işçi eğitimlerinin/buluşmalarının, bizi bizle bir araya getirecek yolların taşlarını döşemeye başlamalıyız.

Son Yazılarımız

spot_img