CHP’nin yeni programı: “Aynı nehirde iki kez yıkanmak”

Özgür Özel’in genel başkanlığında CHP bir değişim ve dinamizm süreci yaşıyor. Bu değişim ve dinamizm sürecinin iç ve dış nedenleri var. En önemli neden, CHP’nin AKP karşısında en önemli iktidar adayı parti haline gelmesi. 2024 yerel seçim zaferi bu iktidar adaylığını perçinledi. Son iki yıldır kamuoyu yoklamalarında CHP ya birinci ya da AKP ile başa baş parti olarak görünüyor. Daha da önemlisi iki dönem İstanbul’u kazanan İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığını da kazanabilecek aday olarak öne çıkması. Bunlar CHP’ye değişim ve dinamizm rüzgârı getiren unsurların başında geliyor.

Nitekim iktidar da tabloyu böyle okumakta. İmamoğlu dahil birçok CHP’li belediye başkanı tutuklandı. CHP’li çeşitli belediyelere kayyum atandı. CHP kongreleri iptal edildi, davalar açıldı. CHP’nin kapatılması zikredildi. CHP’ye yönelik siyasi operasyonlar bu minvalde artarak devam ediyor. Lakin bütün bunlar CHP’yi paralize etmedi. Tersine parti daha da kenetlendi. İktidar adayı parti olma hüviyeti daha da güçlendi. İmamoğlu’nun yokluğunda Özgür Özel öne çıktı. Bir anlamda iktidarın hesabı şu ana kadar tutmadı.

CHP’nin iktidar adayı haline gelmesinde esas belirleyici unsur kendi programı ve performansı olmaktan öte iktidarın başarısızlığıydı. İktidarın başta ekonomi olmak üzere zayıf karnesi CHP’nin yerel seçimlerdeki başarısının anahtarıydı. İktidarın başarısızlığı CHP’ye bir şans sundu. CHP bu nedenle yerel yönetimlerde başarılı bir performans ortaya koyarak iktidar adaylığını daha da güçlendirmek istedi. İktidar tam da siyasi operasyonlarla bunun önünü kesmeye yöneldi.

CHP’nin son program ve tüzük kongresi de iktidar adaylığına uygun bir yeniden yapılanma anlamına gelmekte. Yerel seçimlerde sonuç üretmiş Kent Uzlaşısı politikası Kürt siyasi hareketiyle seçim ortaklığını ifade etmekteydi. Bu politika, doğası gereği hem bir işbirliğiydi hem de Kürt siyasetinin talep ve duyarlılıklarını dikkate almaktaydı. CHP’nin “Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye” isimli yenilenmiş parti programında özellikle “Demokrasi için Ayrımcılıkla Mücadele ve Çoğulculuk” ve “Yerellik ve Yerinden Yönetim” gibi başlıklar Kent Uzlaşısı’ndaki işbirliğine programatik bir çerçeve kazandırma çabası olarak görülmeli.

İktidar adayı olarak CHP’nin her kesimden oy alabilmesi gerekiyor. Kürt oyları ise her kesim için son derece değerli durumda. CHP de Kürt oylarını kazanmak için parti programında böyle bir açılım yapmış görünüyor. Lakin başta AKP olmak üzere konu söz vermek olduğunda kimse diğerinden aşağı kalmıyor. “Terörsüz Türkiye” sürecinde Devlet Bahçeli’nin çıtayı “sözle” taşıdığı nokta bu duruma bir örnek. Ama mesele icraata geldiğinde sözler unutuluyor. Süreç adına komisyona sunulan raporlar ortada. Zarfa değil mazrufa bakmak gerekiyor. Değişim mi? Herakleitos’un dediği gibi “değişmeyen tek şey değişimdir.” Değişim hep oluyor. Önemli olan değişimin yönü ve nedeni.

Yorumlar kapalıdır.